Seçim Tuzağı…

Seçim Tuzağı…
Hikmet Çetinkaya

Yön belli oldu, faşizme doğru hızla koşuyorlar…
Dillerinde demokrasi, barış, adalet, özgürlük var, kardeşlik var, değişen Türkiye var.
Aslında en büyük amaç, patronun cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilk turda kazanması…
Bunun için ne yapmak gerekiyor?
Kürt oylarını kapmak, ağızlara bir parmak bal çalarak!
Acaba Kürt siyasi cephesi “dinci siyaset” karşısında ne yapar, nasıl tavır sergiler, bunun bir kandırmaca olduğunun ayrımına varır mı?
Neden olmasın?
İmralı seferlerinde neler konuşulduğunu kaç kişi biliyor?
Öcalan’ın oldukça hoşnut olduğu görülüyor açıklamasına bakılınca…
Hükümetin geniş yetki istediği ve pazarlığa “endeksli” paketini Meclis’e taşımasının ardından tartışmalar başladı.
Hem geniş yetki, hem de pazarlık…
Pazarlığı kim yapacak?
İmralı mı yoksa Kandil mi?
Öcalan’ın ilk açıklaması, bunu “tarihi bir gelişme” olarak görmesi ve desteklemesi önemli.
Demek ki önceden Öcalan ve Kandil’le görüşülüp düşünce alışverişinde bulunulmuş…
Bu arada terör örgütünün Avrupa kanadı da var…
Onlar görüşlerini açıklamadılar, dört ayaklı bir masa ortaya çıkmış olacak…
Üç ayak PKK’nin, dördüncü ayak ise devletin olacak!
Çözüm paketi Meclis’te, bundan sonra neler olacak hep birlikte göreceğiz.
Çözüm sürecine yasal zemin… Süreci yürütenlere yasal koruma zırhı… Çözüm kararlarında hükümetin tek yetkili olması… Yurtiçinde ve yurtdışında herkesle ilişki kurma yetkisi… Silah bırakanlara eve dönüş ve rehabilitasyon…
Altı maddelik çözüm paketi önceki gün TBMM’ye sunuldu.
Hükümet bu konuda geniş yetkilerle donatılıyor…
Önümüzdeki hafta komisyona gelecek tasarının hiç bekletilmeden yasalaştırılması isteniyor.

***

RTE’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını açıklamadan önce gelişen bu olay kanımca siyasal çıkarlara bağlı…
1.5 yıldır “çözüm ne zaman olacak” diyenlere, demokrasi, özgürlük, barış masallarını anlatıp faşizmin çukurundan beslenenler, gerçekten “barış” istiyorlar mı?
Bir yanda altı maddelik çözüm önerisi, öte yanda CHP’nin içini karıştırıp MHP’nin altını oymak… Bir o yana bir bu yana! Sahi iktidar 1.5 yıldır neredeydi?
Bugün gelinen noktada şunları düşünebiliriz…
Tasarının gerekçesinde, bugüne dek atılan adımların oluşturduğu olumlu psikolojik ortamın terör sorunuyla mücadelede bir paradigma değişikliğiyle çözüm sürecinin önünü açtığı yazıyor…
Görüşme yapacaklara Bakanlar Kurulu doğrudan yetki veriyor:
“Görüşme yapanların cezai sorumluluğu yoktur!”
Yani yeni bir devlet politikası ortaya çıkıyor!
Çıkıyor da içeriğinin ne olduğu pek anlaşılmıyor?
Anlaşılan sadece Öcalan’ın istediği “izleme kurulu”nun hayata geçmesi bu süreç içinde…

***

Çözüm sürecinin çok boyutlu ve değişik aşamalar içeren dinamik bir yol haritası bulunmalıdır…
Türkiye diktatoryal bir yapıya bürünüyor; baskı, şiddet, sansür!
Gözaltılar, tutuklamalar!
Polis şiddeti!
Gezi eylemcileri için 90 yıl hapis cezası istemi!
Elbet demokrasi, özgürlük ve barış!
Elbet akan kan dursun, Türk ve Kürt anaları ağlamasın!
Bir yandan zindanlar tıklım tıklım dolu, öte yandan çözüm süreci!
Bu sürece halkın ve sivil toplumun katılması istenirken, devletin güvenlik güçlerinin teröristlerle mücadele etmesi öngörülüyor…
Terör eylemleri sürerken güvenlik güçlerinin “hukuk içinde” kalmaları isteniyor.
Karşınızda terör örgütü var, elinde silahla, bombayla, mayınla…
Yol kesiyor, insanları kaçırıyor…
Önce terör örgütü silahını bir bıraksın, 15 yaşındaki çocukları dağa çıkarmasın!
Elbet çözüm, elbet demokrasi, özgürlük ve barış!
Şu soruyu kendimize bir soralım:
“Faşizme evet mi hayır mı?”

***

Avukat Turgut Kazan’ın değindiği gibi çözüm sürecine ilişkin tasarıyla yeni ve önemli hiçbir olanak getirilmiyor. Çözüm için adım atma, önlem alma, kamuoyunu bilgilendirme sonuçları, gerekli mevzuat çalışmalarını yapma gibi boş sözcükler içeriyor.
Bu bir cumhurbaşkanlığı seçimi tuzağıdır.