İki mektup….

Murat Çelik
1 Mayıs 2012

,,,,,,,,,,“Ben, eşim ve 13 yaşındaki kızım şu anda birer Balyoz davası mağduruyuz, tıpkı yüzlerce diğer aile gibi.
Eşim X, geçen Haziran ayında, üç satırlık imzasız bir belge nedeniyle tutuklandı. Bahsedilen semineri o anda duyduk kısmından mı dem vursam, yoksa hiç haberinin olmadığı bir yazıdan mı?
Malum suçlama nedeniyle aylardır sıkıntı çekiyoruz.

(…)

Sahtelikleri defalarca bilirkişilerce kanıtlanmış bu dijital veriler, hukuk alanında delil bile sayılamayacakken maalesef mahkeme hüküm vermeye gidiyor. Hem de herkese 15 – 20 yıl.
Avukatların ve sanıkların sunduğu hiçbir rapor ve bilirkişi ya da tanık talepleri dikkate alınmadığı gibi, sırf bu yüzden avukatlarda oluşan tepkilerden ötürü mahkemeyi kilitlemekten yine suçlanan avukatlar ve sanıklar oluyor, avukatlar hakkında suç duyurularında bulunuluyor.

Adalet komisyonunda bekleyen yargı paketine sırf bu sebeple eklenmek istenen avukatsız mahkeme çözümü bizleri iyice dehşete düşürüyor.
Savcıların Mart ayında açıkladıkları esasa dair mütalaanın ise geçen Temmuz ayında, henüz soruşturma dahi tamamlanmadan, peşin peşin yazıldığı ve ilk çıktısının Ocak ayında alındığı gibi bilgiler nasıl bir durumda olduğumuzu gözler önüne seriyor.

İşin en çok dokunan kısmı ne biliyor musunuz?
Eşim Haziran ayında savcılığa çağrıldığında ve takip eden yaklaşık iki ayda tutuklamalar saldırganca yapıldı ama ne zaman ki Ağustos ayının sonlarına geldik, daha sonraki sorgular hep serbest kalmayla sonuçlandı.
Bu kişilerin savunmalarını yapmalarının ardından duruşmalara bile gelmelerine gerek duyulmadı.
Hem de delil (!) bakımından hiçbir fark yokken, yine imzasız iki – üç satırlık yazılar…”,,,,,,,,,,,

Ruhat Mengi
30 Nisan 2012

,,,,,,,,,,,,,,,Bana doktorasını Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla ABD’nin en ünlü üniversitesi MIT’de üstün başarıyla yapmış bir elektronik ve atom mühendisi Dr. Faruk Yalman’dan (bulunduğu Silivri Cezaevi’nden) gelen mektup hayretten küçük dilimi yutmama neden oldu..

ŞİŞE BEŞİKTAŞ’A VURMUŞ

Aslına bakarsanız tamamının okunması gereken, inanılmaz bir mektup bu (daha önce duymuş olanlar vardır belki, ben ilk kez detaylarıyla okudum.) .. Film gibi ya da kötü bir şaka gibi.. “Ağustos 2011’de Türk Savunma Sanayii’nin tepesinde, ele güne parmak ısırtan, milli kere milli, Havelsan adlı kuruluşumuzun şunca yıllık önderi iken, ne olduğunu katiyen anlamadan tutuklandım” diye başlayan mektupta “çıkan iddianamede ‘kendisiyle doğrudan veya dolaylı şekilde ilişkilendirilebilecek, mantığa gelir tek bir suç kanıtı olmadığı”.. Buna rağmen “Faruk Yarman Hükümeti cebren düşürmeye teşebbüs etmiştir” imasının bulunduğu bir sahte pusulanın, bir gazoz şişesi içine tıkılarak bir yerden denize bırakılmış olduğu, şişenin (tesadüf bu ya) Beşiktaş İskelesi yakınında bulunduğu ve pusulada yazan bu suçlamaya göre Yalman’ın “hükümet düşürmeye teşebbüs ettiğine hükmedilmiş” olduğu anlatılıyor.

Hani “şişeye aşkını yazıp denize atan romantik kızlar”la ilgili filmler gibi.. Bir film senaryosu olarak bile inandırıcılığı olmadığı için “sabun köpüğü konu” deniyor bunlara.. Ama bizde “yaz şişeye, at denize, balık okumazsa Beşiktaş İskelesi’ne, oradan da Beşiktaş Adliyesi’ne gider” durumu olabiliyormuş… İnsan tutuklamak için yeterli olabiliyormuş..

350 YIL ÖNCE..

Faruk Yarman “Şahsıyla doğrudan ilintisi hiçbir biçimde gösterilmemiş olan ve gösterilmesi esasen mümkün bulunmayan delil demeti uzantısında, bunun ‘karartılması yüksek olasılığı’ gibi anlaşılması imkansız bir tezle tutukluluk halinin devam ettirildiğini, o pusula dışında hiçbir suç kanıtı ortaya konamadığını” bildirirken sanık olarak bilgi sahibi olmadığı ve tartışamadığı suçlamaların bundan 350 yıl önce bile hukuksuz sayıldığını vurguluyor..
Ve diyor ki; “Şimdi kim istese gider, 100 tane bilgisayar alır, hepsine ayrı ayrı ‘fyarman’ kullanıcı adını verir, bunlardan kimin hakkında ne istiyorsa çıkartır, gazoz şişesinin içine koyar, getirip Beşiktaş Adliyesi’nin önüne bırakabilir. Bilgisayar kullanan çocuk bile bilir bunu” ,,,,,,,,,,,