En Büyük Atatürkçü: Tayyip Usta!

En Büyük Atatürkçü: Tayyip Usta!
Hikmet Çetinkaya

Usta, dün partisinin grup toplantısında coştukça coştu, en büyük Atatürkçü olduğunu söyledi, Gezi eylemcilerini yine yerden yere vurdu…
Hızını alamadı…
Dedi ki:
“Ahmet Kaya’ya saldıranlar o eylemcilerdir!”
Usta konuşurken bir hayli heyecanlandım, onu alkışlayanların yerinde olmak istedim.
Kenan Evren’den daha büyük Atatürkçü olduğunu burada açıklıyorum.
Usta’yı Tanrı başımızdan hiç eksik etmesin, tuttuğu her şey altın olsun.
Atatürk’ün kâğıt paralardan, pullardan resimlerini çıkarıp İsmet İnönü’nün resmini basan şu CHP bir daha sandıktan çıkamasın
Yalakalıksa biz de yaparız…
Ne var bunda?
Usta biliyor işini, önce yapıyor girişimi…
Atatürkçülükse Atatürkçülük, Kürtçülükse Kürtçülük, Alevilikse Alevilik, Osmanlıcılıksa Osmanlıcılık, İslamcılıksa İslamcılık…
Daha başka kaldı mı?
Irkçılıksa ırkçılık, mezhepçilikse mezhepçilik…
Usta’yla başa çıkmak zor!
Usta işini biliyor…

***

Usta’yı dinlerken, “Barış geldi galiba” dedim, sevindim, yerimden kalkıp zıpladım.
Atatürk’e övgüler, ilk Meclis tutanakları, Kürdistan, Türk ve Kürt analarının sevinç gözyaşları…
Kürt ve Türk ayrımı yapılmadan temel hak ve özgürlükler gerçekten hayatımızın içine girecek miydi?
Zindanlar boşalacak mıydı?
Belirlenen amaçlarıyla, amaçsızlıklarıyla, kanlarıyla ve canlarıyla gelecekler miydi çocuklar, gençler, kadınlar, erkekler?..
Bebeler kasım güneşi altında sulara barış güvercinleri çizeceklerdi belki.
Bu duygu ırmağı içindeyken, Usta haykırıyordu:
“Bizim tarihimiz, MHP yöneticilerinin zannettikleri gibi 12 Eylül 1980’de başlamış bir tarih değildir.
Bizim tarihimiz bundan 200 yıl önce başlamış bir tarih değildir. Bizim tarihimiz Hz. Adem’in yeryüzüne indirilmesiyle başlar.
Haydaa!
Ne güzel gidiyordun be Usta!
Ne yaptın sen böyle!
Usta 35’e bakla!
Atatürkçülük, Gezi, barış falan derken oldu mu şimdi…
Diyelim ki oldu, filelere doldu.
Birisi çıkar, 28 Şubat falan derse, Erbakan Hoca’nın kemikleri mezarında sızlarsa…
Ne diyeceğim ben onlara!
Şu özgürlükleri önce paketleyip sonra birer birer açsan!
Bak, aynı gün Şırnak’ın beş kilometre ötesinde şantiye basıldı, araçlar, dozerler yakıldı PKK’lilerce.
Demokrasi ve barış öyle gökten zembille inmiyor…
Barışın bir dili vardır.
Kürdistan demekle de olmuyor, şöyle bir Ortadoğu’ya dönüp bak istersen.
Her taraf yangın yeri…
Neden ve niçin?

***

Usta işini biliyor, istediğini söylüyor…
Şöyle bir geriye dönüp bakmıyor, TOMA’ları görmüyor, direnenleri, eylem yapanları, muhalifleri ezip geçiyor.
Belki seçmen tabanı bunu istiyor!
Orasını bilmiyorum, siyaset bilimcilerine bırakayım!
Bildiğim, etnik ve mezhepsel kimliğine, dinine, inancına bakılmaksızın bu ülkede yaşayan herkes için özgürlük istiyorum.
Adalet, eşitlik!
Savaş değil barış!
İnsanca bir düzen!
Binlerce Berfo Ana var benim ülkemde, asit kuyularına atılan gençler var, insanlar var, kimsesizler mezarlığı var.
Üniversiteli gençler var, kadınlar var…
Zindanlar tıka basa doluyken, adalette eşitlik yokken, temel hak ve özgürlükler her geçen gün daha fazla çiğnenirken, evrensel demokrasiden ve hukuktan söz edebilir miyim!
O gençleri, meslektaşlarımı, suçsuz insanları gözaltına alıp 8 ay, 10 ay zindanda tutup, ilk duruşmada serbest bırakırken, ellerinde kalemden başka bir şey olmadığı halde yaşam boyu ağırlaştırılmış ceza keserken vicdanının sesini dinlemiyorsan ben de böyle ironi yaparım işte.

***

Bu masalları çok dinledik biz!
Kimi Türk ve Kürt yurttaşlarımızı o masallarla sandığa çekebilirsin çekmesine de…
Usta, şu af meselesini “Benim hayallerim” diye geçiştirmedi mi dün konuşmasında?
Usta, şöyle bir bak Lübnan’a, Suriye’ye, Mısır’a, Afganistan’a, Libya’ya, Pakistan’a…
Sadece kan ve gözyaşı var!