Kanun Diye Diye…

Kanun Diye Diye…
Cüneyt Arcayürek

AKP hükümetleri dönemlerinde devletin tarafsızlığını kanıtlayan koşulları ara ki bulasın.
Bir ilin valisi devleti temsil eder derlerdi bir zamanlar.
Bir zamanlar bir ilin emniyet örgütü, müdürüyle polisleriyle hangi düşünce ya da siyasal eğilimde olursa olsun; kurumların, bireylerin canını, malını korur diye övünülürdü.

İzinsiz olarak bir yerleşkeye girenlerin yasalar, kurallar önünde boyunları kıldan inceydi bir zamanlar.
O zamanlar rivayet oldu.
Ya şimdi?
Sivil vesayetin lideri, AKP Genel Başkanı, Başbakan’ın, tam gaz uygulamalarıyla on yılda…
…valiler, durmadan eleştiri konusu yaptığı tek parti dönemi valilerini aratmayacak tutum ve davranış içinde.
Maşallah pek çoğu görevli olduğu ilin iktidar partisi il başkanı gibi…
Emniyet örgütü, kurumlar, bireyler arasında ayrım gözeterek iktidarın karşı olduğu bir kurumdan gelen başvuruları görmezlikten gelmekte.

***
Devletin içine düşürüldüğü içler acısı, daha doğrusu vahim manzara bir kez daha yaşandı.
Üstelik ne zaman?
Cümbür cemaat tatile çıkan Başbakan beyefendinin; kardeşliğin pekiştiği, düşmanlıkların, kırgınlıkların geride bırakılan günler diye tanımlandığı Kurban Bayramı’nda bir sabah…
…AKP’li başşehir belediyesinin buldozerleri, üstelik çevik kuvvet himayesinde; siyasal açıdan da, bilimsel öğrenim ve yaşamsal açıdan da “düşman gördükleri” ODTÜ’nün, yasaların koruması altına olduğu sanılan arazisine girdiler.
Kim durduracaktı izinsiz girilen arazideki ağaçların katledilmesini?..
Zaten ODTÜ’ye her bulduğu fırsatta yüklenen başkumandan, daha önce emir verdi:
“Ağaçlar katledile. O yol açıla!”
Kim durduracaktı izinsiz saldırıyı? Vali mi, Emniyet müdürü mü, katliamdan habersizmiş gibi görünmeyi zekâ ürünü sanan AKP’li belediye başkanı mı?..
Güldürmeyin insanı!

***
Katliamın durdurulması için Ankara Valiliği’ne, il emniyet müdürlüğüne, Ankara Belediye Başkanlığı’na yazıyla başvuruldu.
İzinsiz olarak yerleşkeye girildiği ve ağaçların kaldırıldığı, polis karakoluna birkaç kez bildirildi.
Polis merkezi yetkilileri önlem almak bir yana, üniversitenin yazılı başvurusunu almamakla direndiler.
Ankara Valisi bir zahmet olay yerine gidemedi…
Yanıt alınamadı sözlü-yazılı başvurulara.
Bu örnek, devletin hukuk devleti olmaktan nasıl çıktığının tarihsel kanıtı.
Bir değil bin kez yazılsa yeridir, zira:
ODTÜ’de dünden bugüne izlenen olaylar; Türkiye Cumhuriyeti’nde, hayır, hayır…
…namı diğer Cumhuriyeti Recebiyye’de artık hukukun, tarafsız devlet anlayışının yok olduğunun resmidir.

***
Kanun kanun dediler ve her fırsatta kanunları tepelediler…

***
Şimdi, her zaman yaptıkları gibi, sureti haktan ve hukuktan yana görünmeye çalışıyorlar.
Güya Şehircilik Bakanlığı ODTÜ’deki olayları incelemeye, hukuksal yanını araştırmaya koyulmuş.
Bir oldubittinin arkasını sıvazlamak, kamuoyundaki sessiz tepkiyi yatıştırmak için her zaman başvurdukları yöntem bu.
Olay; her şey önceden kotarılmış. Belediyenin bir sabah ODTÜ’nün arazisine izinsiz gireceği, üç binden çok ağacın katledileceği polis örgütüne bildirilmiş, koruma talep edilmiş, planlanmış.
Polis elinde cop, belinde biber gazı. Tank misali buldozerlerin yanında piyade kıtaları gibi hazır.

***
Şimdi beyler; adeta cami minaresine kılıf arar gibi, çiğnenen yasalara sözüm ona kılıf arıyorlar…
Demokrasiyi sadece sandık sanan bir kafadan, uygulayıcı zihniyetten başka ne beklenir?..