Devlet gemisi Deniz Feneri’ne tosladı…

Bu işte bir terslik var

Güngör Mengi – gmengi@gazetevatan.com
http://fotograf.gazetevatan.com//pics/yazarlar/2.jpg

Bizim geleneğimizde devlet gemiye benzetilir. Devlet gemisinin su almamasına dikkat edilir.

En büyük tehlike adaletsizlik gösterilir.

Ama görevden alınan Deniz Feneri savcıları hakkında düzenlenen iddianamenin Yargıtay’ca kabul edildiğine dair haber devlet gemisinin Deniz Feneri’ne tosladığını gösteriyor.

Deniz Feneri, Almanya tarihinin en büyük merhamet dolandırıcılığı davasıdır.

Gurbetçilerden 45 milyon Euro para toplanmış, bu paralar bavulla yurda taşınmış, şirketler kurulmuştur.

Frankfurt mahkemesi, önüne çıkarılan zanlıların “maşa” olduklarını saptayıp ona göre cezalar vermiş ama “asıl suçluların Türkiye’de” olduğunu Ankara’ya bildirmiştir.

Yani iktidar yandaşı Zahid Akman ve arkadaşlarını suçlayan şey, imzasız ihbar mektubu veya gizli tanık ifadesi değildir.

Olayı hüküm kuracak kadar iyi irdeleyen bir mahkemenin, Alman mahkemesinin kararıdır.

Biliyorsunuz, Deniz Feneri davasının Türkiye ayağını yürütmek için görevlendirilen savcılar (Nadi Türkaslan, Abdülvahap Yaren, Mahmut Tamöz) işi sıkı tuttular.

Öyle bulgulara ulaştılar ki Zahid Akman ve arkadaşları tutuklandılar.

Savcılar bir anda hedef oldular. Onlara derhal işten el çektirildi, tutuklu sanıklar da Silivri’de dört yıldır sürünenlere nazire olurcasına hemen salıverildiler.

Deniz Feneri davası şimdi ipe un serme dönemini yaşıyor. Yeni savcılar davayı açamadılar. Ortada henüz iddianame bile yok.

Ama işini yapan savcıları suçlayan iddianame çoktan yazıldı, mayıs ayının başına duruşma günü dahi alındı.

Çünkü savcıların yargılanması öncelik taşıyor.

Deniz Feneri davasının Türkiye ayağı başlamadan önce üç savcının şahsında yargı mensuplarına verilmesi gereken bir mesaj var. O da şu:

Deniz Feneri’ne dokunanların eli yanar, hayatları kayar.

“Adalet bu şantajı bozar, bu tertibi aşar” diyecek kadar güven duysak keşke!

Bir Cevap Yazın