Neden bu kadar zor?

Neden bu kadar zor?
Melike Karakartal

18 yaşın altında yapılmış evlilikler, kız çocuklarını “insan” çerçevesinde değerlendiremeyen, hatta değerlendiremediğinin farkında bile olmayan bir kültürün ürünü.
Bir problem söz konusu olduğunda, sorunu çözmek için önce o problemin varlığını kabul etmek gerekir. Ancak bu öyle bir konu ki “çocuk yaştaki kızlara evliliği normal bulan bir kültür” diye söze dökerken veya “küçüğün de rızasıyla” gibi bir kelime öbeği duyarken can acıtıyor.

Bunu kabul etmek zor. Zor ama belirli bir kitlede var olan bir gerçek.
Hatta öyle bir gerçek ki, konunun problem yaratan tarafını anlatmakta zorlanıyoruz. Ortada büyük bir sapkınlık var ve bu sapkınlığın bir “sapkınlık” olduğunu anlatabilmekten bile uzağız; toplumun belirli bir kesimi 18 yaşından önce yapılan evliliklere “Ne var bunda” gözüyle bakıyor.

Ne yazık ki kız çocuklarına yönelik suistimalin “kültür”, “gelenek” adı altında içimize yerleşmiş olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Kız çocuklarıyla evlenmenin adı “suistimal” değil o kültürde. Biraz büyüdüğünde hemen koca bir adama teslim edilmesi, kız çocuğunun hayatının kurtulması anlamına geliyor.

Kız çocuğu kendi başına ayakta durabilecek bir varlık değil o kültürde. Bir varlık da değil hatta, çocuk doğurma makinesi. Ancak evde oturabiliyor, dışarı çıktığında “etraftan söz oluyor”. Annelikle tanımlanıyor ve dört duvar arasında karnında çocuğu, “başında kocası” döngüsüne ne kadar erken girerse, o kadar “kurtulmuş” sayılıyor.

Kız çocuğu, ailenin devamını sağlayacak çocukların üretim merkezi, evi çekip çeviren, ailenin “babasını” rahat ettirmekle görevli bir varlık. Evlenmeden önce babasının, evlendikten sonra kocasının rahatını sağlamakla yükümlü.
Evlenip “kurtulduğunda” kocasına borçlu bile oluyor, o değil mi onu kurtaran, “yalnız kadın”ı yerlere çalan mahalle dedikodularından uzak tutan, “bunu alan olmadı” laflarına bırakmayan…
Kocası değil mi cebinden parasını, üstünde kıyafetini, evinde rahatını eksik etmeyen…

Bakın size “kız çocuğu”nun ne anlama geldiğini yazıyorum. Ben yazmıyorum, ben bunları düşünmüyorum, hafsalam almıyor ama belirli bir kitlede, kız çocuğunun ne anlama geldiğini yazıya döküyorum sadece. Yazarken bile tahammül edemiyorum.
Benim yazarken tahammül edemediğim, düşünürken beynimizin yandığı konu, öyle ya da böyle mecliste bir biçimde çocuk evliliklerini normalleştirecek bir halde tartışılabiliyor.

3 bin somut vakada mağdur olan ailelere çocuk evliliklerinin anormalliğini anlatacağınıza, bu nikahları kıyan imamları meslekten men edeceğinize, kız çocuklarını insan gibi görmeyen “gelenek”i değiştirmek için eğitim politikaları üreteceğinize “Bir seferlik kız çocuklarıyla evliliği affedelim” mi diyorsunuz?

Çocuk yaşta çocuk doğurmuş kız çocuklarına mali yardım yapın madem ortada bir mağduriyet varsa? Kaynak mı yok?
Ben size kaynağı göstereyim. Hani her mevsim başında duvarlara, bulvarlara, kaldırımlara, parklara çiçek ekiyor ve bunları mevsimlik olarak değiştiriyorsunuz ya. Bunu yapmak yerine, belediyelerimiz o 3 bin aileye aktarsın duvar çiçeği için harcanan paraları. Olmaz mı? Birileri bir sene çok zengin olmayıversin mesela. Olmaz mı?