Bir yanda ‘halk isyanı’, diğer yanda ‘dinci faşist saldırı’

Bir yanda ‘halk isyanı’, diğer yanda ‘dinci faşist saldırı’
Nihat Behram

Halk güçlerine dört koldan saldırıyorlar. Her yol ve yöntemle. Yalan, iftira, provokasyon, sahte kanıt, gizli tanık, kışkırtma, cop, gaz, pala, koma, kurşun, çivili sopa, gözdağı, küfür, zindan, düzmece belge, linç, pusu… akla hayale gelebilecek her şey! Yandaş medya ve ruhlarını dinci faşizme satmış kalemler, bu saldırıların süslemecileri.

Alçaklıkta sınırları yok! Özellikle de, halkın korku duvarını yıkıp, faşizme karşı direniş ruhunu kuşanmasından ve direnişin ülkede yankılanır olmasından sonra, halk düşmanları azgınlaştılar. Halleri, kuduzun can çekişme sürecindeki saldırganlığını anımsatıyor. Yasasına sığdırma, kılıfına uydurma, saman altından yürütme, sumen altında gizleme, maskeleme gibi yöntemlere de artık gereksinim duymuyorlar.

Muhalifsen, açık saldırının hedefindesin! Faşizmin değişik türlerine dünya tanıktı, “Müslüman Kardeş” türüne de bunlarla tanık oluyor! Muhalif tüm kişi ve kurumlar topun ağzında. Taksim Dayanışması, TMMOB, Çağdaş Hukukçular, Halkevleri, TKP, ÖDP, BDP, Baro, TAYAD, Oda TV, Ulusal Kanal, Halk TV, yazar, aydın, sanatçı ne kadar muhalif varsa! Topu ateşlemede, akla hayale gelebilecek her yönteme başvuruyorlar.

Sistem güdümlü bir grup avukat, “Hükümeti devirmek gayretiyle, toplumu maniple edecek kasıtlı haberler yapıyorlar” diye ‘suç duyurusu’nda bulunmuş! Yurt, Özgür Gündem, Birgün, SoL, Evrensel, Sözcü, Aydınlık gibi gazeteler ve bunların internet sitelerini, “Suçu ve suçluyu övüyorlar, kanunlara uymuyorlar, suç işlemeye tahrik ediyorlar” diye savcılığa şikayet etmişler! Demek ki, bunların ruhları cüppelerinden daha kara! Utanma da yok. Cezaevleri avukat dolu, adliye önünde tekme-kelepçe yerlerde sürüklendiler. Sistem güdümlüler bunları görmüyor. Çünkü, işleri sisteme kürekçilik. İşleri hukuku savunmak değil, faşizme ihbarcılık!

Bir provokasyon da Taksim Dayanışması’na odaklandı. Savcılık, TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi çalışanı Mimar Derya Karadağ, Beyoğlu Semt Dernekleri Sözcüsü Cem Tüzün ve KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan’ın ifadelerinin alınması için talimat vermiş! Taksim Dayanışması, yaptığı açıklamada, “27 Mayıs tarihinden bugüne yaşanan polis şiddeti ve bu şiddet sonucunda hayatını kaybeden, yaralanan arkadaşlarımızın failleri, gerçek suçlular hakkında hukuk kurallarına uygun herhangi bir soruşturma ve yargılama yapılmazken, Taksim Dayanışması temsilcileri, gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmayan imalara, suçlamalara ve soruşturmaya tabi tutulmak istenmektedir. Dayanışmamızın bileşenleri anayasal hak ve ödevlerini yerine getirmekte olup, etkinliklerimiz ve çağrılarımız yasal, meşru ve barışçıdır. Bizler, haklı, demokratik ve meşru taleplerimizi barış içinde ve bir arada savunmaya devam edeceğiz” dedi. Hukuk adına yapılan bu hukuksuzluk karşısında insanın içi sızlıyor. Ülke adına nasıl acı, nasıl hüzün verici bir durum!

Bir yanda halkın haklı isyanı; bir yanda dinci faşizmin kirli, karanlık saldırısı. Geçtiğimiz hafta Yeni Şafak, Star, Samanyolu gibi sistem yandaşı gazete ve internet sitelerinin provokasyon hedefinde ise Halkevleri vardı. “Gezi eylemlerine katılan öğrencilere burs verdiği, katılmayanların bursunu kestiği” türü yalan, provokatif haberler yaptılar. Halkevleri açıklamasında, “Kurulduğundan bu yana, iktidar ve yandaşlarının bize duyduğu düşmanlığı anlıyoruz. Çünkü bizler iki ayrı dünyayı savunuyoruz. Bizim itirazımız, yaptıklarımızla iktidar ve yandaşları tarafından suçlanmamıza değildir. Bizim itirazımız yalana, iftirayadır. Evet, Halkevleri ‚Gezi Eylemleri‘ne katılmıştır. Evet, barınma hakkı için mücadele etmektedir. Evet, Halkevleri barış istemektedir. İnsanlığın ortak değerlerini savunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Kalemlerinden yalan damlayanların ve iktidarın derdi budur.” dedi.

Halk güçleri birleşip, omuz omuza ve bir ağızdan “Haklıyız, kazanacağız” diye bağırdığı an, faşizmin oyunu bozulacaktır. Haklı olan halktır, kazanacak olan da!