Uğursuz saray ve diğer resimler…

Uğursuz saray ve diğer resimler…
Haluk Şahin

Bu kadar pervasızlık ancak iktidar sarhoşluğuyla açıklanabilir. Hem de zilzurna sarhoşluk.

Sanki dünyada kendilerinden başka kimse yok. Olsa da olanların hiçbir önemi yok.

AKP iktidarının bir süredir dünyaya vermekte olduğu fotoğraflardan söz ediyorum. Bir iletişimci olarak şaşkınlıktan küçük dilimi yutmaktayım.. Faul üstüne faul, frikik üstüne frikik!

Sanki dışarıdan birileri “Acaba bunları kötü göstermek için ne yapabiliriz?”diye uzun toplantılar yapıp bir liste hazırlamışlar ve şimdi onlar uygulanıyor.

Ardı arkası kesilmiyor uygar ülkelerdeki insanları hayretler içinde bırakan, siyah damga vuran, ikonik fotoğrafların.

Hangi birini sayayım: Soma, Kobane, Ermenek… Albümler dolusu dehşet sahnesi. Ve son olarak kesilen zeytinlere sarılmış köylü kadınları…

Komplo teorilerinden medet umuyor, “algılama operasyonu” filan gibi varsayımlarla açıklıyorlar onların çoğalmasını.

Ki, aynaya bakmak zorunda kalmasınlar.

Ama nafile!

Ayıplı pozların en etkilisinin hangisi olduğunu soracak olursanız, Ankara’daki o çirkin “saray” derim. Aksaray dedikleri ucube…

Bir keyfilik ve israf abidesi. Hukuk mezarlığında dev bir kibir anıtı!

Bunun zamanın ruhuna aykırı düşeceğini göremediniz mi? Bundan dolayı dillere düşeceğinizi ve kendinizi çok fena şekilde ele vereceğinizi?

Dedim ya, iktidar sarhoşluğu ve kibir, dünyada kendilerinden başkalarının da olduğunu kabul etmelerini olanaksız kılıyor. “Biz yaptık oldu”nun sınırları olduğunu göremiyorlar.

Ama, bir nokta geliyor, olmuyor işte. Yakalanıyor ve dünya aleme rezil oluyorsunuz!.

***

Yalnızca, Wall Street Journal, BBC, New York Times, Newsweek gibi olağan şüpheliler değil ha!

Arap basını da bunlara dahil. Hele Mısır basını.

Eğer Kahire’de yayınlanan ünlü El Ahram gazetesinin haftalık İngilizce versiyonunda okuduklarım bir ölçüt ise, oradaki ateşli Erdoğan düşmanlığının karşısında bizim Sözcü’nün pek ılımlı ve uysal kalacağını söyleyebilirim.

Erdoğan’la daha önce mülakatlar yapmış olan El Ahram yazarı Seyid Abdel-Mecid’in 6 Kasım tarihli yazısının başlığı “Uğursuz Saray”. Hangi “saray”ı kastettiğini anlıyorsunuz tabii.

Erdoğan’ın tüm hukuk engellerine rağmen onu nasıl inşa ettiğini anlattıktan ve bu binanın “Erdoğan’ın megalomanisinin, şan ve şatafat merakının, sultanın tahtında kendisi oturmak kaydıyla, eski Osmanlı İmparatorluğu’nun emperyal zenginliği ve debdebesine duyduğu özlemin” çarpıcı bir kanıtı olduğunu kaydettikten sonra Ermenek’teki maden kazası nedeniyle açılış kokteylinin iptal edidiğini yazıyor ve soruyor:

“Bu işte bir uğursuzluk olmalı. Sakın birisi büyü yapmış olmasın!”
***

El Ahram’daki Türkiye konulu yazıları okuduktan sonra aklıma şu soru geldi:

“Siyasal İslam projesinin çöktüğünü, Yeni Osmanlıcılık safsatasının ise ölü doğduğunu Erdoğan-Davutoğlu çiftine kim söyleyecek?”

Kimse söyleyemeyecekse, daha çok faullü fotoğraf seyredeceğiz demektir!