Tek kişi yönetimleri baskı, savaş üretir…

Tek kişi yönetimleri baskı, savaş üretir…
Faik Akçay

Bir ülkede uygulanan yönetim sisteminin, kâğıt üzerinde adının şu ya da bu olmasının önemi yoktur. Önemli olan, uygulamalarının ne olduğudur. Tek kişinin yönetimde egemen olduğu ülkelerde uygulanan yönetim sistemine, Despotluk, Krallık gibi adlar verilir. Bu tür yönetimlerde, yönetime egemen genellikle tek kişidir. Bu yönetim biçimlerinden Despotluk: “Hiçbir yasaya bağlı kalmaksızın ve buyrukçunun çıkarından başka hiçbir amaç gözetmeksizin, zorbaca uygulanan ve buyruklara dayalı yönetim biçimidir.”(1)

Buyrukçunun çıkarı kişisel olabilir, belli bir kesimin çıkarı olabilir, siyasal çıkarlar olabilir.
Yönetimin tepesinde bulunan, bir konuda bir buyruk verince, tüm yönetim aygıtı bunu uygulamaya başlar. Sözde yargı bağımsızlığı, yargıç güvencesi, yönetim basamakları olmasına karşın, her şey buyruğu veren egemenin isteği doğrultusunda gelişir. Tüm kurumlar aynı doğrultuda uygulamalarda bulunurlar. Görünürde, başbakanlar, bakanlar, meclisler, yargıçlar, savcılar olmasına karşın, uygulamada hiçbir kurum, tepede bulunan tek kişinin istekleri dışında bir eylemde bulunamaz.

Dünyada 128 ulus-devletin başında, “Cumhuriyet” sıfatı vardır. Arasanız içinde gerçek demokrasiyle yönetilen beş ülke bulamazsınız. Sözgelimi, Türkiye, İran, Suriye’nin Cumhuriyet, İngiltere, Hollanda’nın Krallıkla yönetildiği bilinmektedir. İngiltere ve Hollanda’da uygulanan yönetim sistemleriyle, insan hak ve özgürlükleriyle İran, Türkiye, Suriye yönetim sistemlerinin nasıl olduğunu bir karşılaştıralım. Yerkürenin herhangi bir yerinde yaşanan insan hakları çiğnenmeleri, artık hiçbir ülkenin iç sorunu olarak görülmemektedir. İnsanlık bu “iç hukuk” duvarlarını aşmıştır. Böylesine tekçi, dinci bir yönetim sistemi, ancak baskı, savaş üretebilir. Bu yönetimlerde insan hakları çiğnenmeleri önlenemez, demokratik uygulamalara geçiş sağlanamaz. Türkiye’nin götürülmek istendiği yer, böylesine karanlık bir çıkmaz sokaktır.

TEKÇİLİK, İNSAN DOĞASINA AYKIRIDIR
Tek din, tek mezhep, tek soy, tek dil dayatan yönetimler, tarih boyunca hep zararlı çıkmışlardır, sonunda yıkılmışlardır. Bu insanlık tarihi kadar eski bir gerçekliktir. Osmanlı da, Cumhuriyet yönetimi de bu tutum nedeniyle çok ağır bedeller ödemek zorunda kalmıştır. Tekçilik, insan doğasına aykırı bir yönelimdir. Suudi Arabistan da, tek kişi yönetiminin, tek din, tek mezhep yayma çabalarının ağır bedelleriyle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

İnsanlar fiziksel olarak büyük ölçüde birbirlerine benzerler. Ancak, her insanın gen yazılımı ayrıdır. Yedi miyar dolayında insanın yaşadığı bilinen Yerküremizde, yedi bin dolayında birbirine benzer insan, yedi bin dolayında farklı gen yazılımı olan insan yaşamaktadır. İnsanlık tarihinin hiçbir aşamasında, iki insanın, her yönüyle, hiçbir fark olmadan aynı düşünebildiği kanısında değiliz. Çok küçük de olsa, tüm koşulları aynı da olsa, iki insan birbirinden farklı düşünebilecek yaratılıştadır. Hiçbir çağda insanları aynı düşündüğü görülmemiştir kanısındayız. Bu böyle olsa, insanlık tarihi tekdüzeliklerin yaşandığı bir sürece dönüşürdü.

Tek kişi yönetimiyle ekonomisini, demokrasisini geliştirmiş hiçbir dünya ülkesi yoktur. Bu ülkelerde bilimsel gelişmeler, halklarını baskı altında tutarak, dünyada etkin güç durumuna gelmek amacıyla yapılmaktadır. Rusya ve İran buna örnektir. Türkiye’nin götürülmek istendiği yer burasıdır. Tek kişi yönetiminin, radikal İslamcı fethine karşı elde kalan son kalesi durumuna düşmüş Suudi Arabistan, bu kalenin de sarsılmaya başlamasıyla, dünyanın en baskıcı yönetimlerinden biri olmaya soyunmuş bulunmaktadır. Bu yönetim sisteminden başka bir gelişim beklenemezdi.
Tek kişi yönetimleri, insanlık tarihinin hiçbir döneminde, barış, demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini koruyacak bir hukuk devleti getirememiştir. Tek kişi yönetimlerinin, insanlık tarihi boyunca, baskı, savaş ürettikleri, milyonlarca örnekle önümüzdedir.

*
(1) http://www.msxlabs.org/forum/siyasal-bilimler/78347-yonetim-sekilleri-devlet-yonetim bicimleri.html#ixzz3y7JlkiwV