Erdoğan mı haklı, Gauck mı?

Erdoğan mı haklı, Gauck mı?
İdris Akyüz

İç işlerimize karışamazsınız, dedi Başbakan Tayyip Erdoğan!

Kime dedi?

Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’a…

Neden?

Çünkü Gauck, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ndeki (ODTÜ) konuşmasında, Türkiye’deki antidemokratik uygulamaları, basın özgürlüğünün tehdit edilmesini ve hukuksuzluğu, çok sert sözlerle eleştirdi! AKP Hükümeti’ni, evrensel kurallara saygı göstermeye çağırdı.

Tabi Başbakan Erdoğan’ın hiç hoşuna gitmedi bu açıklamalar. Üstelik, Türkiye’nin başkentinde misafir iken etmişti bu sözleri Almanya Cumhurbaşkanı… Yani, Almanya’ya göre, Türkiye deplasmanında… Yani, amiyane tabiriyle “Müslüman mahallesinde salyangoz satma”ya çalışmıştı… Yenilir yutulur değildi! Ve Başbakan Erdoğan, partisinin dünkü TBMM Grup Toplantısı’nda açtı ağzını yumdu gözünü;

“Bizim insanlarımız senin ülkende diri diri yakıldılar. Hesabını verdin mi? Sen kim oluyorsun da bizim iç işlerimize karışıyorsun?”

* * *

Tam bir meydan okuma…

Haklı mı?

Havet! Yani, hem evet hem de hayır!

Haklı… Çünkü misafir, misafirliğini bilmeli, daha bir nazik olmalı ve daha bir diplomatik üslup kullanmalı! Bu sözleri, duyarlılığı yüksek bir üniversite gençliğine etmek yerine, ikili görüşmelerde Başbakan’ın kendisine iletmeliydi!

Haksız… Çünkü, Türkiye bir dünya devleti. Ve demokrasinin evrenselliği, yedi el yabancıya ettirebilir bu tür sözleri… Ettirmelidir de üstelik! Kaldı ki, “Kopenhag Kriterleri” ve AB birliği normlarını kabul etmişsiniz… AB’ye aday bir ülkesiniz… Siz nasıl ki Irak’taki, Suriye’deki, Mısır’daki siyasi olaylar karşısında tepki veriyorsunuz, başkalarının da size dönük eleştirilerini içinize sindirebilmelisiniz. Mısır’daki idam kararlarına karşı verilen “haklı tepki”, nasıl ki o ülkenin iç işlerine karışmak sayılamazsa, Almanya’nın, Türkiye’deki hukuksuzluklara karşı eleştirisi de iç işlerine müdahale olarak algılanamaz!

X X X

Bunun aksi, çifte standart olur. Hesabınıza gelene “evet” gelmeyene “hayır” diyemezsiniz, dememelisiniz. Kaldı ki siz bu ülkenin “mutlak çoğunluğu” değilsiniz. “Mutlak çoğunluk” olsanız dahi, eğer demokrasiye inanıyor ve demokratlığı içinize sindiriyorsanız, bütün bu eleştirilerden ders çıkarmanız gerekir. En basitinden, demokrasinin, “azınlık haklarının korunması” olduğunu bilmek zorundasınız.

12 yıllık iktidarınızda “ancak farkına vardığınız” devlet içerisindeki “paralel yapılanma”ya karşı başlattığınız “yok etme” kampanyası sırasında, demokrasi ve hukukla örtüşmeyen olmadık mağduriyetler yaratmanın adaleti olamaz! Kurunun yanında, yaşı yakmak, siyasetin doğasından çıkarılmalıdır!