Şam’a cumaya giderken, 79 Kilis’ten olmak…

Şam’a cumaya giderken, 79 Kilis’ten olmak…
Erk Acarer

Katyuşa füzeleri… IŞİD tarafından ilk kez, Kobane’de kullanıldı.
Bunlar modifiye edilmiş, menzilleri 18-20 kilometre ile sınırlı, taşınması basit silahlar. Onları kullananlar, silahlarla birlikte kolayca yer değiştirebiliyorlar. Bu nedenle misilleme imkânı zor. Katyuşa silahlarının en önemli özelliklerinden biri ‘klasik topçu hedefleme yöntemiyle’ kullanılıyor olmaları. Hedefe kilitlenip düğmeye basıyorsun, istediğin yeri vuruyorsun!
• • •
Yani… ‘Kilis’e düşen füzeler’ açıklaması hikâye!
Nobel adayı ‘güzide şehrimizde’ daha ‘şimdiden’ 5’i Suriyeli 15 kişi öldü. Çocuklar, okula gidemiyor, hastaneler hizmet veremiyor. İnsanlar korkudan şehri terk ediyor!
• • •
IŞİD, Kilis’i vuruyor. Durum bu!
İyi de bir neden-sonuç ilişkisi olmalı değil mi? Var elbette.
‘Neden’ sorusunun ‘üç muhtemel’ cevabı üzerinde durulabilir.

IŞİD Kilis’i niye vuruyor?
 Bunlar, Selefi radikallerin, Türkiye’de tutuklu bulunan üyelerinin serbest bırakılmasına yönelik eylemler ya da yine son dönemde Türkiye’den yapılan topçu atışlarına birer misilleme sayılabilir.
 ‘Kilise’e düşen füzelerle’, IŞİD’in, Suriye’ye açılan Türkiye koridorunu güvende tutmak için gözdağı vermesi de olanak dâhilinde. IŞİD; “Burası benim yolum! Lojistik malzeme sağladığım ve insan da dâhil olmak üzere her türlü kaçakçılığı yaptığım hat!” mesajı veriyor olabilir.
 Bir diğer muhtemel cevap ise ‘danışıklı dövüş’ kurgusu üzerinden okunabilir. Bıkmadan, usanmadan, Suriye hayali ve çılgınlığını ‘selefi vekiller’ üzerinden sürdürmeye çalışmak düşüncesi üzerinde durulabilir. ‘Kilis’e düşen füzeler’; Reyhanlı’daki şu meşhur ve vahim patlama ya da “4 adam gönderir 8 füze attırırım” hezeyanın’nın kopyası gibi okunabilir.
• • •
Aslında her bir yanıt ayrı bir felaketin tam metnidir!
‘İlk iki cevap’, beslenip büyütülen IŞİD’in ‘koca Türkiye devletiyle’ yaptığı pazarlığın resmidir. Tam burada “Turkish style” bir ergen atarlanmayla iktidara öneride bulunanlar olacaktır: “Siz de vurun, yıkın!”
İştahı kabaranlara, ‘o işin öyle kolay olmadığı’ kısa yoldan anlatılabilir. Türkiye, IŞİD’i bu saatten sonra öyle basit bir biçimde vuramaz. Çünkü şimdiye kadar yapılan kirli ittifaklar nedeniyle, IŞİD sözcü ve militanlarının ‘sağda solda’ konuşma riskleri vardır. Bunlar ‘iyi çocuklar’ olsa da sonuçta ağızları torba değildir!
Öte yandan, dışarıdan yapılacak bir müdahale sonucunda, vahşi selefilerin dozu arttırmaları da söz konusudur. IŞİD, herhangi bir yolla roket sistemleri elde ettiği anda Katyuşa füzelerini bir kenara bırakır, bunların üzerine ‘maazallah’ kimyasal, biyolojik başlıkları takıverir. Menzili arttırıp başka noktalardan da Türkiye’yi vurabilir. ABD’nin, İncirlik’i aileleriyle birlikte tahliye etmesinin nedenlerinden biri bu olabilir.
• • •
Sonuç itibariyle; 2011 yılından beri yapılan uyarılar ne yazık ki sonuç vermemiş, ortaya yamalı bir bohçaya dönüşen ve dikiş tutmayacağı anlaşılan bir ülke özeti çıkmıştır. O özet ise bir bohçacı kadın çığlığı gibidir:
“Savaş, kaos, çamur ayağınıza geldi hanımmmm!”
Suriye gerçekten de artık Türkiye’nin iç sorunudur. Ne var ki ‘o bataklık’ üzerinden bir fetih coşkusu yaşamanın mümkün olmayacağı bellidir. 83 Şam trajik bir masaldır. Şam’a cumaya giderken eldeki ‘79 Kilis’ten olmak şimdiki temel meselemizdir.
• • •
Türkiye’nin her gün ve her konuda bir uzvunun daha bataklıkta kalması, içinden çıkılmaz noktalara doğru savrulması… Kilis’te insanlarımızın ölmesi…
Bunlar da mevzu mu? Tali konular!
Önemli olan… Survivor’da Semih’in birinciliği…
Bahar gibi hava… Tribünler tıklım tıklım dolu…
Yaşasın kuzuların sessizliği!