TOMA’ya dönüşen kadınlar…

TOMA’ya dönüşen kadınlar…
Melike Karakartal

Günlerden bir gün, bir kadın Facebook’ta bir adam ile tanışır.
Günlerce, haftalarca mesajlaşırlar, ardından telefonda sohbet ederler… Kadın kendini yeterince güvende hissettiği bir anda, adamın buluşma teklifini kabul eder.
Birkaç kez görüşürler, artık “sevgili”dirler…
İlerleyen zamanlarda bir akşam birlikte, adamın şehrin bir ucundaki evine giderler.
Uyku saati geldiğinde adam ilişkiye girmek ister. Hani bir defa kadın “eve gitmeyi kabul etti” ya, bunun, adamın gözünde başka bir anlamı yoktur.
Kadın, böyle bir ilişki için erken olduğunu, zamana ihtiyacı söyler; adam sözlerine çok sinirlenir.
Reddedildiğini düşünür ve kadını ikna etmeye çabalar. İkna çabasıyla rahatsızlığı artan kadın, evden ayrılmak ister ve o anda, adamın esas yüzü ortaya çıkar.
Adam bir sosyopattır. Kadın, ilişkiye girmeyi kabul etmedikçe adam daha da sinirlenir ve evinde sakladığı silahını ortaya çıkarır. “İkimizi de vurmak için bir dakika bile beklemem” der.
Canının tehlikede olduğunu ve oradan canlı çıkamayacağını anlayan kadın, “hayatta kalma dürtüsü”yle adama iyi davranmaya başlar.
Silah masada durmaktadır ve kadın, evden çıkmanın bir yolunu bulup canını kurtarmanın tek yolunun “potansiyel katile ve tecavüzcüye iyi davranmak” olduğunu düşünür.
Adamın “ne kadar da harika biri” olduğunu söyler. İlişkilerine ne kadar değer verdiğini ama yavaş ilerlemenin onun için daha uygun olduğunu, ara sıra onu pohpohlayarak ne kadar harika bir insan olduğunun altını çizerek anlatır.
Saatlerin ardından, kadın sosyopat adamı ikna etmeyi başarır.
Sakin bir anında adam kadını bir taksi durağına bırakmayı kabul eder. Evden çıkarlar, otoparka inerler; adamın aracına binene kadar geçen zaman işkencedir…
İyi davranmak: Bir hayatta kalma yöntemi
Evden çıkarlar, asansörle otoparka inerler ve araca binerler.
Araca bindiklerinde kadın biraz rahatlar ve korkusunu belli eden sözler söyler. Adam tekrar çok sinirlenir, araçtan iner ve kadını sertçe arabadan dışarı atar.
Kadın şehirden uzak bir yerde, geç bir saatte ve yapayalnız kalmıştır. Koşarak anayola çıkar.
Şansı yaver gider, bir taksi bulur ve evine dönmeyi başarır.
Fakat başına gelenleri asla unutmayacaktır.
Bu, seneler önce yaşanan gerçek bir hikaye. Bu hikayeyi anlatan kadın, başına gelen bu olaydan sonra polise gitmez.
Kendi isteğiyle adamın evine gittiği için “Ne işin vardı adamın evinde” diyeceklerinden ve kabahati onda bulacaklarından emindir.
Sosyopatın günlerce süren aramalarının kesilmesi için babasını, ağabeyinin adamı araması ve korkutması gerekecektir…
Telefonlar kesilir, hayat normale döner ancak kadın, hayatı boyunca unutmayacağı bir “ölümden kıl payı kurtulma” hissine sahiptir artık.
Bağdat Caddesi’nde yaşanan tecavüz olayının kamera kayıtlarında, genç kadının tecavüzcüye yakın davrandığını görenler, her nasıl “Kadının gece 3’te dışarıda ne işi vardı?” dedilerse, “Neden yakın davranmış?” sorusunu da sordular.
Sosyopata, tacizciye, tecavüzcüye, katile çaresizlikten iyi davranmak, “hayatta kalma” dürtüsü sonucu ortaya çıkar. Hayat kurtarabilir.
Peki, kadınlar ne yapacak?
Öncelikle, “Ne işi varmış gece 3’te sokakta?”, “Ne işi varmış adamın evinde?” gibi sorular, tecavüzcülerin, tacizcilerin, kadını kendi malı olarak görenlerin ekmeğine yağ sürüyor.
Bunu sorabilen erkeklerin “Minority Report”taki gibi, suç işlemiş kabul edilip toplumdan tecrit edilmesi gerekiyor.
Elbette böyle bir şey olmayacak.
Peki biz ne yapacağız?
Kendimizi korumayı öğreneceğiz. “Ne işi varmış sokakta”cılar yok olmayacağına ve henüz tacize, tecavüze, kadına şiddete caydırıcı bir ceza verilmediğine göre, tek çare bu.
Ben artık yanımda biber gazı spreyi taşıyorum ve savunma teknikleri öğrenmek için bir kursa gideceğim. Umarım kullanacağım bir durumla karşılaşmam ama artık yanımda sprey olmadan sokağa adımımı atmam.
Kadınları iki ayaklı TOMA’ya dönüşmek zorunda bıraktığın için teşekkürler Türkiye!