İslam entelektüelleri ve ‘entel’leri…

İslam entelektüelleri ve ‘entel’leri…
Aydın Engin

Türkçeye kim kazandırdı(!) bilmiyorum ama “aydın”ın Batı dillerindeki karşılığı “entelektüel”den yola çıkıp “yarım aydın” anlamında “entel” sözcüğü kullanılıyor ve epey de yaygınlaştı.
Küçümseme hatta aşağılama içeren bir anlam kazandırıldı. O kadar ki geçenlerde densizin biri Murat Belge için de “Ne entelektüeli? Entel o, entel” diye yazdı, bana da “O-ha, çüşşş” filan gibi ayıp sözcükler mırıldanmak düştü…
Ancak densizlerin budalaca kullanımlarını bir yana itersek “entel” sözcüğü “yarım aydın” nitelemesini aşan bir anlatım olanağı sağlıyor…

Üniversite yıllarımda İstanbul’un baş döndürücü kültür yaşamında Hilmi Ziya Ülken, Abdülbaki Gölpınarlı, Cemil Meriç gibi İslam üstüne düşünmüş, İslam üstüne araştırmalar yapmış, kitaplar yayımlamış İslam entelektüellerini tanıdım. Masanın ucunda da olsa sofralarında bir iskemleye ilişme fırsatım bile oldu. Fuat Köprülü’yü tanımadım ama Tahir Alangu öğretmenimden Köprülü’nün önemini, özellikle İslami konulardaki araştırmalarının derinliğini uzun uzun dinledim.

Benim tıfıllık yıllarımdaki tanıklığıma boşverin; mütedeyyin olmayan, hatta dinle uzak yakın ilişkisi olmayan pek çok aydının gözünde bu saydıklarım ve bilgisizliğimden dolayı sayamadıklarım sahici birer aydın, Müslümanların gururlanabileceği birer “İslam entelektüeli” idiler…
Bir de günümüze gelelim.
Ortalıkta “İslam âlimi” diye dolanan, ancak bırakınız “İslam entelektüeli” olmayı, “entel” nitelemesini bile taşıyamayacak sığlıktaki adamlar var.
Bir magazin figüründen ibaret ve Cübbeli namıyla ünlenmiş zatı bir kalem geçelim; 6 yaşındaki kız çocuğunun evlenebileceğine ilişkin fetva veren ve hâlâ ortalıkta din âlimi diye dolanan zata ne diyeceksiniz?

Ya Galatasaray Lisesi’ni bitirmişliğini ısıtıp ısıtıp önümüze süren ve son olarak kadınların gülerken dişlerini göstermelerinin “En hafif deyimle hafiflik olduğu” gibi yürekler acısı bir düşünce ürünü(?!) ortaya atan zat için “İslam entelektüeli”nden vazgeçtim yarım aydın anlamında “entel” diyebilir misiniz?
(Çeyrek aydın anlamında “ent” diye bir sözcük üretsem işe yarar mı acep?)

Siyasal İslamcı hareket ve kadrolarca “İslam âlimi” diye onurlandırılan, verdikleri fetvalar, söyledikleri, yazdıkları cümleler, paragraflar ile saç baş yolduran “âlimlerin”(!) hepsini sayamam. Yerim yetmez.
Eh, şiddetli bir entelektüel kıtlığı ve kısırlığı yaşanan bu çevrenin siyasal kadrolarının, hatta en tepede yer alanlarının kültürel birikimlerinin yürekler acısı bir düzeyde olmasına kim, neden şaşsın?
Ömrü bunları görüp tanımaya yetseydi mesela Hilmi Ziya Bey (Ülken) kahrından yataklara mı düşerdi, yoksa o sevimli öfkesiyle sopayı kapıp…

Ömrü bunları görüp tanımaya yetseydi mesela Abdülbaki Gölpınarlı üstat. çok iyi bildiği o okkalı küfürlerden birini savurur, ardından “Aptesim bozuldu, gidip tazeleyeyim” diye kıkırdar mıydı?
Yazının sonuna geldim ve kişisel buluşum “ent” sözcüğünün işe yarayacağına daha çok inanmaya başladım.
Aferin bana!..

Bir Sultanahmet Camiinin içine girin ve tavana, pencerelere bakın bir de İstanbul’da yol boyu çiçeklerin canına okuyan çiçek süslemelerine…
Bir Hilmi Ziya Ülken’e, Fuat Köprülü’ye, Abdülbaki Gölpınarlı’ya, Cemil Meriç’e bakın bir Tayyip Erdoğan’a…