Sosyal medya ve “meme çatalı” …

Sosyal medya ve “meme çatalı” …
Melike Karakartal

Niye iletişim kuruyoruz? Birbirimizi anlamak için.
Peki birbirimizi anlamamız için ne gerekli? Tutarlılık. Sağduyu.
Söylediğimiz sözün, karşımızdaki insanda söylediğimiz şekliyle ve söylediğimiz anlamıyla anlaşılması…
Haliyle, kendimizi olduğumuz gibi anlatabilmek, ifade edebilmek için gayret gösteririz.
Peki nasıl iletişim kuruyoruz? Yazarak, konuşarak, jest ve mimiklerimizle.
Buraya kadar olan kısmı bir kenara koyalım, zira analog yaşadığımız yıllarda da vardı.
İnternet öncesi, bugün uzak bir galaksi gibi görünen zamanlarda…

Sosyal medya ile değişen iletişim şekillerini gözlemlemek, özellikle “kodları” internet öncesi dünyada girilmiş nesiller için bazen eğlenceli, bazen de “Bu ne yav” dedirtiyor.
Yeni dünyanın diline adapte olanlar da çok ama şöyle bir uzağa çekilip durum değerlendirmesi yapacak olduğumuzda, “eski dünya”nın asla anlayamayacağı konular ve kabul görmeyen durumların sıradanlaşması belki de bu çağın en büyük acayipliği.

Malum, iletişim, her zaman “olduğun insanı” göstermek değil artık.
Sosyal medyada “olmak istediğiniz” insanı yaratabilir ve bunun üzerinden aslında sahte ama size hayli gerçek görünen bir tatmin yaşayabilirsiniz.
Veya beğenilme ihtiyacını buradan bol bol giderebilirsiniz.
Bir de “görsel ile metnin birbirini tutmaması” hadisesi var.
Sosyal medya özel hayat ve iş hayatının sınırlarını ortadan kaldırdığı için yadırgadığımız durumlarla karşılaşmak gayet mümkün.

İşiniz aracılığıyla biriyle tanışıyorsunuz diyelim.
Sizli bizli konuşuyorsunuz, aranızda resmi sayılabilecek bir iletişim kurmuşsunuz.
Kısa sürede takipleşmeler başlıyor.
Ve… Hayatınıza bir meme çatalı giriyor!
Evet efendim, meme çatalı.

Sadece iş konuştuğunuz bir insanın Instagram’ı aracılığıyla her gün düzenli olarak meme çatalına maruz kalıyorsunuz.
Takip etmemek de bir seçenek ama o da ayıp sayılıyor tabii.
Önce “follow”, sonra “unfollow” olmaz.
“Follow”un arkasında durmak lazım, zira takibi bırakmak da bir ara bozulması sebebi.
Ofiste insan içi ilişkileri sağduyuyla çözmüş ve insanlarla mesafesini koruyan bir kadının, Instagram’da bir erotik film yıldızı profili çizmesi gayet normal karşılanıyor.
Sınırlar bulanıklaştı

Sosyal medya özel hayat, öbürü iş” diyemiyoruz artık, sınırları çizmek kolay değil yeni çağda.
Kimse “ilk defa” karşılaşmıyor artık sosyal medya sayesinde.
Toplantı veya ortak iş yapacakları insanın paylaşımlarına illa bakıyorlar artık. Bakıyoruz.
Sosyal medya hesapları da iyi kötü fikir edinmek için gayet ideal zira.
Bir araya gelinecek kişiyi paylaşımlarından, takip ettiği profillerden bir “profil” çıkararak o kişiyle iletişim stratejisini belirlemek gayet mümkün.

İşte burada özel hayat ile iş hayatının sınırları kalkıyor.
Mesela bir kadın, toplantı yapacağı adamın profilini karıştırıyor, bakıyor sırf kelle.
Sırf selfie, sırf kendisi, sırf burma bıyıkları. Diyor ki, hah bu egosu yüksek bir adamcağız.
“Konuşurken ona göre muamele etmeli” diyor, temkinli davranıyor.

Veya kadın, adamın takip ettiği insanlara bakıyor, tamamı kadın, tamamının menşei Rusya, Ukrayna, tamamı meme çatalından oluşuyor, tamamı kum saati vücut vurgusu, tamamı öpücük vererek kameraya bakan kadın.
Güzel kadınlar tarafından kolay ikna edilebilecek bir profille karşı karşıya olduğunu anlıyor.
Adamımızın belli ki kontrol merkezi beyninde değil.
Kadınlarda da var benzer durumlar.

Mesela bir pazarlama uzmanı profil fotoğrafı olarak yatakta iç çamaşırlı halini tercih ettiğinde, başka (ve muhtemelen arzu etmeyeceği türde) bir mesaj göndermiş oluyor. Sırf “like”, sırf beğenilmek uğruna üstelik.
Çağa ayak uyduran, bugünün ruhunu anlayan firmalar da işe eleman ararken kurcalıyor sosyal medyayı.
Kişinin beyanları, profili, paylaşımları pek çok şey söylüyor.

Bu durum kendi kendine sansür koymayı elbette gerektirmiyor.
Sansür ayrı, sosyal kodları göz önüne alarak ve sağduyuyu esas alarak paylaşımda bulunmak ayrı.
Çoğu zaman “like alma arzusu” ağır basıyor elbette…
Sosyal medya, hem “tanışmadan tanışmaya”, hem de en büyük tatmin aracına dönüşüyor…