Zafer değil, sefer…

Zafer değil, sefer…
Levent Gültekin

“Meselelerimizi konuşarak halledelim de çocuklarımız ölmesin” dedik.
“Biz-onlar ayrımı yapılmasın, bütünleştirici bir politika uygulansın” dedik.
“Eşitlik, özgürlük, adalet, insana saygı, barışçı bir hayat için vazgeçilmez değerlerdir” dedik.
“Şehirlerimiz yaşanabilir olsun. Rantı değil kamu huzurunu esas alalım da ülkemizi cennete çevirelim” dedik.
“Bir ülkede bağımsız bir yargı olmazsa orası devlet olmaz. Güçlü ve gelişen bir ülke olmamız için önce hukuk devleti olmamız gerek” dedik.

“İnancımız, etnik kökenimiz, ideolojimiz siyasette belirleyici unsur olmasın. İşini iyi yapanı, inancına, etnik kökenine bakmadan el üstünde tutalım, bu ülkeye kattığı değerlere bakarak insanlara kıymet verelim” dedik.
“Yolsuzluk bütün dünyada utanılacak ve yüz kızartıcı bir davranıştır. Yolsuzluk yapanla işimiz olmaz” dedik.
“İnanç, etnik köken, ideoloji mücadelesi değil, gerçek sorunlarımızı, yani eğitim, ekonomi, yoksulluk, mimari, bilim, sanat, teknoloji alanlarında başarılı olmanın mücadelesini verelim” dedik.
“Nasıl mesafe kat edeceğimiz üzerine kafa yoralım. Ülke ne yazık ki geri kaldı. El ele verelim de bizi dünyadan koparan bu sorunlarımızı çözelim” dedik.

Bizim için esas olan kimin yönettiği değil, nasıl yönettiği
Çünkü her bir vatandaşımız, daha iyi bir ülkede yaşamayı hak ediyor.
Kimsenin inancına, giyimine, mezhebine bakmadan liyakati ortak değer kabul edelim ve bu ülkede dostça, huzur içinde yaşayalım istedik.
Tüm bunları sadece kendimiz için değil, hangi partiden olursa olsun, tüm yurttaşlarımız için istedik.
İktidarda ister AK Parti olsun ister CHP. Ülkeyi ister MHP yönetsin ister HDP. Bizim için esas olan kimin yönettiği değil nasıl yönettiğidir. İlkelerdir.

Değerleri savunmaktan geri duracak değiliz
İktidarda AK Parti olduğu için ve 14 yıldır tüm bu sorunları çözmediği ve daha da büyüttüğü için eleştirilerimizi ona yönelttik.
İktidardaki partiye bakarak, değerleri savunmaktan geri duracak değiliz.
Bir yarış içinde değiliz. Bir zafer peşinde hiç değiliz.
Ülkemizi dönüştürmek, huzurlu, yaşanabilir kılmak için çaba gösteriyoruz.
İyi insan olmak, iyi insan olarak yaşamak ve ölürken de iyi insan olarak ölmektir esas olan.

Çünkü ülkemizi dönüştürmek, iyi yapmak için önce kendimizi dönüştürmemiz gerekiyor. Tüm itirazlarımız, eleştirilerimiz, bir anlamda iyi insan olma ve öyle kalma çabasıdır.
Nasıl ki hayatımızı sürdürmek için bıkmadan, usanmadan her gün bir işe gider çalışırsak, benzer çabayı bir ömür iyi insan olmak ve yaşadığımız ülkeyi huzurlu kılmak için gösteririz.
Bu, bir partinin zaferiyle veyahut bir ideolojinin kazanımıyla bitecek türden bir çaba değildir.
İnsan kalmanın gereğidir. Bizi canlı, enerjik kılan motivasyonun kaynağıdır.

Biz hırsıza ‘hırsız’, katile ‘katil’, tembele ‘tembel’ deriz
Bazen bu yolda yalnız kalabiliriz. Bazen bu çabamızda milyonları karşımızda bulabiliriz. Sayılar, çoğunluğun tercihi, değerlere yaklaşımımızı değiştirmez.
Dürüstlük dünyanın her yerinde, tarihin tüm çağlarında değişmez bir değerdir. Adalet, bütün insanlığın değişmez değeridir.
Hangi partiden olursa olsun bizim için fark etmez. Biz hırsıza ‘hırsız’, katile ‘katil’, tembele ‘tembel’ deriz. Hangi partiden olursa olsun yolsuzluk yapanla aynı çemberin içine girmekten utanırız. AK Parti de olsa aynıdır, CHP de olsa aynıdır.

Bu değerleri önemsemeyenlere, öncelik edinmeyenlere kızmayız. Onları düşman görmeyiz. Aşağılamayız. Fakat uyarır, ikaz eder, doğruyu hatırlatır, yapıcı eleştiriyle, barışçı bir üslupla yönlendirmeye çalışırız.
Çünkü biz kendimizden sorumluyuz. Kendi yolculuğumuzdan. Ne istediğimizden, nereye yürüdüğümüzden ve nereye varmak istediğimizden.
Ülkede seçimler olur, bu değerlere aykırı tercihlerde bulunanlar çoğunlukta olabilir. Bu bizi bağlamaz. Çünkü biz zaferle değil seferle sorumluyuz.

Bazen yenilgi, gayri ahlaki yöntemlerle elde edilen başarılardan daha evladır. Sırf başarıya değil o başarının hangi yöntemlerle elde edildiğine de bakarız. Mesela dört şirketin girdiği bir ihaleyi fesat karıştırarak aldığımızda bu durum bizi şirketlere göre daha başarılı yapmaz, sadece daha ahlaksız yapar.
Bizim için yenilgi diye bir şey yoktur
Ülkemizde bir seçim oldu. Yıllardır eleştirdiğimiz AK Parti büyük bir çoğunlukla yeniden iktidara geldi.

Bu durum AK Parti’ye oy veren insanların bu değerleri savunmadığı, önemsemediği anlamına gelmez. Elimizde bunu ölçebilecek, anlayacak veriler yok. Çünkü iyi bir parti ile kötü bir parti arasındaki bir yarış değildi bu.
Toplum, kötüler ya da defolular ya da beceriksizler ya da farklı eksiklikleri bulunan partiler arasında kendi önceliğine göre kötüler, defolular,beceriksizler, yetersizler arasından birini seçti.
Diğer taraftan hepimizin öncelikleri farklıdır. Biz “Önce adalet” derken bir başkası “Önce ekmek” diyebilir. Biz “Önce özgürlük, eşitlik” derken bir başkası “Önce güvenlik” diyebilir.

Toplumun neye göre hareket ettiğini tam olarak bilmiyoruz. Üstelik ortada kirli, gayri ahlaki, eşit olmayan, şantaja, tehdide, baskıya dayalı bir yarış olduğu için sonuç üzerinden toplum hakkında olumlu ya da olumsuz bir kanaate varamayız.
Tekrar ediyorum: Bizim için esas olan partiler, liderler, ideolojiler değil değerlerdir. Kirli, gayri ahlaki yöntemlerle elde edilmiş bir zaferin parçası olmaktansa dürüstlüğü, dostluğu, barışı, kardeşliği, huzuru savunarak alacağımız yenilgiyi tercih ederiz.

Esasında bizim için yenilgi diye bir şey yoktur.
Çünkü yukarıda da dediğim gibi, “Esas olan zafer değil seferdir.“