Bir Mayıs Taksimde kutlanmalı…

1 Mayıs Taksim’de kutlanmalı…
Necdet Saraç

‘Türkiye genelinde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tam bir bayram havasında kutladık. 32 yıl aradan sonra dün Taksim Meydanı 100 bini aşkın işçiyi, memuru ağırladı. Taksim’de tarihi bir gün yaşandı. Yaşanan küçük olumsuzlukları istisna tutuyorum. Onların da nereden kaynaklandığı belli, üstünde durmak istemiyorum…’

Belki şaşıracaksınız ama bunları söyleyen kişi; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan! Söylediği tarih de çok eski değil. Topu topu üç yıl önce: Erdoğan bunları 2 Mayıs 2010 tarihinde Meclis’teki AKP grup toplantısında söylemiş… Üstelik o konuşmada AKP milletvekillerinin de 1 Mayıs mitingine katıldığını söyleyerek bunu bir övünme nedeni yapmış. Erdoğan’ın övünmesi bununla da sınırlı kalmamış. AKP, o yıl yani 2010 yılında İstanbul’un birçok yerine ‘Artık 1 Mayıs hem bayram hem Taksim’de Kutlu Olsun’ diye pankartlar da astırmış… Peki ne oldu da, 1 Mayıs’ın önce geçtiğimiz yıl, şimdi de bu yıl için Taksim’de yapılması yeniden yasaklanıyor? ‘Yeniden’ diyorum, çünkü 1 Mayıs yasakları bu ülkenin acı bir gerçeği! Geleneğe dönüşmüş!

* * *
Dün Meclis’in gündeminde, grup konuşmalarında 1 Mayıs vardı. Başbakan Erdoğan alıngan bir edada 1 Mayıs’ı ‘kişisel bir sorun’ yapmış gibi, bu alınganlığa uygun konuştu. ‘O ne derse öyle olduğu’ için, Erdoğan ‘Taksim yasak, gidin Yenikapı’da ya da Maltepe’de yapın’ dediğinde İstanbul Valisi de, İçişleri Bakanı da hemen buna uygun demeç verdiler. Bir farkla; Vali ‘Maltepe miting alanı henüz hazır değil, Yenikapı olsun’ diye Başbakan’ı düzeltti!

Üç yıl önce Taksim’de 1 Mayıs kutlamasını kendine mal ederek ve ballandırarak anlatan Erdoğan, üç yıl sonra ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Başbakanı olarak tekrar söylüyorum. Taksim’den bir defa ümidinizi kesin’ diyor, arkasından da ‘halkımızın, esnafımızın huzurunu lütfen kaçırmayalım’ diye hem uyarıyor hem de kışkırtıyor. ‘Cam çerçeve kırmaktan, esnafa zarar vermek ten’ bahsediyor… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konudaki kararı, sendikaların talepleri… Sendikacıların döne dolaşa ‘kutlamalara müdahale edilmediğinde kimsenin burnunun kanamadığı, kutlamaların şenlik havasında geçtiğini’ anlatmalarını da duymuyor… Erdoğan için bunların hiçbir önemi yok. Karar verici tek adam kendisi. İster kutlatır, isterse yasaklatır! İster gerer, ister gevşetir, kime ne?

Erdoğan’ın bu yasakçı tavrında, 12 yıllık iktidar döneminin tek yenilgisi olan Gezi eylemlerinin belirleyici etkisi olduğu kesin. Dünya’da Küba’dan sonra en kitlesel kutlamaların yapıldığı Türkiye’de bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının ‘Gezi ruhunu’ hatırlatacağı ve çok farklı toplumsal kesimleri AKP karşıtı büyük bir buluşmada yan yana getireceği kesin! Nitekim Erdoğan bunu bildiğini açıkça itiraf da ediyor: ‘İlla Taksim demeniz; bana, AKP iktidarına karşı yapıyoruz dedirtir, bundan bunu anlıyorum…’

* * *
Seçim sonuçlarına bakınca, Erdoğan, özellikle son birkaç aydır, gerilim siyasetinin kendisini kârlı hale getirdiğini gördü. Her ne kadar ’ bu millet çatışma görmek istemiyor’ dese de yasaklayarak çatışmanın koşullarını kendisi yaratıyor. Ne de olsa ağustosta Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Hedef kitlesi belli: Türkiye’nin yüzde 60’ı. Hayalci değil, gerçekçi. Bütün derdi; Cumhurbaşkanlığı seçimine kendi tabanını daha da ‘kemikleştirerek’ gitmek! Asıl bu yüzden geriyor… Siyasetin CHP gibi yüzde yüze oynayarak, ‘herkes için CHP’ denerek yapılamayacağını çok iyi biliyor! Onun için hem yasaklıyor hem de şimdiden ‘emniyet güçleri gereken neyse onu yapar’ diyerek ‘saldırı’ talimatını veriyor!

Başbakan’ın yasakçı tavrına karşı çıkan BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Demirtaş, ‘Sayın Başbakan bu inadı ve ısrarından vazgeçmelidir’ çağrısı yaptı ve ‘Biz Taksim’e çıkmak isteyenlerle birlikte olacağız’ dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da ‘bırakın insanlar nerede istiyorsa orada kutlasın’ diye konuştu. Ancak Erdoğan’ın söylediklerine bakınca bu açıklamaların ‘fazla yumuşak’ olduğunu söylemek abartı olmaz. Erdoğan’ın gerilimden beslendiği kesin ama onun karşısında sürekli alttan almanın da şu ana kadar kimseye bir faydası olmadı. Acaba diyorum, Kılıçdaroğlu ve Demirtaş yanlarına DİSK ve KESK’i de alarak birlikte kameraların karşısına geçseler ve ‘biz senin yasağını falan dinlemiyoruz, 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz’ deseler ne olur?