Onlar beyinlere çip yerleştirmek için uğraşırken biz…

Onlar beyinlere çip yerleştirmek için uğraşırken biz…
İsmet Berkan

CİZRE’deki bombalı saldırının haberini aldığımda, daha önce ‘Sonra okurum’ diyerek kenara ayırdığım bir The Washington Post haberini okuyordum.

Haber, Amerikalı bir girişimcinin beyne bilgisayar çipleri yerleştirerek ilk başta epilepsi, alzheimer ve parkinson gibi hastalıklardan mustarip insanlara yardım edecek bir şirket kurması hakkındaydı.

Aslında çocukluğumdan beri ama özellikle de son birkaç yıldır Türkiye’nin başka bir gezegen, dünyanın bazı ülkelerinin ise tamamen ayrı bir yıldız sistemindeki başka bir gezegen olduğu hissiyle yaşıyorum.

Türkiye’nin bir yerinde birileri beyin enerjilerini, nasıl daha fazla insanı en şaşırtıcı yöntemle öldürecekleri sorusunu cevaplamak için kullanıyor.
Yine ülkemizde bazıları, rüyasında peygamberle konuştuğunu iddia eden bir adamın verdiği emirlerle hepimize hayatı zehretmenin en yaratıcı yollarını bulmaya çalışıyor.

‘YARINA ALLAH KERİM’ ÜLKESİ
Biz biraz daha iyi kalpli olanlarımız, “Nasıl yaparız da bu kötü kalpli insanları durdururuz”dan başka bir şeye kafa yoramaz haldeyiz.
Bugüne ve düne saplanıp kalmış durumdayız; yarınımız bugünden nasıl daha güzel olur, çocuklarımıza nasıl yapalım da daha iyi bir ülke ve dünya bırakalım sorusunu aklımızdan çıkaralı çok oldu.

Aramızdan bazı tuzu kuruların zaman zaman “Acaba dünyanın neresine göç etsem” geyiği yapmaları dışında bu konuyu artık aklımıza bile getirmiyoruz. “Bugünü atlatalım, yarına Allah kerim” hepimizin ortak cümlesi neredeyse.

Bizim büyük bir hızla dün ve bugünün hesaplarını yapmayı makul bir seviyeye indirip yarına odaklanmamız lazım ama hayır, diyorum ya birileri buna izin vermiyor, biz de o birilerinin esiri kalmaya devam ediyoruz.

Oysa bakın dünyamızda ve evrenimizde çok önemli şeyler oluyor.

KOMŞU YILDIZDA YENİ DÜNYA
Daha geçen hafta bilimciler yeni bir ‘Dünya benzeri’ gezegen buldular.

Evet, epeydir amatör astronomların da katılması sayesinde bilim dünyası sık sık ‘Dünya benzeri’ gezegen buluyor ama bu sefer durum farklı. Bu sefer bulunan gezegen bizim ‘yıldız komşumuz’ olan Alfa Centarui ve Proxima Centauri sisteminde. Daha doğrusu Proxima Centauri sisteminde ama Alfa ve Proxima aslında iki güneşli bir sistem; yani hem güneşlerin kendi gezegenleri var hem de bu iki güneş birbirinin etrafında dolaşıyor.

Alfa ve Proxima bizim Güneşimize en yakın güneş sistemi. Bize 4.25 ışık yılı uzakta. Bugün sahip olduğumuz teknolojiyle hayal bile edemeyiz ama mesela bir gün ışık hızının yüzde 10’u gibi hızlarda seyahat edebilsek bile oraya varmamız 400 yılı aşacaktır. Evren söz konusu olduğunda ‘kapı komşunuz’ o kadar da yakın olmuyor anlayacağınız.

Bunlara kafa yormak varken ‘En etkili FETÖ’cü avlama yolları’na kafa yoruyoruz; yormak da zorundayız.

‘MANÇURYALI ADAY’ FİLMLERİ YERİNE
Ama gelin yazının en başında sözünü ettiğim beyinlere bilgisayar mikroişlemcisi takma projesine bir bakalım.

Bazıları, “Ohoo o işi Fetullah Gülen başardı bile, bak minicik beyinlere işlemciyi takıyor, zamanı gelince de onları robot gibi kullanıyor” diyebilir.
‘Mançuryalı Aday’ filmlerini andıran FETÖ’cüler bir yana, Amerika’da genç girişimci Bryan Johnson’un şirketi çok ciddi. Şirket, beyindeki nöronların çalışma biçimini taklit edecek bir yöntem üzerinde çalışıyor. Şimdilik epilepsi hastalarıyla deneyler yapıyorlar ve klinik deney aşamasına geçmek için de sabırsızlanıyorlar.

Onları klinik deney aşamasından alıkoyan yegâne şey, geliştirdikleri yazılımı hastayla birlikte dolaşabilir, yani mobil hale getirmek. Çünkü şu anda hastalar koca koca bilgisayarlara bağlılar. Ama şirket eğer bu bilgisayarları bir bilgisayar mikroişlemcisi büyüklüğüne indirebilir ve bunu da hastaların beynine takabilirse, o zaman çok büyük bir aşama kaydedilmiş olacak.

BEYNİMİZLE OKUMAK, GÖRMEK, KONUŞMAK
Kitaplarıyla Türkiye’de de çok popüler bir nörobilimci olan David Eagleman, bir gün beynimize bir portal açacağımızı ve internete de bağlanabilen cihazları beynimize bağlayacağımızı söylüyor, buna da ‘Beyin 2.0’ adını veriyor.

İşte bu anlattığım şirket de sonuçta aslında ‘Beyin 2.0’ için uğraşıyor.

Bir an için hayal edin, internete girmek, telefonla konuşmak veya televizyon seyretmek için beyninizden başka hiçbir alete ihtiyacımızın olmayacağı günler uzak olmayabilir.

Beynimiz internete bağlanır, istersek istediğimiz kişiyle konuşuruz, istersek bilgi tararız, istersek bir şeyler ‘okuruz’, istersek de seyrederiz.

Bu teknoloji günün birinde insanların hizmetine girecek; biz yarınımızı kaybedenler bu teknolojinin mucitleri arasında değil müşterileri arasında yer alacağız.

Umalım ki o teknolojiyi satın aldığımızda beynimiz aracılığıyla öğreneceğimiz ilk haber dünkü gibi Cizre’deki bombalı saldırı haberi olmasın.