Yıldıramazlar…

YILDIRAMAZLAR…
Nahit Duru

Seçimlere bir hafta kala, seçimleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “sorumsuzluk zırhı”na bürünerek, AKP dışındaki tüm partileri eleştirmesini, devletin olanakları ile yaptığı hukuksuz mitingleri yazacak ve örnekleyecektim.
Ancak, Cumhuriyet gazetesine yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa sessiz kalmak mümkün değil.

Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı gazetecilikten ötürü “terör soruşturması” açılması düşündürücü, düşündürücü olduğu kadar da sonuçları bakımından vahimdir.

İnanın o çok eleştirdiğimiz, 12 Eylül rejimi bile bu gazetecilik olayını “terör örgütü” suçlaması ile bağdaştırmazdı.
Ne yapmış Cumhuriyet Gazetesi!
İktidarın ilk günden buyana inkar ettiği, TIR’lardaki silahların görüntüsüne ulaşarak bunları gazetecilik sorumluluğu gereği yayımlamış.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da hemen Cumhuriyet Gazetesi için “terör soruşturması” başlatmış.

Burada Cumhuriyet Savcılığı’nın kendi kendine, “TIR’ın içindeki silahların görüntülerini mi yayınlamak suç, yoksa; bu silahları Meclis kararı olmaksızın, ülke dışındaki her hangi bir örgüte göndermek mi” sorusunu sorması
gerekmez miydi?

İktidar ve o gün başbakan olan zat, bu TIR’ların Türkmenlere insani yardım taşıdığını iddia etmemiş miydi?

Yalanlarını ortaya çıkardığı için mi Cumhuriyet Gazetesi suçlanıyor? Yoksa bu kirli oyun dünyaya duyurulduğu ve belgelendiği için mi?

Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın yaptığı açıklamalar dikkat çekicidir.

ÇGD açıklamasında şöyle deniliyor:
“…Soruşturma açılması gerekenler, haber alma hakkını savunan ve halkın sürüklendiği savaşın haberlerini yapan Cumhuriyet gazetesi ve gazeteciler değil bu kirli savaşı destekleyenlerdir.”

TGS ise, “Gazeteciliğin kutsal dayanağı olan halkın haber alma hakkını savunan Cumhuriyet gazetesinin yanında olduğunu” anımsatarak şöyle diyor:
“Yargılayarak, hapsederek, öldürerek gazetecileri yıldıramayacağınızı bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz.”

Bir hafta önce de; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Rahmi Kurt, Hürriyet Gazetesi Sorumlu Müdürü İzzet Doğan ve Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in de aralarında olduğu birçok yöneticinin tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmesini istememiş miydi?

İktidar, ileri demokrasiyi getirdiğini iddia ederek, basını baskı altına almak, korkutmak istiyor.

Düşünün iktidar, bir avuç gazeteciden ve yanına çekemediği medyadan korkuyor.
Korku imparatorluğu kurmak isteyenler, kendileri korkmaya başladı ve baskıyı daha da arttırmak istiyor.

Bu da, boyun eğmeyen basına daha büyük bir sorumluluk yüklüyor.