Kılıçdaroğlu’nun açıklamadıkları…

Kılıçdaroğlu’nun açıklamadıkları…
Saygı Öztürk

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hesap uzmanı kökenli olduğu için bir belgenin sahte mi, değil mi olduğunu anlar, müfettiş titizliğiyle belgelerin izini sürmesini de bilir. Tabii günümüzde ortaya çıkan her belgeye “sahte” deme alışkanlığı var. Belgelerin sahte, montaj olduğu öne sürülüp üzerlerindeki gölgeyi dağıtma, bu belgeyi ortaya koyanları da itibarsızlaştırma yoluna gidilir. Bu olaylara alıştık. Doğru olsa bile “inkar” yolu seçilir.
Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) sahte belge üretme konusunda uzmandı. Sahte belgeler, CD’ler hazırlanıyor, ihbar üzerine bu belgelere el konuluyordu. FETÖ bağlantılı olan savcı, soruşturma başlatıyor, kendilerinden olan bilirkişi de istediği raporu veriyordu. Örgüt bağlantılı hakim, kişiyi tutukluyordu. İşte, yıllarca bu taktik uygulandı. Şimdi, bu tezgahların içinde olanlar ya tutuklu ya da kaçak. Kuşkusuz, bu yapı, siyasi destek olmadan bunları yapamazdı. Hiçbir zaman da siyasi destek üzerine gidilmedi.

ÜÇ AYRI YERDE SAKLANDI
Kılıçdaroğlu’nun dün açıkladığı belgeler bölüm bölüm geldi. İlk belgeler geldiğinde, Kılıçdaroğlu bunları yetersiz buldu. Üstelik sahte belgelerle Kılıçdaroğlu’na tuzak kurulmuş da olabilirdi. Titiz bir müfettişin yapması gerekeni yaptı, paranın gönderildiği bankalardan da teyitler alındı, hatta belgelere bile ulaşıldı. Bunun için bazı partililerin yurtdışına gönderildiğini de belirtelim.

Ulaşılan belgelerin sıkı bir biçimde korunması gerekiyordu. Çoğaltıldı ve üç ayrı “güvenilir” kişiye teslim edildi. CHP Genel Başkanı, belgeleri sağlama aldıktan sonra konuyu gündeme taşıdı. İp ucu verdi vermesine ama belgeleri düne kadar ortaya çıkarmamıştı. Hemen belirtelim, bu belgeler CHP tarafından basına da belli bir süre verilmeyecek, her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istifası istenecek. Nitekim, Kılıçdaroğlu’nun neler açıklayacağını milletvekilleri de merak ediyordu. Belgeler açıklandıkça, “Tayyip istifa” sesleri grup toplantı salonunda yankılandı.

SAVCILIĞA VERİLECEK Mİ?
Birileri, belgelerin 2011 yılına ait olduğunu söyleyecektir. Hemen belirtelim, Kılıçdaroğlu, elindeki belgelerin tamamını açıklamadı. Yani bunların devamı da gelebilir. Dün konuştuğum CHP Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan şunları söyledi:
“Söylediklerimizi belgelerle kanıtladık. Şimdi Cumhurbaşkanı’nın istifasını bekliyoruz. Banka dekontlarıyla isim isim, tarih tarih, şirketler, yatırılan para miktarını ortaya koyduk. Türkiye çadır devleti, muz devleti değildir. Bütün meseleler bir kişinin çıkarları, isteklerine göre şekillenemez. Cumhurbaşkanı, halktan dolarlarını bozdurmasını istiyor ama yakınları vergi ödememek için dolarlarını yurtdışına gönderiyor. Simit alırken bile vergi ödenirken, vergi ödememek için yurtdışına para gönderildiğini ortaya koyduk.” Etik bakımından önemli olan konuyu CHP, talep edilmedikçe savcılığa göndermeyecek.

AKP DÖNEMİNDE TANIŞTIK
“Asrın bağış yolsuzluğu” denilen Deniz Feneri e.V soruşturmasında, sanıklar Almanya’da hapis cezasına çarptırıldı ama aynı davanın Türkiye ayağında ise neredeyse soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları cezaevine gönderilecekti. 17 Aralık soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Celal Kara, araştırmaları yapan dönemin Mali Şube görevlileri ya hapiste ya da kaçak durumda… 17 Aralık dosyası ise ABD’de… Banka genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla davanın sanığı. Bakın şu işe, ülkemizin başına gaileler açan İran asıllı Reza Zarrab ise tanık olup ceza almadan kurtulmayı planlıyor. Olan yine Türkiye’ye oluyor. “Ergenekon”un sahte belgeleri, “Balyoz”un, İzmir, İstanbul Casusluk davalarının sahte CD’leri unutulmadı. Sahte olduğu defalarca kanıtlanmasına ve sahteliği bilinmesine rağmen bu ülkenin insanları yıllarca cezaevlerinde tutuldu. Siyaset, yargı üzerinde öyle etkili oldu ki, kendisini savcı olarak gösteren siyasetçilere de tanık olduk. Ne zamana kadar? 17 Aralık 2013’e kadar… Çünkü bu kez soruşturma siyasetçilere, çocuklarına uzamıştı.

SAKIN MERAK ETMEYİN
ABD’deki davayla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ABD’ye sahte belgeler götürdükleri, bunları savcıya verdiği iddiasıyla CHP eski Milletvekili Aykan Erdemir ile Bankalar Yeminli Murakıbı (firari konumda) Osman Canıtez hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Birileri başkaları için sahte belge üretirse, başkası da onlar için sahte belge üretebilir, yasak olan belgeleri çıkarıp mahkemelere taşıyabilir. Tabii ki belgelerin sahte olup olmadığına da yargı karar verecektir.
Belgeler, beraberinde “istifa” tartışmasını getirdi getirmesine ama bu ülkede kimse istifa etmez merak etmeyin.