CEMAAT FENERLE BAŞA ÇIKAMAZ…

CEMAAT FENERLE BAŞA ÇIKAMAZ…
A. Metin Akpınar

AKP ile arasında çatlak oluşunca bu ülkenin derin devletinin, Ergenekon
değil, Cemaat olduğunu bilmeyen kalmadı. Elbette hala bilmiyormuş gibi
yapanlar var ama artık hepimiz onların rol yaptığını biliyoruz ve onları
alaycı bir gülümsemeyle izliyoruz.

Aslında Cemaat acayip özgüven kazandı, artık derin devlet olduklarını
saklamaya bile gerek duymuyorlar. Gülen’in AKP’ye öğütler yağdırdığı yazısı
Cemaat gazetelerinde ve internet sitelerinde yeniden yayınlandı. Ulviyet
kokan sözlerin altında söylenen özetle şudur.

“Tek başınıza size yedirmeyiz kardeşim, bu ülkeyi bizimle paylaşmak
zorundasınız.”

Ne kadar da sosyal adaletçi bir anlayış!

Cemaat’in görevli sözcüleri var. O günkü gündemle ilgili görevli olanlar
hangileriyse sürekli ekranlardalar. Cemaat’in görüşlerini anlatırken adeta
büyük bir dünyevi zevk duyduklarını suratlarındaki mayışmış ifadeden
anlıyorsunuz. Arkalarında ABD’nin güçlü desteğinin sıcaklığını hissediyorlar
sanki.

Yeni bir gündem oluşmuşsa görevlendirilmiş militanlar anında ekranlara
fırlıyorlar. Bakıyorsunuz sıcağı sıcağına telefonla NTV’ye konuşuyorlar,
sonra CNN’e çıkıyorlar. Gece de kimisini Cüneyt Özdemir’in, kimisini Ahmet
Hakan’ın programında görüyorsunuz, ya da Haber Türk’te arzı endam
ediyorlar. Dinci kanallarda zaten 7/24 hizmet veriyorlar.

Dedim ya, her birinin görev alanı önceden belirlenmiş. Konu futbolun ele
geçirilmesiyse başkası, Suriye’de mezhep savaşı çıkarmaksa başkası, hükümete
çeki düzen vermekse başkası ekranlarda… Hiç birisi bir diğerinin görev
alanıyla ilgili konuşmuyor. Acayip bir disiplin içinde çalışıyorlar. Eğer
aynı konuyla ilgili olarak görevlendirilmiş birden fazla eleman varsa, hepsi
de papağan gibi aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Aynı tedrisattan geçtikleri,
aynı nakaratları ezberledikleri hemen belli oluyor.

Gazetelerde de durum farklı değil. Açıkça yandaş olanlar belli, ama bazıları
tarafsız bir görüntüyle hizmet vermeye çalışıyorlar. Gazetelerin
yandaşlığını ilk sayfadaki haberlerden ve özelikle manşetlerden
anlayabiliyoruz.

Çok sevdiğiniz saygı değer köşe yazarlarıyla dolu birçok gazetenin
haberlerine ve manşetlerine baktığınızda aslında o gazetelerin Cemaat’in
elinde olduğunu görürsünüz. Örnek mi istiyorsunuz? Vatan Gazetesi… Vatan’ın
okuyucusu bilinçli bir okuyucudur, tirajı o yüzden 300 binlerden 100 binin
altına düştü zaten. Bilinçli vatandaş oynanan oyunları görüyor.

Vatan’ın yazarlarını okuduğunuzda çoğunun, AKP iktidarının ABD çıkarları
için Suriye’de bir mezhep savaşını körüklemesine şiddetle karşı olduklarını
görürsünüz. Ama haberlerine, manşetlerine, internet sayfasına baktığınızda
aynı Vatan Gazetesi’nin savaş tamtamları çaldığını görürsünüz.

Taraf Gazetesi daha da beter… Cemaatçi polis, savcı ve yargıçlarla ortak
operasyonlara katılıyorlar, ortak kitap yazıyorlar. Hedefi ilk onlar
gösteriyorlar. Hatta Cemaat adına nişan alıp hedefi vuruyorlar.

Kitap dedim de, tam şike davası öncesi Cemaatçi polislerle birlikte Feneri
karalayan bir kitap çalakalem yazılmış. Çok da hızlı çalışıyorlar yani.

Kitabın haberini ilk Rasim Ozan Kütahyalı vermişti. Beyaz Tv’de yayınlanan
“Ve Gol” programında şike soruşturması hakkında emniyetçilerin yazdığı bir
kitabın yakında çıkacağını müjdelemiş, “Herkes susacak, emniyetçiler
konuşacak” demişti.

Bir de bu ülke de düşünce özgürlüğü yok derler! Aydınları bilmem ama,
emniyetçiler ne kadar da özgür…

Eskiden yandaşlar hem AKP’ci, hem Cemaat’çiydi. AKP artık tek güç benim
deyip, Cemaat de buna itiraz edip sofrada yer isterim, hem de başköşeyi
isterim diyene kadar…

Çok sayıda aydın üç maymunu oynarken, hiç ummadığım insanlar Türkiye’de olup
biteni görüyor.

Şike davasına kadar Fenerbahçe en sevmediğim kulüptü, tuttuğum takım
Beşiktaş’ın galibiyetlerinden çok Fenerbahçe’nin mağlubiyetlerine
sevinirdim. Aziz Yıldırım’ı da sırf Fenerbahçe’nin başkanı olduğu için
sevmezdim. Ancak şikeyi soruşturuyoruz kisvesi altında futbolun ele
geçirilme operasyonunda hem Fener taraftarlarının, hem yöneticilerinin, hem
de Aziz Yıldırım’ın faşist baskılara karşı gösterdiği direnç karşısında
Fenerbahçe en çok sempati duyduğum kulüp haline dönüştü. Çünkü onlar futbol
sektörünü ele geçirmek için kurulan tertibi gördüler, “bekleyelim de
görelim” demediler.

Aziz Yıldırım davanın ilk duruşmasında çok şey söylemiş ama söylediği bir
cümle var ki tüm söylediklerinin özeti gibi : “Ne şikesi kardeşim, Memleket
elden gidiyor.”

Bazı insanlar hala şunu söylüyorlar: Yargıyı rahat bırakın, bekleyelim
davanın sonucunu görelim.

Ne beklemesi kardeşim? Silivri’de bir yıldır, üç yıldır, beş yıldır
bekleyenler var. Daha ne kadar bekleyecekler belli değil? Hapiste bir gün
yatmak bile kolay şey değil. Bunlar ya çıkarları için yalan söylüyorlar, ya
da korkmuşlar.

Bazıları korkuyor ama korkmayanlar da var. Fener taraftarları mesela… Şu
slogan aslında her şeyi anlatıyor: “Cemaat Fenerle başa çıkamaz.”

A. Metin Akpınar

Bir Cevap Yazın