Ya o katil aslında sizseniz?

Ya o katil aslında sizseniz?
Mine Söğüt

Siz… Kendiniz… Bu ülkede cinsel nitelikli suçlar işlenirken, hiç düşündünüz mü, tam olarak neredeydiniz?
Evinizde, işinizde, bilgisayar başında, sokakta? Olaylardan çok mu uzakta?
Suçluları sosyal medyada ya da mahalle kahvelerinde, ev sohbetlerinde fütursuzca asıp kesmek… Hadım edilmelerinden dem vurup idam edilmelerine kadar gitmek…

“Onlara da aynı şekilde tecavüz etmek, onları da öldürmek gerek” diye haddi aşan laflar etmek çok kolay.
Peki, ya çoğu kadın cinselliğini görmezden gelen ve erkeğe üstünlük sağlayan ahlaki tabuların zemin hazırladığı her cinayette; her tecavüzde, her intiharda kendi hissenizin de olduğunu düşünmek?

Tecavüzlere kızıyor, cinayetlere öfkeleniyor, ahlaki baskıların korkusuyla kendini öldüren kadınlara içtenlikle üzülüyorsunuz ama iş bunların temelinde yatan cinsel tabuların sorgulanmasına gelince sus pus oluyorsunuz.
İçin için erkeğe tecavüz hakkı verirken kadının cinsellikle ilgili tüm haklarını elinden alan bir ahlak girdabında yaşadığınızı, sindirilmiş reflekslerinizle görmezden geliyorsunuz.

Yaklaşık bir ay önce yaşanan bir tecavüz ve ardından gelen intiharın ortalığı ayağa kaldıran haberini hatırlayın.
“33 yaşındaki evli öğretmen, 16 yaşındaki öğrencisine tecavüz etti; olayı arkadaşlarına ve öğretmenlerine anlatan öğrenci, okul yönetimi olayın üzerini kapatmak isteyince polis babasının tabancasıyla kendisini öldürdü.”
Siz, bu haberi okudunuz ve o öğretmeni hemen sosyal medyada linç ettiniz.

Eğer içinizdeki şiddeti ölçüsüzce ortalara dökmek yerine o öğrencinin ve o öğretmenin fotoğraflarına biraz dikkatlice baksaydınız… Olayla ilgili haberleri kelime kelime, tekrar tekrar okusaydınız…
Olayın bir tecavüze benzemediğini, o genç kızla öğretmenin bir ilişki yaşamış olabileceğini ve genç kızın, olay ortaya çıkınca korkudan kendi canına kıyma ihtimalini; muhtemelen hep savunduğunuz veya hiç sorgulamadığınız cinsel tabuların, bu ülkede bir kez daha küçücük bir kadının hayatına mal olduğunu sezerdiniz.

Öğretmen tutuklandı ve yargılanmaya başlandı. Duruşmalarda öğretmenin reşit olmayan 16 yaşındaki öğrencisiyle karşılıklı bir aşk ilişkisi yaşadığı ortaya çıktı.
Genç kız, bu ilişkisini okuldan bazı arkadaşlarına anlatıyordu.Öğretmen sık sık ilişkiyi bitirmek istiyor; her seferinde genç kız büyük bir üzüntü yaşıyor ve ardından öğretmenle yeniden bir araya geliyorlardı.
Nihayetinde bir gün… o sondan bir önceki gün… sınırları tamamen aştılar ve seviştiler. Sonra kızın arkadaşlarından biri olan biten her şeyi korkudan okul yönetimine anlattı. Okul yönetimi genç kızı sorguya çekti ve bu olaydan ailesinin haberdar edileceğini söyledi. Genç kız eve gitti; ailesi salonda yemek yerken ebeveyn banyosuna geçip polis babasının tabancasıyla kendisini öldürdü.
Sonra siz o haberleri okudunuz.

Kötü niyetli bir öğretmen tarafından iğfal edilen küçük bir kızın üzüntü ve utançtan kendi canına kıydığını anlatan medya senaryosunu hiç sorgulamadan kabul etmek işinize geldi.
Olayı biraz kurcalasanız belki hiç istemediğiniz bir yerinde kendinize de ait bir sorumluluğa toslayacaktınız.
Gazeteler bir gün bu davanın sonuçlandığını yazacak…
Artık bir tecavüzden bahsetmeyen ve o yüzden gündemin ilgisini başlangıçta olduğu kadar çok çekmeyen o haber belki sizin gözünüzden bile kaçacak…

Bu arada ne hukuk sistemi bir genç kızın kendisini öldürmesine yol açan korkuların, ucu siz dahil herkese kadar uzanan kaynağını sorgulayacak…
Ne de sosyal medya, cinsel tabuların, toplumun en vahşi ve en geniş sathında onaylana onaylana bir kurşuna dönüşmesine; o kurşunun da 16 yaşındaki bir genç kızın sağ kulak kepçesinin iki buçuk santim önünden, sağ kaş dış kenarının 2 cm sağından girip, sol kulak kepçesi üst pol hizasının 4 cm üstünden, saçlı deri içinde sol frontal bölgeden çıkmasına iştahla isyan edecek…

Şimdi bir daha düşünün.
Bu ülkede bir kadın ya da eşcinsel cinayeti işlenirken… Bir tecavüz gerçekleşir, bir çocuk cinsel istismara uğrarken… Hatalı bir ilişkinin bedelini kendi canından başka bir şeyle ödeyemeyeceğine inandırılan küçük bir kadın, tetiği tak diye çekerken…
Siz…
Kendiniz… ahlaki kaygılarınızla ve sıkı sıkı sarıldığınız o cinsel tabularınızla…
Bu suçların tam olarak neresindesiniz?