Devletin “istenmeyen vatandaşlarını” öldürmesine “kürtaj” mı deniyor artık?

Devletin “istenmeyen vatandaşlarını” öldürmesine “kürtaj” mı deniyor artık?
Sanem Altan –

Uzun zamandır şaşırma yeteneğimi kaybettiğimi düşünüyordum doğrusu.

Gerçekten bizi hiçbir şeye şaşırmadan yaşamaya alıştırdılar bu ülkede.

Belki arada bir ‘ben hiç şaşırmıyorum bu olanlara’ diye şaşırabilirsiniz ama o da çok kısa sürer.

Sohbet ederken arkadaşıma sordum ‘ben hiç şaşırmıyorum artık, sence bu ne demek?’

Yüzünde sıkıntılı bir ifadeyle, acı haberi almış bir dost gibi ‘alışmışsın o halde, şaşırmamak alışmaktır’ dedi.

Alışılmaması gerekenlere alışmak…

Peki,bu ne demek olmalıydı?

***

Sanırım toplumca bozulmanın en büyük işareti bu.

Ülkede patlayan bombalara da şaşırmıyorsan, ölümlere, acılara, zulümlere de şaşırmıyorsan yeterince bozulmuşsun demektir.

Bir anda içimi müthiş bir öfke ve korku kapladı bunları düşününce…

Benim hayatımı kim, ne hakla bu hâle getirebilir,diye…

Kim beni hiçbir şeye şaşırmayacak kadar çarpılmışlığın bir parçası haline getirebilir, diye…

Kim bütün bir toplumu böyle sakatlayabilir, diye.

***

Önceki gün öfkeli öfkeli bir şeyler anlatırken arkadaşlarıma, içlerinden biri ‘seni şaşırtabilirim, istermisin’ dedi.

Gülümseyerek baktım.

‘Başbakanın dediklerini duydun mu’ dedi…

‘Duymamışsın belli,yoksa bugün bunları söylemezdin’ diye ekledi.

Başbakan ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ demiş.

İçim karıştı birden.

Gerçekten çok şaşırdım.

Çok üzüldüm…

Acıdım…

Korktum…

Kaç tane düşünce,kaç tane duygu geçti aklımdan o anda.

***

Başbakan ‘yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz’ demiş basın mensuplarına.

Hiç şaşırmadım…

Hatta normal bile bulmadım, öyle normal çünkü…

Başbakan kaçtığı her konuda saldırmayı tercih eden biri.

Ama cümlenin devamını duyduğumda ürperip,şaşırdıkça, bu laflara şaşırmayacak kadar bozulmadığıma sevindim.

‘Her kürtaj Uludere’dir’ demiş Başbakan.

‘Anne karnında bir yavruyu öldürmenin doğduktan sonra öldürmekten ne farkı var soruyorum size’ demiş.

***

Bu soruyu, 34 insanı bombalayarak öldüren ve bunun sorumlularını hâlâ bulmayan bir devletin başbakanı sormamış olsa ya da bu konuyu 34 insanın ölümüyle ilgili olarak gündeme getirmemiş olsa onu dinler ve ona hak verebilirsiniz.

Ama bunu söyleyen insan, 34 kişinin ölüdürüldüğü olayda öldürenleri savunurken “aşağıdaki Ahmet mi Mehmet mi, nereden bilecekler” diyen insan.

“Ahmet mi, Mehmet mi” bilmeden öldürülmesini doğal buluyor, savunuyor da “doğmadan öldürülenlere” sahip çıkıyor.

İnsan canına, doğmadan öldürülenlere sahip çıkacak kadar önem veriyorsanız, doğmuş olanları niye öldürdünüz?

Öldürdükten sonra neden bir özür dilemediniz?

***

“İstenmeyen” çocukların hayatla bağının kesilmesidir kürtaj, 34 Kürt çocuğunun ölümüyle kürtajı hangi vicdan birbirine benzetebilir?

Devletin “istenmeyen vatandaşlarını”öldürmesine “kürtaj” mı deniyor artık?

Her kürtaj bir Dersim mi?

Her kürtaj Ermeni tehciri mi?

Büyük katliamları, soykırımları, faciaları kürtajla eşdeğer tutmak “kürtajın” fenalığını mı gösteriyor yoksa o katliamları “çocuk aldırma” düzeyine mi indirgiyor?

Başbakan ne diyor?

Başbakan ne dediğini biliyor mu?

Şaşırdım gerçekten.

Gördüğüm kadarıyla herkes şaşırdı.

Başbakan Erdoğan, bu toplumun bütün bozulmalarını, çarpılmalarını, sakatlanmalarını bir sıçrayışta aştı bu sefer, herkesi geçti.

Bununla övünebilir isterse.

Herkesten daha insafsız olmak övünülecek bir şeyse eğer.

Bir Cevap Yazın