Başarı denen virüs…

Kavga etmek için hayat çok kısa…
Zülfü Livaneli

Çevremde ondan bundan yakınan, öfkeyle birilerini eleştiren hırslı insanları gördüğüm zaman onlara diyorum ki: “Bırak bunları. Hayat kavga etmek için çok kısa.” O onu demiş, bu şunu ima etmiş, öteki böyle kızdırmış, beriki şöyle laf sokmuş; inanın hiçbirinin önemi yok.

Eğer tarihi yüzer yıllık dilimlere ayırırsanız (ki epey cömert bir ayrım olur bu) her dönem sonunda yeryüzünde hiçbir tartışma, hiçbir kavga kalmaz. Canlarını dişlerine takarak kavga edenler, kıskananlar, hırslananlar yerlerini yeni kuşaklara bırakır ve sonsuz bir sessizliğe uğurlanırlar.

Pir Sultan Abdal ne demiş: “Yedi kere ıssız kalıp / Dolan dünya değil misin?” Büyük ozan herhalde yedi rakamını laf olsun diye söylemiştir, yoksa dünya kaç kez doldu doldu boşaldı.

Başarı denen virüs

Bu sözlerimin kimseyi etkileyeceğini sanmıyorum. Çünkü insanoğluna, rekabete dayalı korkunç bir hırsla yaşaması gerektiği öğretiliyor. Sanki her çocuk eline kılıçlar, mızraklar, ağlar ve baltalar verilerek Roma arenasına atılan bir gladyatör. Ölmemek için öldürmek zorunda. Ne bileyim; bunlar bana çok tatsız geliyor. Zamanımızda “başarı denilen virüs” öylesine yayıldı ve herkesin içine yerleştirildi ki insanları, böyle bir yaşamın tersinin mümkün olduğuna bile inandırmak güçleşiyor. Sanki “başarılı olmak” gereği her zaman ve herkes için geçerliymiş gibi algılanıyor. Artık günümüzün romancıları, şairleri, düşünürleri, bilim adamları bile “başarı” peşinde koşuyor. Herkesi, Amerikalıların kafalarımıza soktuğu “kazanan” ve “kaybeden” kavramlarına göre yargılıyoruz. Peki Yunus Emre başarılı olmak için mi yazmıştı şiirlerini, Mevlânâ sema dönerken “başarı” peşinde miydi? Çarmıhta can veren İsa kazanan mıdır, kaybeden mi? Ne demişti peygamber: “Her şeyi kaybeden, her şeyi kazanır!”

Uzaktan bakınca…

Anton Çehov‘a kitaplarını Fransızcaya çevirmeyi teklif etmişler. Büyük yazar hayret etmiş: “Onlar anlamaz ki” demiş; “ben Rus hayatını anlattım.”

Neyse; kavgadan başladık başarı koşullanmasından çıktık. Gerçekten de içinde bulunduğunuz sorunlara, hırslara, kavgalara biraz uzaktan bakmayı deneyin. Göreceksiniz ki birçoğuna değmiyor. Bir gün “Elveda dünya ve merhaba kâinat” diyorsunuz. Geride bir hoş sada bırakabildiniz mi bırakamadınız mı; önemli olan bu.

Bir cevap yazın