Geçmişle dövüşmek…

Geçmişle dövüşmek

Zülfü Livaneli –

Afrika’dan ABD‘ye insanlık dışı koşullarda, gemi ambarlarında zincirlenerek götürülen milyonlarca siyah derili, yüzlerce yıl boyunca en ağır işkencelerle öldürüldü.

Hiçbir suçu olmayan köleler bile yakıldı, asıldı, ölene kadar kırbaçlandı, toplu kıyımlarda can verdi.

Ku Klux Klan gibi örgütler, beyaz kukuletalarıyla, kara derililerin meşale gibi yakıldığı korkunç şölenler düzenlediler.

Bugün sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu zulümlerle öldürülen Afrikalı sayısı milyonlarla ölçülüyor.

Bunu kim yaptı?

ABD hükümetleri. Yani George Washington, Thomas Jefferson gibi ‘kurucu babalar’ın oluşturduğu devlet.

***

Yıllar geçti. O köle ailelerden birinin karaderili torunu ABD’ye başkan oldu.

Washington’da yapılan törende Amerikan Anayasası üstüne yemin etti ve bugüne kadar ağzından geçmişe dair ya da Amerika’nın kuruluşunu eleştiren tek bir cümle çıkmadı.

Hiç kimse geçmişten intikam almaya kalkmadı.

Barack Obama çıkıp “Ey atalarımızı asıp kesenler, ağaç dallarında sallandıranlar, meşale gibi yakanlar, milyonlarca kara deriliyi işkenceyle öldürenler, sizi mahvedeceğiz” diye haykırmadı.

Biri çıkıp da elinde çekiçle George Washington heykeline saldırmadı.

***

Ama Türkiye’de bir geçmişle hesaplaşma ve intikam söylemi başlatıldı.

Oysa bu cumhuriyette Kürtler ve Aleviler dışında kimseye kitle halinde şiddet uygulanmadı. Camiler hep açıktı, aileler hep ibadet ediyordu. Hepimiz radyolarda naklen yayınlanan Mevlit’lerle büyüdük. Ramazanlarda oruç tutuldu, sahurlara kalkıldı, hacca gidildi ve bu ziyareti yapanlar “Hacı amca,” “Hacı teyze” diye toplumda saygı gördü.

Şimdi öyle bir hava yaratılıyor ki; duyan Türkiye’de dinin yasaklandığını, dindarlara zulmedildiğini sanır.

Hepimiz bu ülkede yaşadık. Dini inançları güçlü ailelerde yetiştik.

1000 yıldır Müslüman olan Türkleri, yeni baştan Müslüman yapma gayretleri neden?

***

Sovyetler Birliği’nde din gerçekten baskı altına alınmış, kiliseler kapatılmıştı.

Rejim değişince yıllardır kapalı olan Zagorsk kilisesinde yapılan ilk ayine davet edilmiştim. Herkes ağlıyordu.

Bu olayı daha iyi anlamak için, bütün camilerin kapatıldığı bir Türkiye’de yıllar sonra Süleymaniye’de kılınan ilk cuma namazı gibi bir tablo getirin gözünüzün önüne.

Ve elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin: Türkiye’de hiç böyle bir şey yaşandı mı?

Afgan Kralı Emanullah Han’a “Kadınların örtülerine, giyimlerine karışma” öğüdünü veren bizzat Mustafa Kemal değil mi?

Geçmişin eleştirilecek yanlarını hep beraber eleştirelim ama bu “intikam” söylemi nereden çıktı?

Ömrü boyunca bu ülke için cephelerde çarpışmış, kurtuluş savaşı vermiş, ‘Gazi’lik mertebesine yükselmiş olanlara karşı “cihat” açmanın ne anlamı var?

Bir Cevap Yazın