Bir Zaman Ağacında Kuşkulu Ölümler…

Bir Zaman Ağacında Kuşkulu Ölümler…

Hikmet Çetinkaya
29 Mart 2012 – Cumhuriyet

Şafağın yolunu açan bir gecenin içinde, kendi avuntularımın rüzgârına kapılmış gibiydim…

Duru bir aydınlığı düşündüm, yaşamı, çocukları, ölümleri.

Bir ara balkona çıkıp gökyüzüne baktım…

Yıldızların kayışını bekledim…

Nicedir katılmış yürekleri, bir zaman ağacını, boşvermişlik içindeki insanlarımızı anlatıyorum.

Bir şarkıyla birlikte yüreğimizdeki ezgi, bizi umuda mı yoksa umutsuzluğa mı sürüklüyordu?

Tandoğan Alanı’nı dolduran on binler, eğitim emekçileri, demokrasi ve özgürlük masalları…

CHP’nin mitingini önemsemeyen, dalga geçen gazeteciler.

***

Siyasal iktidar, Suriye’de yaşananları nasıl algılıyordu?

Yandaş, candaş, dindaş ve sözde liberal arkadaşlar, Türkiye’nin emperyalizmin ağababası ABD’nin taşeronluğunu üstlendiğini gerçekten görmüyorlar mıydı?

Birkaç gün önce yazmıştım, ABD’nin Irak’ı işgal ederken “Ah şimdi Bağdat’ta olmak vardı” diye yazan gazetecileri.

10 yıl önceki yazıları arşivlerde…

Saddam devrilecek, Irak’a demokrasi ve özgürlükler gelecekti.

Nisan ayında İstanbul’da toplanacak olan “Suriye toplantısı” şimdiden ABD’nin dostlarını heyecanlandırmış görünüyor…

***

Irak bataklığından zor kurtulan ve çekip gitmek zorunda kalan ABD Başkanı Obama, Suriye’yi işgal etmeyeceğini açık açık söylemişti.

O zaman ne olacaktı?

Esad, Annan Planı’nı kabul ettiğine göre işgalin taşeronluğunu kim yapacaktı?

Önceki gece, şafağın sökmesini beklerken bunları düşündüm…

Yaşamın haritasında bir şeyler aradım…

O sırada uyuya kalmışım…

Uyandığımda masmavi bir gök vardı…

Bahçeye çıktım, biraz yürüdüm.

***

Sabah gazetelere şöyle bir göz attım…

Cumhuriyet’te bir haber dikkatimi çekti:

“Kuşkulu ölümler”

Mardin’in Nusaybin ilçesinin İlkadım köyünde çobanlık yapan İsmail Akın ve 11 yaşındaki kızı Berfin, birlikte koyunları otlattıkları yerde öldürülmüştü.

Çoban İsmail Akın’ın kardeşi olayı şöyle anlattı:

“İsmail’in ağzına kurşun sıkılmış… Kafası parçalanmış… Berfin’in kafası da kurşunla parçalanmış…”

Batman’da Abdülselam Tan adlı bir çoban ağaca asılı olarak bulunmuş…

Akarsu Belediye Başkanı Lokman Fındık köyde bir kan davasının olmadığını söylüyor.

Kim öldürdü 11 yaşındaki çocuğu ve babasını?

Toplum olarak böyle ölümlere alışığız ve hiç yadırgamıyoruz…

***

Özgür Gündem gazetesi kapatılıyor, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, ÇGD, TGS, TGF açıklama yapıyor, bir iki gazete dışında tık yok.

Silivri’de yaşananları anlatıyorsunuz adınız “Ergenekoncu”ya çıkıyor, Kürtlerin demokratik istemlerini yazıyorsunuz bu kez “PKK ve KCK sempatizanı” olarak yaftalanıyorsunuz.

Benim canımı sıkan gazeteci kimliğiyle dolaşan, meslektaşlarını gammazlayan muhbirler…

Bunların sayısı fazla değil!

Yarın Tanrı göstermesin bir askeri darbe falan olsa anında saf değiştirip, bavulları o zaman askeri mahkemelerdeki savcılara taşırlar.

***

Bir eski Genelkurmay Başkanı Silivri’de. Duruşmada dimdik dururken, eski silah arkadaşlarını arıyor gözleriyle?

İlker Başbuğ şöyle bir salona bakıyor ve şöyle diyor:

“Nerede eski Genelkurmay başkanları… Ben olsam koşarak gelirdim…”

Başbuğ belki o sırada eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ı da arıyor…

Duruşmayı izleyemedim, izleseydim; hiç olmazsa eşine sorardım…

Bir Cevap Yazın