Dindarlıktan Dinciliğe…

Dindarlıktan Dinciliğe…
Deniz Kavukçuoğlu

On bir yıldır süregelen AKP iktidarınca uygulanan Türkiye’yi bir İslam devletine dönüştürme projesi çerçevesinde dinci çevrelerden her gün yeni bir öneri ortaya atılıyor. Son öneri TBMM Başkanvekili Sadık Yakut’tan geldi. Hazret, kızlarla erkeklerin bir arada eğitim gördükleri karma okulları “vahim bir durum” olarak değerlendiriyor, öğrencilerin cinsiyetlerine göre ayrı okullara devam etmelerini öneriyor. Bu öneri siyasal İslamın taşıyıcısı olan dincilerin kadın-erkek ilişkileri bağlamındaki özlemlerini dile getiriyor.
Bu tür tartışmaların “dindar” ile “dinci” arasındaki farkın gözetilerek sürdürülmesi gerekiyor.

***

Dindar, dinine içtenlikle inanan, inandığı gibi yaşayan, din üzerinden çıkar beklentisi olmayan, inancını sömürü aracı yapmayan insandır. Dinci ise birçok örneğine tanık olduğumuz gibi dini çıkarları doğrultusunda kullanır.
İslamın ilk dönemlerinde öngörülen görece eşitlikçi devlet anlayışı yerine Arap soylu sınıfına dayanan bir hükümdarlık kuran Emevilere isyan eden Ebu Hamza el-Harici dinciliğe ilişkin olarak şu örneği vermektedir: “(Emevi hükümdarı) Muaviye, Hazreti Peygamber tarafından hem kendisi hem de babası lanetlenmiş bir adamdı. Allah’ın kullarını ‘köle’, Müslümanların mallarını saltanat elde etmek için araç, Allah’ın gönderdiği dini, pusu kurmak amacıyla kullandı. Sonra da yok olup gitti.” (Cahız; el-Beyan ve’t-Tebyin, 2/123)
“Abdestli Kapitalizm (Yeşil Burjuvazi)” kitabının yazarı Eren Erdem’e göre “Dindar, emperyalizm Çanakkale’ye dayandığında, başı kınalı olarak cepheye koşandır, dinci ise İngiliz mandasında selamet arayandır”.

***

AKP, gücünü emperyalist güçlerden, uluslararası büyük sermaye ve onun yerli işbirlikçilerinden alan, gövdesi kapitalizm öncesi/feodal üst-yapısal düşünce tortularının etki alanındaki bilinç gözenekleri kapanmış kitlelerin üzerine oturmuş, uygulamaları bu ülkenin mütedeyyin/dindar insanlarının da içlerine sindiremedikleri bir dinci-siyasal örgütlenmedir.

AKP, Cumhuriyet’in 90 yıllık kazanımlarını yıkıma uğratmak için elinden geleni ardına koymayan gerici bir güçtür. “Demokrasi” ve “özgürlük” yaftası altında attığı her adımın tek amacı vardır: Kapitalizme yeni alanlar, kendisine de yeni yollar açmak. Hak arayan işçilerin, doğalarına sahip çıkan köylülerin, seslerini yükselten öğrencilerin üzerine biber gazlı polisleri sürmesi, karşıt görüşlü gazetecileri, yazarları susturması, “dincinin” demokrat ve özgürlükçü olamayacağının kanıtlarıdır.

Bir ülkenin kapitalistleşerek zenginleşmesi, köprüler, otoyollar, AVM’ler, tüneller, gökdelenler onun uygarlaştığı/ çağdaşlaştığı anlamına gelmez; yoksa Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin de uygar/çağdaş olarak nitelenmesi gerekirdi ki durumları ortadadır.
Yerel seçimlere şunun şurasında dört ay kalmıştır. Akıllar başlara toplanmalı, dindarıyla, inançsızıyla, Türk’üyle, Kürt’üyle, Sünnisi ve Alevisiyle bu iktidara bir “şamar” indirilmelidir. Acısını unutamayacağı bir şamar!