Yeni toplum hepinize hayırlı olsun…

Şaban’ın Recep’leşmesi…
Zülfü Livaneli

VATAN’da her zaman güzel söyleşilere imza atan Mine Şenocaklı arkadaşımız dün Bekir Ağırdır’la yaptığı konuşmayı yayınladı. Orada bir başlık dikkatimi çekti: “Milliyetçilik yükselmiyor, lümpenleşiyor, yani İnek Şaban Recep İvedik’leşiyor.” Bu satırlar bana geçen hafta Vural Öger dostumla sohbet ederken, eski bir yazımı anarak aynı cümleyi tekrarlamasını hatırlattı. Bu gözlemi unutamadığını söylüyordu. Açıp yazıya baktım. 20 Şubat 2010 tarihinde Vatan’da yayımlanmış ve o dönemde epey tartışılmıştı. Demek ki dönüp dolaşıp aynı fikirler tekrarlanıyor. Yazı şöyleydi:

***

Eskiden Kemal Sunal filmleri çok tutulduğu için, insanın aklına ister istemez Şaban tiplemesi ile Recep İvedik tiplemesini karşılaştırmak geliyor.

Şaban, büyük göçün başlangıcında köyden şehre yeni gelen, alçakgönüllü gecekondu mahallelerinde oturan, başını döndüren şehir karşısında köy safiyeti taşıyan, etrafa şaşkın şaşkın bakan bir tipti.

Şehrin katakullilerine aklı ermezdi.

Yüksek binalara bakarken şapkası düşerdi. Gördüklerine hayran olurdu. Karşısına çıkan kızın yüzüne bakarken ağzını toplayamazdı.

Şaban zamanla şehre alıştı. Oturduğu gecekondunun yerine kaçak bir bina dikti, altına da bir dükkân açtı. Akrabalarıyla birlikte siyasi bir partinin yandaşları arasına girdiği için himaye edildi.

Artık kentlilere çekinerek bakmıyordu, eline para geçmişti.

Kentli kızları aşağılıyor, sokakta karşısına çıkanlara amaçsızca kötülük ediyor, ikide bir “Haaayt ulan!” diye bağırıyor, milli maçlardan sonra silah sıkıyordu.

Yüzünden o insani gülümseme silinmiş, tam tersine gördüklerini aşağılayan, hakaret eden bir nefret anlatımı yerleşmişti.

Kentin yeni efendisiydi o ve eski efendileri aşağılama hakkına sahipti.

Böylece Şaban Recep’leşti. Ve Türk toplumu kendi yüzünü Şaban’da değil, bu yeni Recep’te görmeye başladı.

Çünkü Şaban’lar hızla azalıyor, Recep’ler ise her geçen gün artıyordu.

İstanbul’un “kodamanlarını” önüne diziyor ve “Adam olun laaan!” diye bağırıyordu.

***

Bu dönüşümü siyasi bir gelişme sananlar fena halde yanılır. Mesele kültürün değişimidir. Bu toplumun kültürü değişti, başkalaştı.

Şaban’lar Recep’leştikten sonra, kendisine uygun yerel ve genel iktidarları elbette bulacaktı. Bir sonuçtu bu.

Otuz yılı aşkın bir süredir, medya başta olmak üzere birçok kurum “Recep’leşmeyi”, yani lümpenleşmeyi destekledi.

İstanbul’un sözüm ona “elit”leri, gazeteleri ve televizyonlarıyla Şaban’ın Recep’leşmesine müthiş destek verdi.

Aydınlar lümpenlere bayıldılar, onları başlarına çıkardılar.

Müzik müzik olmaktan çıktı, haykırışlar ve böğürtüler hâline dönüştü; İstanbul’un görünümü değişti; televizyonlar insan soyuna yakışmayacak rezilliklere açtılar ekranlarını.

Böylece cehenneme giden yolun taşlarını döşemiş oldular.

Siyasi partiler ayrım tanımadan Recep’leşen topluma kucak açtı. Kendileri de Recep’leştiler.

Sonuç ortada. Ey anlı şanlılar!

Bundan sonra bu süreci tersine çeviremezsiniz. Biz size yıllar boyunca bu gözlemleri aktarıp; kültür, değerler, gelenekler falan dedikçe kös dinlediniz.

Sizi de yutmaya başlayan ve sonunda yok edecek olan yeni toplum hepinize hayırlı olsun.

Bir Cevap Yazın