Siyaset gündem yönetme sanatıdır…

Siyaset gündem yönetme sanatıdır…
Ertan Acar

İnsanoğlu pozitif düşünmeye programlanmış. Kötülüğü, üzüntüyü, çirkini ve çirkinliği, tatsızı, hayal kırıklığı yaratan her şeyi ve herkesi hafızadan silmeye eğilimliyiz hepimiz. İşte bu yüzden de korkutarak, kan, acı ve gözyaşı ile uyararak, hedef kitleleri ikna etmek mümkün değil.

Ülkemizde siyaset neyin, nasıl yapılamayacağının tartışılmasıyla icra edilir. Oysa referans alınan demokratik ülkelerde, örneğin Avrupa’da ise bunun tam tersi yaşanır. Bizde seçmenler, sesi en gür çıkanı sever. Bu yüzden siyasi partiler ve liderleri hamasetten çok ekmek yerler.

Liderler demişken bizde parti içi demokrasi de pek yoktur, aslında lider demokrasisi vardır ve çoğu zaman genel başkan ne derse o olur. Siyasetin böyle kurgulandığı ülkemizde çok bağırdın mı, yeri geldiğinde mağduru oynamayı iyi başardın mı, zaman zaman da kabadayı oldun mu tamamdır. Seçmenler sanki parti programlarını mı okuyor? Hal böyle olunca gündemi en iyi yöneten kuralları da koyuyor.

Eğri oturalım doğru konuşalım AK Parti ilk kurulduğu günden beri gündemin nasıl yönetileceğini iyi biliyor. Çünkü AK Parti iletişimde 5T kuralını uygulamasını iyi biliyor.

Pekiyi nedir o 5T kuralı?
Arz edeyim: Tasarlama, test etme, tartıştırma, teşvik etme, telkin etme…
Pekiyi 5T kuralı nasıl işliyor?
AK Parti’nin ürettiği politikalar çerçevesinde gündeme taşımak istediği konu, ister adı bir açılım olsun ister Anayasa değişikliği Paketi, önce konu tüm yönleri ile bir proje gibi ele alınıp üretiliyor. Yani önce gündem ‘tasarla’nıyor.

Ardından parti dinamikleri devreye giriyor ve ilgili kurum ve organlar için her yönü ile değerlendiriliyor yani proje önce kurum içinde ‘test’ ediliyor. Bunun sonucunda kritize edilen, eksik ve kusurlu bulunan yönleri revize edilen proje ya da gündem konusu ile ilgili parti kurmayları başlıyorlar tura. Toplumun pek çok kesimi ile istişareler yapıyor. Partilere gidiliyor, sözcüler medyayı kullanarak konuyu gündeme taşıyor, iş adamı örgütlerine gidiliyor, ilgili STK’lar ziyaret ediliyor, istişareler yapılıyor ve proje konusunda onlardan eleştiri ve görüş isteniyor.

Böyle olunca da herkes bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek aynı konuyu konuşmaya başlıyor. Yani kamuoyu o gündemi ‘tartışma’ya başlıyor. Kimilerinden eleştiri, kimilerinden methiyeler alıyorlar. Nedendir bilinmez methiyeler eleştirilere göre daha yüksek sesle dillendiriliyor. Yani gündem
‘teşvik’ ediliyor.

Sonuç olarak sanki toplumda mutabakat sağlanmış gibi algılanıyor. Yani kamuoyunda o konuda yaratılan gerçeklikle ilgili ‘telkin’ sağlanıyor.
Bu arada ne mi oluyor?

Pek çok konu ya ıskalanıyor ya da unutuluyor ya da iktidar sahibinin istediği konular sadece gündemde öne çıkarken diğerleri gündemde gerilerde kalıyor. Siyaset demokrasi kültürünün yerleştiği toplumlarda katma değer üretebiliyor. Siyasetin sağlıklı ve demokratik koşullarda yürümesi için ise uzlaşma kültürünün yerleşmesi gerek.

Uzlaşmak; Sözlük anlamıyla, düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak demek. Uzlaşmanın gerçekleşmesi için siyasi partiler ve onları yöneten liderler arasında iletişimin sağlıklı olması gerekiyor.
Peki sizce ülkemizde gerek siyasiler ve gerekse liderler arasında sağlıklı bir iletişim var mı, ne dersiniz?

Araştırmalar, insanoğlunun pozitif düşünmeye programlı olduğunu gösteriyor. Kötülüğü, üzüntüyü, çirkini ve çirkinliği, tatsızı, hayal kırıklığı yaratan her şeyi ve herkesi hafızadan silmeye eğilimliyiz hepimiz.

İşte bu yüzden de korkutarak, kan, acı ve gözyaşı ile uyararak, hedef kitleleri ikna etmek mümkün değildir.
Bunu nereden mi biliyorum?

Düşünün, hiç baştan sona hatırladığınız bir korku filmi var mı?
Ama sizi etkileyen romantik bir filmi ya da katıla katıla gülerek izlediğiniz komedi filmini neredeyse sahne sahne hatırlıyorsunuz değil mi?

İşte siyasette marka yönetiminde altın anahtarı da burada gizli.
Eğer bir siyasetçi, itibarlı olmak, itibarlı hatırlanmak, tercih edilmek, gönülleri fethetmek istiyorsa, ilk önce toplum nezdinde kendisi hakkında pozitif anlamlar tesis etmeyi bilmelidir.
Siyaset gündeminin oldukça yoğun olduğu ve dört bakanın iftiraya uğradığını anlatmaya çalıştığı şu günlerde naçizane paylaşmak istedim.