Helal gıda…

Helal gıda…
Ahmet Kemal

Şimdi de her sorunumuz bitmiş, sanki ülke güllük gülistanlıkmış gibi tutturdular bir helal gıda… Bu konuda ciddi ciddi sempozyumlar, fuarlar ve uluslararası kongreler falan yapıyorlar. Kul hakkının yenildiği, emeğin sömürüldüğü hiçbir Müslüman ülkede helal gıda üretilemez, üretilse bile o gıda asla helal olamaz…

İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Meclis raporlarına göre, sadece temmuz ve ağustos ayında 267 emekçi, kötü iş koşulları nedeniyle hayatını kaybetti. Geçen yıl ise ilkel çalışma koşulları nedeniyle toplam 747 emekçi canından oldu. Bu ilkel iş cinayetlerine rağmen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, bürokratları ve sorumlular hâlâ koltuklarında oturabiliyor… Bu konuda önleyici bir tedbir, caydırıcı bir ceza var mı? Meselâ; saat 22.00’dan sonra alkol satışı yapan işletmelere 29.303 lira ile 146.527 liraya varan para cezası verilecek. Peki alkole gösterilen bu hassasiyet (!) neden iş cinayetlerine gösterilmiyor ? Emekçilerin ölümüne sebep olan işletmelere ne kadar ceza verildi bilen var mı?

Bu ülkede 12 milyon emekçinin sadece 1 milyonu sendikalı, sigortasız çalıştırılan “kölelerin” sayısı ise bilinmiyor. Mevsimlik kadrosuz taşeron emekçilerin içler acısı sorunları neden çözülemiyor? Taşeron emekçilerin karın tokluğuna topladığı gıda ürünlerini afiyetle tüketmek helal midir? Resmi verilere göre, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırında yaşaması için 3.295 TL. gerekiyor, bu ülkede asgari ücret 773.01 TL… Yoksulluk sınırı altında yaşayan milyonlar ise karınlarını market çöplerinden, semt pazarlarının artıklarıyla, sadakalarla doyuruyor. Hani komşun açken.. Sen hâlâ helal (!) gıda peşindesin, nasıl geçiyor boğazından o lokmalar?

Kafayı kadına, tesettüre, dindar nesile, mescide, helal gıdaya takmış tuzu kuruların keyifle tükettikleri çay, yoğun emek ve meşakkatle toplanıyor ve üreticiden kilosu 1.35 liraya alınıyor, raflarda 15 liraya satılıyor. Fındık 6, 25, tezgahta 30 lira. Kilosu 20 liraya satılan kayısı üreticisi, emeğinin karşılığını alamadığı için kayısıları caddelere dökerek isyan ediyor. Geçen yıl fiyatı 10 kuruşa düştüğü için bu sene çiftçi karpuz bile ekmedi… Köylü, çiftçi, balıkçı, besici, işçi, emekli ve tüketici perişan olmuş. Memurun iki yakası bir araya gelmiyor, küçük esnaf siftahsız dükkan kapatıyor…

Emekçi kendi ürettiği gıdayı çoluk çocuğuna yediremiyor, garsonlar servis yaptıkları yemeklerin tadını bile bilmiyor. Fakir fukara, garip gurebanın evlatları sucuğu, peyniri, dondurmayı, çikolatayı yutkunarak vitrin ve televizyon reklamlarında görüyor… On bir yılda servet sahibi olan “aracı” kurnaz mütedeyyin (!) beyler ise, helal gıda sertifikası peşinde koşturuyor. Sertifikayı kapınca sattığınız gıdalar mı helâl olacak?… Kuldan utanmıyorsunuz, bari Allah’tan korkun yahu …

Bal gibi farkındasınız.. “Yüksek hayâlleriniz” sadece sizlerin karınlarını doyuruyor, sömürdüğünüz emekçilerin karınlarını D O Y U R M U Y O R …