“90. Yaşına Basan Cumhuriyet!”

Fikrimin İnce Gülü Anarşi
Mine Söğüt

Hacdan dönen kadın milletvekilleri artık Meclis’e türbanla gireceklermiş. Olaya “Türban takmak kadının özgürlüğü
müdür, esareti midir?” meselesinden bakarsak, bu sorunun bendeki tartışmasız cevabı, esarettir. Esaret kavramına herkesin benim gibi düşman olmadığını, hatta çoğunluğun bu kavram temelinde kurulan çeşitli düzenleri daha güvenli bulduğunu da bilmiyor değilim.

Ama CHP’li bir milletvekili “Bir hanım milletvekilimiz mini etekle, erkek milletvekilimiz şortla, birisi fesle, birisi sekiz köşeli kasketle gelirse ne olacak? Kıyafet anarşisi çıkar” demiş ya, benim ona ciddi itirazım var. Her ne kadar bazı sözlükler anarşinin anlamını mevcut düzenin endişelerinden beslenerek “kaos, buhran, karmaşa” olarak verseler de, Yunanca kökenli bu kelime aslen “yöneticisiz” anlamına gelir.

O yüzden de bence anarşi, gelmiş geçmiş politik felsefelerin en güzelidir. Öncelikle her türlü otoriteyi her türlü koşulda reddeder. İnsanların birbirlerinin üstünde baskıyla egemenlik kurmaya çalışmadığı, birbirlerini ezmediği, sömürmediği bir dünya hayal eder.

Hiçbir alanda yaptırımın, zorlamanın olmadığı bir yaşam biçimi önerir. Ekonomik kurumlar ve üretim araçlarının özel
mülkiyeti yerine, toplumsal ilişkilere dayanan gönüllülüğü savunur. İnsanın başkasına ihtiyacı olmadan kendi
kendisini yargılayabileceği, doğayla barışık bir hayat sürebileceği konusunda ısrarcıdır. Özgürlük ve özyönetimle biçimlenmiş bilinçli bir toplumun peşindedir.

Bu toplumda, bireylerin ve toplulukların alınan kararlardan etkilendikleri ölçüde söz sahibi olması gerektiğini düşünür. Ancak, hâkim düzenden anarşik düzene geçiş için önerilen yöntemler çeşitlidir. Evet, bu yöntemlerden bazıları şiddet içerir, eylem ve propagandayı itici güç olarak görür ama anarşi mutlak anlamda şiddet demek değildir. Elimizde, evrimci, pasifist, boykotçu ve kooperatifçi modelleri de vardır.

Şu durumda Meclis’te kıyafet anarşisi çıksa ne olur? Meclis çatısı altında kimsenin kimseyi eteği, şapkası, taytı ya da pelerini yüzünden öldürmeyeceğini öngörürsek, anarşinin şiddet içeren seçeneği baştan ortadan kalkar. Düşünün, çarşaflı bir kadınla rasta saçlı bir delikanlı bütçe komisyonunda çalışıyorlar. Minicik bir etek giymiş bir kadın ve frapan giyimli bir eşcinsel hukuk komisyonundalar. Eğitim komisyonu üyelerinden kimi hippi kılıklı ateist, kimi takım elbisede ısrarcı bir idealist.

Ama bu hayali kurmak için öncelikle “Hatta ve hatta ateistin hukukunu da koruyacağız” diye konuşabilen; lafı “O kadar adiliz ki, şu Müslüman halimizle, dinsize imansıza bile hukuk bahşedebiliriz” demeye getirmekten zerre kadar gocunmayan Başbakan’ın iktidardan indirilmesi gerekiyor ki; tam bugün 90’ıncı yaşına basan Cumhuriyet, gericiler tarafından usul usul ortadan kaldırılmasın; kendi iç dinamikleriyle evrimleşerek daha iyiye doğru yol alabilsin.
Bunun için biz Meclis’te artık sadece hacdan değil, Amsterdam’dan, Katmandu’dan ve Küba’dan dönen milletvekilleri de görsek iyi olacak.