Cinsiyetçi faşizm…

Cinsiyetçi faşizm…
Zeynep Oral

Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, sosyal bir hukuk devleti olmaktan uzaklaşıp faşizan bir sisteme ilerlemesinin tanığıyız hepimiz. Yargı bağımsızlığının yok edilmesi… Dış politikadan, eğitime, inşaat ya da gemicilik sektöründen, şehircilik planlamasına, her ama her alanda tek adam diktası…
Hiç de olağan sayılmayan, sayılmaması gereken olayların “olağan” sayılmasıyla… Bana dokunmayan yılan bir yaşasın düşüncesiyle… Olanlar karşısında, korku ya da ilgisizlik ve yok saymayla… Yalanın talanın soygunun kanıksanmasıyla… Ayırımcılığı doğal saymakla… Cumhuriyet ilkelerinden intikam alma çabasıyla, zaten sıradan faşizm yerleşmiş durumda. Ama gözden kaçırılan ya da yeterince üzerinde durulmayan bunun cinsiyetçi faşizm olduğu!

Erdoğan söylemleri
Erdoğan’ın önceki günkü söylemi yeni değil. Daha çok doğurun! Kahrolsun nüfus planlaması ve doğum kontrolü! Sık sık tekrarlaması, her fırsatta tekrarlaması, belki de sözünü dinletememesindendir. (İstatistikler öyle gösteriyor.)
Önceki günkü konuşma anayasaya aykırı. Anayasa, aile planlaması hakkında eğitmeyi, bilinçlendirmeyi devletin görevleri arasında sayıyor… Erdoğan’ın bu kez söylemini “Müslüman aileye” bağlaması elbet laiklik ilkesine de aykırı. Ama kim takar anayasayı ve laiklik ilkesini!
Hiç kimse, ama hiç kimse kadın bedeni üzerinden, kadının tercihleri üzerinden siyaset üretemez. Hele hele dini referanslar vererek hiç üretemez. Bunu birilerinin Erdoğan’a hatırlatması gerekir.

Gerçek sorunlar dururken
Kadınlara ilişkin gerçek sorunlar dururken ve büyürken bunu yok sayıp örneğin araştırma komisyonunun Meclis’e sunduğu 500 sayfalık rapor da utanç vericiydi. Kadına şiddet. Her gün öldürülen kadınlar. Çocuk gelinler.
Kadının işgücüne katılımı yüzde 30’lara düşmesi. (Uygar ülkelerde yüzde 48)… Hayır bunlarla ilgili değil rapor. Ya neyle ilgili: Boşanmaları önlemeyle.

Özetle: Çocukları tecavüzcüsüyle “başarılı evliliğe” yönelten; çocuk evliliklerini teşvik eden, kadına miras hakkı tanımayan; şiddet gören kadınları karakola başvurmaktan alıkoyan; şiddete karşı koruma sağlamak için belge ve delil isteyen; boşanmayı zorlaştıran; eşin ölümünde, kadının mal rejiminden kaynaklı yüzde 50 payını vermeyen; aileye yönelik psikolojik rehberlik ve danışmanlık hizmetinin dini temele oturtulmak isteyen bir rapor bu…
(Bu rapora ilişkin CHP Milletvekili Şenal Sarıhan’ın 27 Mayıs tarihli basın açıklamasını internetten bulup okumanızı öneririm.)

Gündem değiştirmek
Kimileri Erdoğan’ın gündem değiştirmek için sık sık kadın bedeni söylemlerine başvurduğunu ileri sürüyor.
Güneydoğu’da yerle bir edilen kentler, Suriye sınırı, işsizlik, Rıza Sarraf yargılamasının uzantıları, ekonomik gerileme… Bunlara yanıt vermek yerine kadınların kürtajıyla, kaç çocuk doğuracağıyla ilgilenmek elbet daha kolay gelebilir…
Ama öyle bile olsa cinsiyetçi faşizmin, kadın ve erkek üzerindeki baskısını, şiddetini ortadan kaldırmaz, kaldırmıyor!
Gündemi değiştirmek için bile söylese küçümsememek gerek. Çünkü kadınların mücadelesiyle, yıllar içinde kazanılmış hakları kaybetme tehlikesini doğuruyor.
Özetle cinsiyetçi faşizm, sistemi şeriata teslim etme yolunda ilerlemeyi sürdürüyor!