Oylarımızla Koruyacağız…

Oylarımızla Koruyacağız…
Öztin Akgüç

Türkiye’de sorunlar süreğenleştiğinden, daha kötüsü, vahamet kazandığından, tehlikeli hal aldığından, benzer başlıklar altında benzer konulu yazılar yazma gereği duyuluyor. 1989 yerel seçimlerinden önce, o dönemde Milliyet’te yazarken, yine iktidarın, özellikle de Turgut Özal’ın tutumu, hürriyetler, ülke geleceği, doğa, yeşil açısından tehlikeli görüldüğünden, halkımıza oyları ile demokrasiyi, yeşili korumak için çağrılar yapılmıştı.

Günümüzde hürriyetlerimiz, en doğal haklarımız, yaşadığımız toplumsal ortam, ülkemizin geleceği tehlike altındadır. Bu tehlike dışardan değil, ne yazık ki içimizden; iktidarda kalmak, iktidarın nimetlerinden yararlanmak tutkusuna kapılmış, zaman zaman dış destekli kişi ve gruplardan kaynaklanmaktadır.

Böyle bir ortamda, bu tür tehlikeler karşısında, yerel yöneticilerin seçimi ikinci planda kalmaktadır. Tehlikenin savuşturulması için ilk etap, AKP’nin geçmişe göre oy kaybına uğraması, oy düşüşünün ivme kazanmasıdır. Bu nedenle muhalefet partilerinin tutumu, gösterecekleri adaylar ikinci planda kalmaktadır. Muhalefet partileri yetersiz görülebilir, adayları soru işaretleri de yaratabilir. Stratejileri, taktikleri hatalı, eksik, hatta amaca ters, kendini yenilgiye uğratacak nitelikte de görülebilir. Bunları not etmekle beraber, bu aşamada ön plana çıkararak, bir yerde esas tehlikeyi gizlememek, ikinci aşamada ele alınması gereken sorunları, en kritik sorunların önüne koymamak gerekir. Kritik bir yolda yürüyorsak, öncelikle en kritik noktayı, engeli aşmamız gerekir.

Bu kritik aşama AKP’nin, Sayın RTE’nin halkın oyları ile iktidardan uzaklaştırılmasıdır. Sonun başlangıcını oluşturacağından yerel seçimlerde alınacak sonuç, bu kritik noktanın aşılıp, aşılamayacağını ortaya koyacaktır.
Demokratik düzen ancak geniş kitlelerin hak ve hürriyetlerine sahip çıkmaları ve koruma konusunda gösterecekleri cesaret, kararlılık ve özveriyle kurulabilir ve sürdürülebilir. Geniş kitleler bu konuda duyarsız ise özgürlük, doğa, yeşil, ülke geleceği onları pek ilgilendirmiyorsa, böyle bir ortamda demokratik düzeni sürdürmek olanaksız hale gelir.

Oylarımız kuşkusuz ülke geleceğini demokrasiyi, doğayı, özgürlüğümüzü korumanın en önemli aracı, başlıca silahımızdır. Ancak oy hakkı kısıtlanır, atılan, sayılan, açıklanan oylar arasında tutarlılık kaybolur, bilgisayar oyunları ile desteklenen seçim hileleri, seçim yolsuzlukları gerçekleşirse o zaman direnme hakkı gündeme gelir. Direnme hakkı, sivil itaatsizlikle başlar, ekonomik alana da giderek yaygınlaşır. Sivil itaatsizlik Gezi boyutunda kalmaz, tüm ülkeyi sarar.

Ülkenin bir siyasal ekonomik uçuruma yuvarlanmaması için keyfi, isteğince, ayrımcı, kolaycı, gösterişçi yönetime “dur” denilmesi gerekiyor. Yerel seçimler bu nedenle çok amaçlı hal alıyor, yalnız yerel yöneticileri seçme sınırını aşıyor.
Halkımız 1989 yerel seçimleri ile Özal’a ANAP’a dur demiş, ülkeyi belki tek adam yönetiminden kurtarmıştı. 2014 yerel seçimleri bu başarıyı gösterebilecek mi? Sosyal medyaya, Türkiye Cumhuriyeti’nden yana olanlara, özgürlüklerine sahip çıkanlara, büyük görevler düşüyor. Bu aşamada birincil sorun muhalefet partileri değil, eksiklikleri varsa onları da kapatıp, oylarımızla ülkeye sahip çıkmaktır.