İşte sonuç bu: 1219 can…

İşte sonuç bu: 1219 can…
Saygı Öztürk

Geçen perşembe günü gündem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik suikast girişimiydi. Cuma günü gündem saat 06.30 itibariyle yine Cizre oldu. Emniyet binasına yapılan saldırı sonucu 11 polisimiz hayatını kaybetmişti. Unuttunuz değil mi Gaziantep’te, Elazığ’da, Mardin’de, Diyarbakır’da olanları… Hatta 15 Temmuz gecesinde yaşanan darbe girişimi bile gündemden çıktı.

Türkiye’nin bir ilinde 14 Mart’tan bu yana “sokağa çıkma yasağı” uygulandığından haberiniz var mı? Çoğunuzun yoktur. Hem de “14 Mart’tan bu yana sokağa çıkma yasağı uygulanır mı?” dersiniz. Merak edip dün Şırnak’ı telefonla aradım. “Sokağa çıkma yasağı devam ediyor, ne zaman kaldırılacağı da belli değil” dediler. Konuştuğum kişi, “FETÖ’cülerin üzerine gidildiği kadar PKK ve KCK’lıların üzerine gidilmedikçe terör bu yörede asla bitmez” diye ekliyordu. Terörle mücadele edenler, onlara her türlü desteği veren aileler de umutsuzluğa sürükleniyor.

BUNLARIN HEPSİ CAN…
Ne kolay, “Cizre’de 11 polis şehit edildi” demek… Onların hepsi birer can. Hemen her gün 3-5 şehit haberi geliyor. Bunların bir de toplamına bakalım ve olayın büyüklüğünü anlayalım:
7 Haziran 2015 yani seçimlerden günümüze kadar meydana gelen terör olaylarında 407 asker, 244 polis, 25 korucu olmak üzere 679 şehit verdik. Aynı dönemde hayatını kaybeden sivillerin sayısı da 543’e ulaştı. Onlarla birlikte tam bin 219 kişi hayatını kaybetmiş oluyor. Türkiye terörle iç içe… Her an bir yerde bomba patlayacakmış gibi… İnsanlar tedirgin, toplum gergin. İşte böyle dönemi değerlendirmek isteyen terör örgütleri var.

Daha geriye bakmıyoruz. Çünkü, hep şehit, hep hayatını kaybeden insanlar, hep gaziler, hep yaratılan korku ortamı… Açıkçası fırsatını bulan, olanağı olan artık Türkiye’de yaşamak istemiyor. Hele Güneydoğu’nun il ve ilçelerinde Kürt kökenli vatandaşlarımızın dışında neredeyse kimse kalmadı. Malını-mülkünü yok pahasına satıp ayrılanların bu kadar fazla olması dikkat çekmiyor mu?

Silahlı terör örgütü denilince akla sadece PKK gelirdi. Sol örgütlerin zaman zaman etkili eylemleri olsa da, büyük ölçüde örgüt kontrol altında tutuluyor. Suriye olayından sonra ülkemizin başına bir de IŞİD belasını sardılar. Bu da yetmedi, Fethullahçı Terör Örgütü’nün darbe girişimine tanık olduk. Böylece, FETÖ de silahlı örgüt oldu. Örgütler artıyor, zaman zaman bunlar arasında işbirliği yaşanıyor, eylem alanları genişletiliyor.

PKK’NIN EMRİNDEKİ SOL ÖRGÜTLER
Bölücü örgütün Kandil’de bulunan sözde liderlerinden Duran Kalkan’a, HDP’li milletvekilleri aracılığıyla ulaşan mesajlardan biri de, sol örgütlerle işbirliğine girilmesi, Karadeniz bölgesine ağırlık verilmesiydi. Duran Kalkan, PKK içinde sol grubu temsil eden teröristtir. Adana Düziçi Öğretmen Okulu mezunuydu. Ankara Yükseköğretmen Okulu’nun Fen-H sınıfında öğrenim görürken PKK’ya katılmıştı. Silahlı sol örgütlerle ilişkileri yine o yürütüyor.
Kandil’de, silahlı sol örgütlerin önde gelenleriyle yapılan görüşmeler sonucu 12 Mart 2016 tarihinde protokol imzalandı. Protokolde kendilerine “Birleşik Devrim Hareketi” diyen MLKP, PKK, TKP/ML, DKP, MKP, TKEP/L, TİKB, THKP-C/MLSPB ve Devrimci Karargah gibi silahlı sol örgütler yer alıyor.

Etkili bir gücü olmayan sol örgütler PKK’nın vereceği silah-mühimmat ve diğer desteklerle, bir yerde PKK’ya hizmet etmeye başladı. Sadece Giresun’da 6 eylem gerçekleştirildi. Artvin’in Şavşat İlçesi’nde PKK’nın bir varlığı yok. Yöre halkı PKK’nın orada üslenmesine fırsat da vermez. Ancak sol örgütlerin öteden beri tabanı olan bir yöre… İşte, Kılıçdaroğlu eylemini, PKK’nın işbirliği yaptığı ve desteklediği sol örgütlerden birinin yapma olasılığı da çok yüksek… Ne yazık ki bu örgütler de ülkede bir iç çatışma yaşanması için bölücü örgüte hizmet ediyor.

ASKERİ ÇEKMEK İÇİN…
Ülkemizin izlediği Suriye politikasının faturası çok ama çok ağır oldu. Sonunda askerimiz tankıyla, topuyla Suriye topraklarına girdi. Bu durum bazı ülkeleri olduğu kadar bölücü örgüt PKK’yı, dinci örgüt IŞİD’i de rahatsız etti.
Örgütler ülkemiz topraklarında eylemler yapıp, askerin yeniden dönmesini, şimdiye kadar huzurlu olan il ve ilçelerde eylemler yapıp bu yörelere de askerin kaydırılmasını, böylece güç bölünmesini sağlamaya çalışıyor.
Güneydoğu’da uzun süredir operasyonlar yapılmıyor. Asker kışlasının, üs bölgesinin dışına çıkmıyor. 15 Temmuz darbe girişimi askerler arasında da bir güvensizlik yarattı. “Bugün kim gözaltına alınacak” beklentisi var. İhbar furyası alabildiğine yaygın… Emir verme konumunda olanlar emir veremiyor, alt kademe ise her emir için “yazı” istiyor. Peki bu işin sonu ne olacak?
İktidarıyla, muhalefetiyle, kurum ve kuruluşların işbirliğiyle bu dar günler, zor günler, güvensiz günler aşılmak zorunda…