Her şeyi “karşıtıyla düşünme” hastalığı…

Her şeyi “karşıtıyla düşünme” hastalığı…
Zülfü Livaneli

Evet, bu ülkede böyle bir hastalık var ve ne yazık ki “düşünme” denen işlevi bilmesi gereken aydınların bir bölümü bu hastalığın pençesinde. Bu durumu, yazılarıma gelen tepkilerden ve bazı gazetelerdeki köşe yazılarından anlıyorum.

Bakın, Türkiye’nin önde gelen aydınlarından olduğu varsayılan bir arkadaşımız iki gün önceki yazısında; bunca yıldır AKP’ye destek verdikleri ama son aylarda değiştikleri için kendilerini yanılmakla suçlayanlara sözüm ona cevap veriyor ve onları “Ordu göreve!” sloganının arkasına sığınan insanlar olmakla suçluyor.

Çünkü kafasında iki şablon var. Ya hükümetten yanasındır ya da darbecisindir!

Böyle sığ bir ikilemle; cepheleştirilmiş, sloganlaştırılmış bir dünya görüşüyle nasıl aydın olunabiliyor anlamış değilim.

Ne Gramsci böyleydi ne Sartre ne Edward Said!

İnsan hem hükümetin uygulamalarını, hem de vesayet rejimini eleştiremez mi?

Hükümete, “Siz de aynen vesayet rejiminin anlayışını ve uygulamalarını sürdürüyorsunuz!” diyemez mi?

Namuslu aydın Noam Chomsky; bizim hükümeti eleştirdi diye darbeci mi oldu şimdi?

Yazı aynı, yorum muhtelif!

Bu tuhaf dünya; bize ait bir çarpık, basit, düşünme eylemini gündelik politikadan ayırt edemeyen, hangi mahalleye çadır kurmuşsa oranın türküsünü çağıran bir aydın türüne ait.

Dürüstçe “Yanılmışız!” diyemeyen, özeleştiri yapmak yerine hâlâ saldırma yolunu seçen bir anlayış…

Aydını böyle olunca, halkın daha da saplantılı olması gerekir diye düşünmek olağan geliyor ama gerçek bu değil. Okur kitlesinin içinde; kendisini bir forvet oyuncusu ya da saldırı timi mensubu gibi hissetmeyen, her şeyi “karşıtıyla düşünme hastalığı”na yakalanmamış çok kişi mevcut.

Onlar yazılarımızı anlıyor.

Ama yukarıda andığım hastalığa yakalanmış olan okurlar da var. Onlardan şöyle yorumlar geliyor:

“Sizin eleştirileriniz yüzünden ordu darbe yapamıyor; oysa darbeden başka yol yok.”

Ya da:

“Cumhuriyet döneminin yaptığı zulümlere karşı Allah’ın izniyle bütün fasıkları temizleyeceğiz.”

Dikkatinizi çekerim; bu iki yorum aynı yazı hakkında yapılıyor.

Bu okurların biri darbeci, biri siyasal İslamcı ama üslup aynı.

Egolardan biraz feragat

Beş yaşında çocuğa bile rahatça anlatılacak bazı gerçekleri, saçı sakalı ağarmış insanlara anlatamadık gitti.

Arkadaşlar; hükümeti eleştirmek darbeci olmayı gerektirmez.

Böyle eleştirilere “CHP daha mı iyi?” diyerek cevap verilmez.

Çünkü şu anda konu CHP ya da darbe değil hükümetin icraatlarıdır.

Konular, pragmatik bir biçimde, alternatif arayarak düşünülmez.

Düşünmek; ön yargılardan, ön kabullerden, fanatizmden, kavgadan, karşı tarafa laf sokma şehvetinden, ideolojiden, gündelik siyasetten, “İyi ama bu gitsin de o mu gelsin” basitliğinden, polemikten, aidiyetten, klişeleri tekrarlamaktan başka bir şeydir.

Ve aydın vicdanı bağımsız olmalı, gerektiğinde özeleştiri yapmayı, özür dilemeyi de bilmelidir.

Ne demişler: Kişi noksanın bilmek gibi irfan olmaz.

Siz de lütfen o yere göğe sığmayan aydın egolarınızdan biraz feragat edin de “Galiba yanıldık!” deme erdemini gösterin.

“Biz değişmedik, Erdoğan değişti” diyerek; daha en başta sizleri “değişmiş” olduğuna ikna etme başarısını gösteren siyasetçiyi küçümsemeyin.

Gayet ustaca kullandı sizleri; şimdi de silkeliyor.