Ana Sayfa Blog Sayfa 56

COVID-19: Uydular Yardımcı Olabilir mi?

0
COVID-19: Uydular Yardımcı Olabilir mi?

COVID-19: Uydular nasıl yardımcı olabilir?

COVID-19: uydular nasıl yardımcı olabilir?
Avrupa Uzay Ajansının (ESA) Toplum için Dünya Gözlem Bilimi programının bir parçası olan Kalıcı Açık Çağrıya COVID-19 ile ilgili yeni bir çağrı eklendi.

Amaç, uydu verilerinin harita üzerinde nasıl kullanılabileceğini görmek, virüsün toplum, ekonomi ve çevre üzerindeki etkilerini anlamak.

Koronavirüs COVID-19 salgını bildiğimiz gibi günlük hayatı neredeyse felç etti. Bu son derece bulaşıcı hastalığın yayılması önlense bile, dünya normale dönme konusunda büyük zorluklarla karşılaşacaktır.

Böylesi benzeri görülmemiş zamanlarda Avrupa’nın araştırma merkezlerinde ve teknik organizasyonlarında çalışan uzmanların desteklenmesine yardımcı olmak için ESA, COVID-19’un toplum, ekonomi ve çevre üzerindeki etkilerini anlama konusunda iki yeni girişimde bulundu.

Dünyadaki şehirlerde  şimdilerde durma noktasına geldi. Bu durumda Kopernik Sentinel 5P  , azot dioksit gibi atmosferik kirleticilerin konsantrasyonlarındaki değişiklikler hakkında önemli bilgiler sağlamakta.

Ayrıca şu anda gerçekleşmekte olan diğer toplumsal ve ekonomik değişikliklere yeni bir ışık tutmak için Dünya gözlem verilerini kullanma konusunda büyük bir potansiyel var.

COVID-19’un etkilerini araştırmada Dünya gözlemci uydularının nasıl kullanılabileceğini görmek için ESA yeni bir teklif çağrısı yayınladı.

Amaç, uydu verilerinin;  örneğin ulaşım ağları, ticari limanlar ve petrol rafinerileri gibi ağır endüstrilerdeki değişiklikleri haritalamak için nasıl kullanılabileceğini görmektir.

ESA’nın Dünya Gözlem Programları Direktörü Josef Aschbacher, “COVID-19 toplumu büyük bir yük altında bırakıyor. Şimdiye kadar yapılmış en sofistike uydulardan bazılarının yanı sıra bazı toplumsal değişimleri anlamak ve izlemek için kullanılabilecek yeni yapay zeka teknolojilerinden yararlanmamız lazım.

Bu zorlu zamanlarda topluma hizmet etmek için uydu verilerini kullanmanın anahtarı yeniliktir ve yeni çağrımızın bazı değerli teklifler getireceğine inanıyoruz” dedi.

yeşil ve kahverengi mercan

Yeni çağrı, ESA’nın Toplum için Dünya Gözlem Bilimi programının bir parçası olan Kalıcı Açık Çağrıya eklendi. Yeni çağrıya ek olarak, 6 Nisan’da Avrupa Komisyonu ile koordineli olarak ESA, Özel Senaryo Yarışması’nın bir baskısını başlattı.

Yarışma, uzaktan algılama uzmanlarını, makine öğrenen bilim insanlarını ve ilgili kamuoyunu, sanayi, ticaret, ulaşım ve tarım gibi ekonomik sektörlerin durumunu hafifletmeye nasıl yardımcı olabileceği konusunda fikir sunmaya çağırıyor.

Aynı zamanda yarışma diğer bütün fikirlere de açık, herkes düşüncesiyle katkıda bulunabilecek. En iyi katkılar haftalık olarak nakit ödüllerle ödüllendirilecek. Ayrıca, her ay her kategoride en iyi fikir için bir ödül ve en iyi genel katkı için bir final ödülü olacak.

Sinergise’den Grega Milcinski, “Katılımcılar, tüm beceri düzeyleri için kolayca erişilebilir hale getirilen Dünya gözlem verilerini, araçlarını ve makine öğrenim teknolojilerini kullanarak fikirlerini sunan bir dizi slayt oluşturmalıdır. Bunları mümkün olan en kısa sürede yapmalıyız ki malum COVID-19 durumu gecikmeye gelmiyor” dedi.

Evden Uzay Bilimi: Çocuklar ve Yetişkinler İçin Kaynaklar…

0
Evden Uzay Bilimi: Çocuklar ve Yetişkinler İçin Kaynaklar…

Bugünlerde dünya genelinde birçok insanın evde kalmasıyla birlikte güzel zaman geçirmek ve uzay bilimi hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir dizi etkinlik.

Evden uzay bilimi: çocuklar ve yetişkinler için kaynaklar
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) 1989’da astrometrik (gökyüzünü haritalama, çizme bilimi) bir uzay misyonunu başlattı. Uydunun ismi, MÖ 2. yüzyılda yaşamış ömrünü astronomiye adayan ve bilinen en eski yıldız kataloğunu derleyen Yunan astronomu Hipparchus’un anısına izafen Hipparcos olarak adlandırılmıştı. 

Üç yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Hipparcos’un verilerine dayanarak yayınlanan katalog astronomi araştırmalarının birçok alanında büyük bir etkiye sahipti.

Bu katalog 117 955 yıldızı listelemiş, konumlarını daha önce hiç görülmemiş bir doğrulukla rapor etmiş ayrıca uzaklıklarını ve Galaksideki hareketlerini de belirlemiştir. Yer tabanlı gözlemlerden 8 binin üzerinde yıldıza ait bilgileri içeren son kataloglara göre büyük bir ilerlemeydi.

Koltukta astronomi

Hazır evlere kapanmışken Gökyüzünün tamamına erişim sağlayan bir keşif portalı olan ESASky ile işe başlayabilirsiniz. Bu, Bilgisayar, tablet ve ulaşımına açık bilimsel bir uygulama. ESA ve diğer ajanslar tarafından yararlanılan birçok  verilerini içeriyor.

Uygulamayı Explorer’da açtığınızda imleç ile nesnelerin rastgele görselleştirmeleri, kişinin favori cisimlerinin adını girerek etrafında gezinmeleri, Bilim modunda ayrıca kullanıcıların ilgilendiği ulaşmaları ve çok daha fazlası sağlanıyor.

Araştırmaları için ESA’nın gezegen misyonlarından elde ettiği verileri kullanan bilim insanlarının sıkça başvurduğu bir platform olan ESA’nın Planet Science arşivi, kullanıcıların görüntülere ve diğer veri ürünlerine göz atmaları için görsel bir galeri arayüzü içeriyor.

Vatandaş bilimi

Bilim insanlarına katılmak ve birinin araştırmalarını evden desteklemek için klasik bir etkinlik. Herkesin bilimi. Beşeri bilimler ve daha birçok alanda kişilerin gerçek araştırmalara  katılmasını sağlayan vatandaş bilimi.

Özellikle insanların desteklediği araştırmalar için dünyanın en büyük ve en popüler platformu olan Zooniverse’de çevrimiçi ortamda çalışan birçok vatandaş bilimi projesi var.

Evden uzay bilimi: çocuklar ve yetişkinler için kaynaklar
ESASky, bilgisayar, tablet ve mobil kullanıcıların, ESA ve diğer kurumlar tarafından işletilen birçok uzay bilimi misyonunun yanı sıra yer tabanlı teleskoplar tarafından gözlendiği gibi, elektromanyetik tayfın gama ışınlarından radyo dalga boylarına kadar yakınındaki ve ötesindeki kozmik nesnelerin görselleştirmesini sağlar. 

En ünlü projelerden biri, amatörleri astronomik görüntülerdeki gökada şekillerinin görsel olarak incelenmesi ve sınıflandırılmasında desteklemeye davet etmek için 2007 yılında başlatılan Galaxy Zoo’dur.

Yüz binlerce gönüllünün katılımını sağladı ve vatandaş bilim insanlarının girdilerine dayanan düzinelerce yayına yol açtı. Geçen yıl ESA ve diğer araştırma enstitüleri, gökbilimciler, gezegen bilimciler ve yazılım mühendislerden oluşan Hubble Asteroid Hunter adında bir ekip kurdu.

Bu projenin gönüllüleri; görüntülerde potansiyel olarak bulunan asteroitleri belirleyerek ve izlerini takiple konumlarını işaretleyerek, Zooniverse destekli  bilim insanlarının asteroitlerin yörüngelerini belirlemelerine, geliştirmelerine ve bu nesneleri daha iyi karakterize etmelerine yardımcı oluyorlar.

Bu, bilinen ya da önceden bilinmeyen asteroitlerin şimdiki yörüngelerini ve gelecekteki olası yörüngelerini daha önce bilinenlerden daha kesin bir şekilde belirleyebilecekleri anlamına gelmekte.

Samanyolu’ndaki yıldızları keşfetme

Kozmostaki yerimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir başka çevrimiçi kaynak. Hipparcos misyonu tarafından ölçülen gökyüzünü keşfetmek için etkileşimli bir görselleştirme olan ESA’nın Yıldız Haritası.

1989-1993 yılları arasında faaliyet gösteren Hipparcos, 100 binden fazla yıldızın konumlarını, hareketlerini ve mesafelerinin hassas ölçümlerini elde ederek astronomi araştırmalarının birçok alanı üzerinde önemli bir etkiye sahip olan ilk uzay astrometresi misyonuydu.

ESA’nın Gaia misyonu Hipparcos’un halefi olarak 2013 yılında başlatıldı ve eşi görülmemiş bir hassasiyetle bir milyardan fazla yıldızı haritalamakta.

Birinci ve ikinci Gaia olarak açıklanan veriler astronominin birçok alanında devrim kabul edilmiş ve yeni keşifler için halihazırda veri olarak depolarında bulunmakta.

Kullanıcılar, başka bir etkileşimli görselleştirme olan Gaia Yıldız Aile portresi aracılığıyla görevin ikinci veri sürümünden bir veri alt kümesini keşfedebilir ve astronomide yıldızların evrimini incelemek için temel bir araç olan Hertzsprung-Russell diyagramını daha fazla öğrenebilirler.

Evden uzay bilimi: çocuklar ve yetişkinler için kaynaklar
Gökbilimciler; derin gökyüzünü incelemek için NASA / ESA Hubble Uzay Teleskobunu kullandıklarında, güneş sistemimizden gelen asteroitlerin, uzaktaki galaksilerin veya bulutsuların görüntülerine ulaşabiliyor.

Heidelberg Üniversitesi tarafından geliştirilen gerçek zamanlı, 3 boyutlu bir astronomi görselleştirme yazılımı olan Gaia Sky’i kullanarak ESA’nın milyar yıldızlı araştırmacısının verilerini araştırmak da mümkün.

Gaia Sky, güneş sistemimizin bir simülasyonunu, ikinci Gaia veri sürümünden gelen verilerin bir görünümünü, yıldız kümelerini, yakın ve uzak galaksileri, kuasarları ve Kozmik Mikrodalga Arka planını görselleştirmek için ek astronomik ve kozmolojik verileri içeriyor.

Çocuklar için kaynaklar

ESA Çocuklar; çocuklar için tasarlanan bir web sitesi, ESA Eğitim ofisi, okullar kapalı iken evde iyi vakit geçirmek ve eğlenmek için çocuklara ilişkin bir sürü faaliyetleri içermekte.

Kağıda ve yazıcıya erişimi olanlar için modeller oluşturma imkanı da vardır:

Son olarak, ESA’nın  görevlerinden bazılarını içeren, güneş sistemimizdeki gezegenleri ve diğer gök cisimlerini araştıran animasyonlu videolardan bazılarını bulabilirsiniz (videolar birkaç dilde mevcuttur).

Önümüzdeki Günlerde Kuyruklu Yıldız Gösterisi Var…

0
Önümüzdeki Günlerde Kuyruklu Yıldız Gösterisi Var…

ATLAS kuyruklu yıldızı epeyce şov yapabilecek gibi gözüküyor

ATLAS kuyruklu yıldızı oldukça şov yapabilir
Kuyruklu yıldızın gökyüzünde 7 günlük işaretli yörüngesi. 

ATLAS ismi verilen bir kuyruklu yıldız şu anda güneşe doğru gidiyor ve sadece birkaç ay içinde gerçekten iyi bir gösteri yapabileceği bekleniyor.

Kuyruklu yıldız en iyi Kuzey Yarı küreden  görülecektir. Geçen Aralık ayında Hawaii’deki ‘Asteroit Karasal Etkili Son Uyarı sistemi’ (Asteroid Terrestrial-impact Last Alert System: ATLAS) aygıtı tarafından keşfedilen kuyruklu yıldıza (C / 2019 Y4 ATLAS) onu saptayan alete istinaden Atlas adı verildi.

Uzmanların tahmin ettiğinden çok daha hızlı bir biçimde parlaklığı artıyor. Kuyruklu yıldızların güneşe yaklaştıkça kütlelerine bağlı olarak buharlaşma ve/veya parçalanma yaşayabiliyor.

Bu nedenle ATLAS güneşe yaklaştıkça büyüklüğü, yapısı ve şeklini korumayı başarırsa, gökyüzünde Venüs’ten daha parlak görünebilir. Keşfinden kısa bir süre sonra C / 2019 Y4 (ATLAS) beklenilenden çok çok daha parlak görünmeye başladı.

Şu anda da o kadar parlak ki, bir ikili dürbünle ve meraklılar tarafından kolaylıkla izlenebilir. Bugünlerde Büyükayı Takımyıldızı doğrultusuna bakıldığında görülmektedir. Mayıs ayının sonunda maksimum parlaklığına ulaşması daha da heyecan verici renklere bürünmesi bekleniyor.

izini sürenler, Şubat ayında parlaklığı +17. kadir (gök cisimlerinde parlaklık ölçeği) iken  sadece bir ay sonra +8. kadire atladığını, yani parlaklığının 4 bin kat arttığını söylüyorlar.

Böyle bir artış oranıyla, sadece birkaç hafta içinde çıplak gözle uzak bölgelerde yaşayanlar tarafından görülebilir. Bir kuyruklu yıldız güneşe yaklaştıkça daha parlak görünür çünkü güneşin etkisiyle daha yoğun yanmaya ve bünyesinde barındırdığı donmuş malzeme daha fazla buharlaşmaya uçucu hale gelmeye başlar.

Ancak bu kırılgan yapıları nedeniyle, sağlam kalacaklarını tahmin etmek imkansızdır. Birçok kuyruklu yıldız tamamen yanar ve basitçe kaybolur.

ATLAS sağlam kalmayı başarırsa, ki bu alanda çalışan bazıları parlaklığının +1. kadirden muhtemelen -5. kadire  kadar artacağını öne sürüyorlar. Bu, en parlak olduğu durumda güneş gibi gün boyunca bile görüleceği anlamına gelir.

Samanyolu Merkezinin Son Yeni Görüntüsü…

0
Samanyolu Merkezinin Son Yeni Görüntüsü…

Samanyolu’nun merkezini gösteren yeni bir fotoğraf yayınlandınasa-galaxy-milky-way-01

NASA tarafından yayınlanan bu görüntü Samanyolu galaksisinin merkezini gösteriyor

Yayınlanan bu büyüleyici görüntü Samanyolu galaksisinin merkezini tasvir ediyor.

NASA geçtiğimiz günlerde galaksimizin merkezinin muhteşem bir görüntüsünü yayınladı. Uzay ajansına göre galaksimiz Samanyolu’nun merkez bölgesi, egzotik bir nesne koleksiyonu barındırmakta. NASA, bu renkli fotoğrafla birlikte yayınladığı açıklamasında, “bu nesnelerin güneş kütlesinin (Yay A * olarak adlandırılan) yaklaşık 4 milyon katı ağırlığında süper kütleli bir kara delik ve milyonlarca derece sıcaklıktaki gaz bulutlarını içeriyor” dedi.

NASA’nın açıklamasına göre.“Yay ​​A * etrafındaki bölge, Güney Afrika’daki MeerKAT teleskobundan gelen radyo verileri (kırmızı) ile ve Chandra verileri (yeşil ve mavi) ile birlikte bu yeni kompozit görüntüde gösterilmiştir.” Nötron yıldızları ve beyaz cüce yıldızlar da görüntüye refakat eden yıldızlarından bir nevi yırtılma malzemesi olarak görülebilmekte.

Ayrıca yeni bir çalışma, Samanyolu’nun en parlak kısmından (güneşi barındıran ikonik parıltılı spiral disk) 15 kat daha fazla uzandığını buldu. Böylece, galaksi göründüğünden çok daha büyük olduğu ortaya çıktı. Gökbilimciler uzun zamandır diskin yaklaşık 120 bin ışık yılı çapında olduğunu biliyorlardı. Ancak bunun ötesinde, gözlenip ölçülmesi zor olan büyük bir ışık halesi olduğu ortaya çıktı. Durham Üniversitesi’ndeki bilim insanları, Samanyolu çevresindeki nesnelerin hareketlerini ölçerek galaksimizin kenarını bulmaya çalıştılar.

File:Center of the Milky Way Galaxy IV – Composite.jpg - Wikimedia ...

Araştırmacılar, büyük galaksilerin nasıl oluştuğuna dair simülasyonları kullandıklarında, bir galaksinin “kenarında” yörüngesindeki diğer galaksilerin hızının keskin bir şekilde düştüğünü fark ettiler. Grubun lideri Ali Deason ve ekibi, Samanyolu’nun ortasından 950 bin ışık yılı uzaklığı teleskopla gözlemlediklerinde benzer bir düşüş buldular. Bu, Samanyolu’nun 1,9 milyon ışık yılı çapında olduğu anlamına gelmekteydi. Bu alanın çoğu karanlık madde tarafından ele geçirilmiş olmasına rağmen orada da yer yer bazı yıldızlar vardır.

Araştırmacılara göre: “Gelecekteki verilerin Samanyolu’nun ve Samanyolu toplu gökadalarının kenarının burada sunulandan daha sağlam ve daha doğru bir ölçüm sağlayacağına dair büyük bir umut var. Bununla birlikte Galaksimizin neye benzediğini daha da net bir şekilde görebilmek için yapılacak çok iş var.”

NASA’da COVID-19 Pandemisi Etkileri…

0
NASA’da COVID-19 Pandemisi Etkileri…

Kennedy Uzay Merkezi bir çalışanının testlerinin korona virüs için pozitif olduğunu doğruladı

NASA sözcüsü Allard Beutel e-postayla “Bu çalışan 10 gün önce merkezde kaldı. Çalışanın iş yerinde bulunmasından bu yana geçen süre ve koşullara bağlı olarak, kişinin uzaktan-çalışmaya başladıktan sonra virüsü edindiğine ve bu kişiden merkez için ek bir risk olmadığına inanıyoruz” dedi.

Dosya fotoğraf - bu panoramik görünümünde, Kennedy Uzay Merkezi, Fla., 6 Ağustos Salı, araç Meclis Binası yan fırtınalar.

Kennedy Uzay Merkezinin (KSC) 6 Ağustos 2019’un fırtınalı bir gününde çekilen panaromik görüntüsü.

Beutel, KSC’nin “zorunlu uzaktan-çalışma” aşamasında kaldığını ve korona virüs pandemisine yanıt olarak “sadece görev için gerekli personel” tarafından erişilebilir olduğunu ekledi. Merritt Island’da bulunan Kennedy Uzay Merkezi, NASA’nın son 50 yıldır insanlı uzay uçuşları için birinci fırlatma merkezi olmuştur. Haber ilk olarak Florida Today tarafından rapor edildi.

Bu haftanın başlarında NASA yöneticisi Jim Bridenstine uzay ajansının, “durum ilerledikçe misyonlarımız üzerindeki potansiyel etkisini değerlendirmeye devam edeceğini ve ajansın ana önceliğinin çalışanlarının güvenliği olduğunu ve ABD ekonomisine uzay araştırmalarının faydalarını kaydettiğini söyledi.

“19 Mart tarihinde, Bridenstine, ajansın MICHOUD Meclis Tesisi, New Orleans ve Mississippi Stennis Uzay Merkezi, kuruluşlarının kapatılıp aya dönüş programını 2024 takvimi programına alarak, zorunlu uzaktan-çalışma ile işlerine devam edeceklerini açıkladı.

Stennis Uzay Merkezinin çalışma statüsünü değiştirme kararı, “merkezdeki toplulukta artan COVID-19 vakıa sayısı ve iş gücümüzdeki kendini izole etme vakıalarının sayısındaki artış nedeniyle verildi” şeklinde açıklandı. Ayrı bir gelişme de geçen hafta NASA web sitesinde yayınlandı.

20 Mart Cuma günü Azim Gezgini (Perseverance Rover) için ajans “yüksek öncelikli” olduğunu belirterek, görevin devam edeceğini söyledi. “Çalışmaların çoğu, ajans genelinde uzaktan çalışanlar ve yükleniciler tarafından yapılıyor.

Kaliforniya valisi tarafından yapılan son açıklamada ise, “özellikle NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı (JPL) gibi kısıtlı alanlarda çalışması gereken herkes için ajans liderliği tarafından değerlendirmeler devam ediyor” denildi. Ayrıca, Mart 2021’de piyasaya sürülecek olan 10 milyar dolarlık James Webb Uzay Teleskobu’nun kaderi de bu durumda belirsiz gibi gözüküyor.

NASA bunun yanı sıra “iş gücünün güvenliğini” sağlamak için “entegrasyon ve test operasyonlarını” askıya alacağını söyledi. James Webb Teleskobu, 29 yıldan uzun bir süredir faaliyette olan Hubble Uzay Teleskobu’nun halefi olarak planlanmaktadır. Ayrıca 14 Mart’ta, Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Rus uzay ajansı (Roscosmos) ile birlikte, Mars’a bir sonraki görevinin kısmen korona virüs pandemisi nedeniyle 2022’ye kadar erteleneceğini duyurmuştu.

Yıldızlar Arasından Gelen Misafir…

0
Yıldızlar Arasından Gelen Misafir…
main article imageGüneş Sistemimize yıldızlar arası uzaydan gelerek giren kuyruklu yıldızlar tekrar ortaya çıkamayabilir. Onu bir daha göremeyebiliriz.
2I / Borisov kuyruklu yıldızı Güneş’ten uzaklaştığı evrede, iki kez patlayarak uzaya malzeme püskürttü. Jagiellonian ve Varşova Üniversitelerinden bu patlamaların etkinliğini kaydeden Polonyalı gökbilimcilere göre, bu durum kuyruklu yıldızın parçalandığını göstermekte.
Astronomların Telegram’a gönderdiği haberde özetle: “Bu davranış, devam eden bir çekirdek parçalanmasının güçlü göstergesidir” demekteler. 2I / Borisov, dünyanın dikkatini ilk olarak geçen yıl Ağustos ayında çekmişti.

Bulunduğu yörünge itibariyle kökeni yıldızlar arası uzayı işaret ediyordu ama güneş sistemi içinde keşfedildi. Bilim insanları daha sonra gözlem verilerini incelediler ve kuyruklu yıldızın Aralık 2018’e kadar kadar uzanan görüntülerini buldular.

Bu ek veri zenginliği kuyruklu yıldızın yıldızlar arası kökeni hakkındaki düşünceyi destekledi ve gelecekteki yörüngesinin daha kesin bir tahminine olanak sağladı.

8 Aralık 2019 tarihinde gökbilimciler özellikle, kuyruklu yıldızda Güneş’e en yakın konumuna (Perihelyon) ulaştıktan sonra neler olduğunu görmek için heyecan içindeydiler. Çünkü Güneş Sisteminde iki tip kuyruklu yıldız vardır.

Kısa dönemli kuyruklu yıldızlar; tipik olarak Kuiper Kuşağı’ndan (Plüton cüce gezegeninden daha uzakta var olduğu bilinen güneş sistemini bir kuşak gibi saran bölge) ya da daha yakınlardan gelir. Dönemleri 200 yıldan azdır. Güneşi geçtiklerinden sonra bozulmadan kalma olasılıkları daha yüksektir.

2I / Borisov' photos ile ilgili görsel sonucu
Uzun dönemli veya dinamik yeni kuyruklu yıldızlar; daha uzaklardan Oort Bulutundan (Güneş Sisteminin uzak çevresinde dönen içinde kuyruklu yıldız kümesi de barındıran bulutsu.
Bu kuyruklu yıldızlar en yakın olduklarında 5 AB  ve en uzak olduklarındaysa 30 ila 100 bin AB uzaklığındadır) gelir. Kısa dönemli kuyruklu yıldızlara göre dağılma olasılığı yüksektir.
2I / Borisov’un renk ve kompozisyon analizleri sonucu, uzun dönemli kuyruklu yıldızlara çok benzediği, bu nedenle Güneş’ten ısınmaya bağlı parçalanmasının beklendiği, ancak bu durumun garantisi olmadığı anlaşıldı.

Eğer parçalanma gerçekleşirse kuyruklu yıldızın parlaklığında bu bir değişiklik olarak görülecektir. Gerçekten de 5 ila 9 Mart 2020 tarihleri arasında kuyruklu yıldızda iki kez parlama gözlenmiştir.

Bu durum 2I / Borisov için uzaydaki yolculuğunun sonu olsa da üzücü değildir.Çünkü Kuyruklu yıldız parçalanırken, ışığının analizi için yapılan gözlemler, çekirdeği de dahil olmak üzere iç kimyasını ortaya çıkaracaktır.

Kuyruklu yıldızın iç yapısını incelemek, Güneş Sisteminin kuyruklu yıldızlar ile ne kadar benzerlik veya farklılık taşıdığını görmek için mükemmel bir fırsattır.

Kuyruklu yıldızların Dünya’daki yaşamın ortaya çıkışının hayati bir parçası olduğu düşünüldüğünden, kuyruklu yıldızların iç yapılarını anlamamız, yaşamın bileşenlerinin galaksimizde yaygın olup olmadığını keşfetmemize yardımcı olabilir.

Bu nedenle gökbilimciler 2I / Borisov’un faaliyetlerini yakından izlemeye devam ediyorlar.

Mars Gezgini 2022’ye Kadar Ertelendi…

0
Mars Gezgini 2022’ye Kadar Ertelendi…
Mars Gezgini 2022’ye Kadar Ertelendi…
Bir sanatçının Mars yüzeyindeki ExoMars gezgini hakkındaki izlenimi.
 

Bir sanatçının Mars yüzeyindeki ExoMars gezgini hakkındaki izlenimi.

Bu yaz Mars yolculuğuna başlayacak olan Avrupa’nın Rosalind Franklin gezgini, COVID-19 salgınının yarattığı sorunlar, ayrıca paraşüt ve elektronik zorlukların belirsizliği nedeniyle lansmanını 2022’ye kadar erteledi.

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile Mars’ta geçmiş yaşamın kanıtlarını araştırmak için tasarlanan Rus uzay ajansı Roscosmos arasındaki ortak misyon, uzun gelişimi sırasında zaten çok sayıda gecikme yaşamıştı.

Bu son erteleme, Mars’a uzay aracını güvenli bir şekilde indirmek için tasarlanan gezici aygıtın paraşüt sisteminin testleri Ağustos 2019’da başarısızlıkla sonuçlandığı için olmuştu.

ESA’daki insan ve robot keşif direktörü David Parker, “Her şeyi hazırlamak için zamana karşı yarışıyoruz fakat şimdi de korona virüs sorunumuz var” dedi.

ESA ve Roscosmos çalışanları arasındaki toplantıda yetkililer, sorunların çözülmesi için zaman tanımak amacıyla lansmanı ertelemeye karar verdiler.

Dünya ve Mars’ın yörünge dinamikleri, iki gezegenin birbirine en yakın yaklaşımından yararlanmak için fırlatma pencerelerinin her iki yılda bir sadece birkaç hafta boyunca açık olduğu anlamına gelmekte.

Misyonun planı şimdi Ağustos ve Ekim 2022 arasında başlayacak ve en erken Nisan 2023’e kadar Mars’a ulaşma olarak tasarlanıyor.

Bir dizi aksaklık

Paraşütlerle ilgili sorun paraşütlerin kendileri değil, koruyucu çantalarının içinden açılma şekli nedeniyleydi. Parker, “İnanılmaz derecede sıkı bir şekilde paketlenmişler.

Nasıl paketlendikleri neredeyse karanlık bir sanat”diyor. Önceki “düşme testleri” sırasında, 15 m ve 35 m’lik ana paraşütler büyük sorunlar yarattı.

Bu, koruyucu çantaların yeniden tasarlanmasını gerektirdi ve ABD’de Mart ayı sonunda iki test daha planlanmıştı. Bununla birlikte, korona virüs yayılımları ve seyahat yasakları ilan edilince, bu önemli testlerin zaman içinde gerçekleşmesi imkansız hale geldi.

Deneme Çalışması sırasında gezicinin paraşüt çantaları ile ilgili testleri sonucunda, paraşütlerin zarar görmesini önlemek için sistemin yeniden tasarlanması gerektiğini ortaya koydu.

Daha da karmaşık olan konular, Rosalind Franklin’i yüzeye yerleştirecek ve 13 bilim aracını taşıyacak olan Rus iniş aygıtı Kazachok’taki elektronik birimlerindeki sıkıntılı aksaklıklardır.

Parker, “Birimlerden birinin muhtemelen düzeltilmesi için Rusya’ya geri dönmesi gerekecek. Rusya’da yürürlükte olan 14 günlük karantina kurallarının Rusya ve Avrupa ülkelerinden gelen ekiplerin aynı anda aynı yerde olmalarını zorlaştırıyor” dedi.

Gezginin geliştiricileri için, anlaşılırsa sinir bozucu bir gelişme de Gezgin’in panoramik kamerasında (PanCam) bilim ekibine liderlik eden Andrew Coates, dahil olan dokuz enstrüman takımıyla birlikte aracın nasıl performans göstereceğine dair daha fazla simülasyon yapmak için fazladan zaman harcanabileceğine dikkat çekiyor.

Mullard Uzay Bilimleri Laboratuvarı astrofizikçisi Coates, “Bu misyon, 2023’te hala Mars’ın sert yüzeyinin altında iki metre delerek biyo belirteçler ve yaşam arayan tek görev olduğu için son teknoloji bilim misyonu olacak ama şimdi biraz daha beklememiz gerek” diyor.

Karanlık Madde Büyük Gökadalar İlişkisi…

0
Karanlık Madde Büyük Gökadalar İlişkisi…

Karanlık madde ve büyük gökadalar

Karanlık madde ve büyük gökadalar
Japon gökbilimciler tarafından oluşturulan bir karanlık madde haritası. Geniş bir gökada alanının arka plan görüntüsü analiz edildi ve ortaya çıkan karanlık madde dağılımı konturlarla belirtildi. 

Evrendeki maddenin yaklaşık% 85’i, doğası bir sır olarak kalan ve geri kalanı atomlarda bulunan türden karanlık madde biçimindedir.

Karanlık madde kütle çekim kuvveti sergiler, ancak normal madde ile etkileşmez ve ışık yaymaz. Galaksilerin evrimini inceleyen gökbilimciler, çok fazla karanlık madde olduğu için, galaksi kümeleri gibi büyük ölçekli yapıların evrenindeki formasyona egemen olduğunu buldular.

Doğrudan tespit edilmesi zor olmasına rağmen,  çeşitli ölçeklerdeki dağılımlarının hassas gözlemlerinin modellenmesiyle izlenebilir.

Gökadalar, genellikle gökadaları çevrelediği için halo (hale, ışık halkası) denilen karanlık madde yığınlarının merkezlerinde bulunurlar.

Daha uzak galaksilerin ön plandaki karanlık madde haloları ile kütle çekimsel mercekleri (büyük kütleli gök cisimlerinin yanından geçerken ışık doğrultu değiştirir.

bu etki, aynı normal merceklerde olduğu gibi, ışığın ait olduğu kaynağın konumunun ya da boyutlarının gerçekte olduğundan farklı gözlemlenmesine sebep olur), karanlık maddenin ayrıntılı dağılımıyla ilgili özellikle benzersiz ve güçlü bir veri sondası sunar.

“Zayıf lensleme”, arka plan gökadalarının ılımlı ama sistematik olarak deforme olmasına yol açar ve karanlık maddenin kümeler içindeki dağılımı üzerinde güçlü kısıtlamalar sağlayabilir; “güçlü mercek”, aksine, tek bir kaynağın çok bozuk, büyütülmüş ve bazen birden fazla görüntüsünü oluşturur.

Son on yılda, gözlemler ve hidrodinamik simülasyonlar, şimdi iki aşamalı bir senaryo ile büyük galaksilerin nasıl geliştiğine dair anlayışımızı önemli ölçüde artırdı.

İlk adımda, günümüz galaksilerinin büyük çekirdekleri, evrenin ilkel zamanlarında, maddenin çekimsel çöküşünden galaksilere ve onları çevreleyen karanlık madde halolarıyla birlikte oluşmuştur.

dark matter and large galaxies photos ile ilgili görsel sonucuYıldız oluşum süreçleri galaksinin yıldız kütlesini daha arttırır. Bununla birlikte, en büyük gökadalar, diğer gökadaların dış bölgelerinden yıldız yakaladıkları ikinci bir faza sahiptir ve kendi yıldız oluşumları azaldığında bu süreç işlemeye başlar. Bilgisayar modelleri ve bazı gözlemsel sonuçlar bu senaryoyu doğrulamaktadır.

Harvard Üniversitesi Astrofizik Merkezi’inden gökbilimci Joshua Speagle, devasa galaksi yapılarını incelemek için Subaru teleskobundaki optik ve  yakın kızılötesi dalga boyuna ultra hassas, geniş görüş alanlı görüntüleme aygıtını kullanan bir ekibin üyesiydi.

Zayıf mercek etkilerinden yararlandı çünkü büyük galaksiler ayrıca ışığı bozan daha büyük, karanlık madde halolarına sahip olma eğilimindeler. Gökbilimciler, yıldızlarının kütleleri Samanyolu’ndan ortalama 400 milyar güneş kütlesi daha fazla olan yaklaşık 3200 gökadayı inceledi.

Zayıf  analizlerde, masif karanlık madde halelerinin oluşum tarihi hakkındaki bilgilerin, masif merkezi gökadaların yıldız kütle dağılımında gizli olduğunu buldular.

Öte yandan bilim insanları, aynı kütleli gökadalarından, daha geniş şekillere sahip olanlarının daha büyük karanlık madde haleleri olma eğiliminde olduklarını gösterdiler. Sonuçlar,  kozmik zaman boyunca nasıl oluştuğunu ve geliştiğini keşfetmek için yeni bir pencere açıyor.

Uzay Araştırmalarında Kök Hücrelerin Önemi…

0
Uzay Araştırmalarında Kök Hücrelerin Önemi…

Derin uzay araştırmaları için büyüyen kök hücreler

Derin uzay araştırmaları için büyüyen kök hücreler

Dünya’nın manyetik küresi (manyetosfer) gezegenimizi dolayısıyla bizi bombalayan en zararlı kozmik ışınlardan korur, ancak bu doğal kalkanın ötesinde astronotlar, deniz seviyesinden 100 kat daha fazla radyasyona maruz kalırlar.

riskleri ESA’nın (Avrupa Uzay Ajansı) araştırma çabalarının odağındadır. İlk ‘radyasyon yaz okulu’ geçen yıl yapıldı. Okulun amacı, öğrencileri eğitmek ve uzay radyasyonun insanlar üzerindeki etkilerini araştırmak ve yeni fikirleri teşvik etmekti.

Genç araştırmacılar böylece radyasyon fiziği ve biyolojisine giriş yaptılar. ESA’nın Avrupa’daki bazı parçacık hızlandırıcılarında yapılacak biyolojik deneylere teklifler hazırladılar.

Işınlanan kök hücreler

2019 radyasyon yaz okulunun ilk ödülü, kozmik radyasyona maruz kaldığında kalp  patofizyolojik (bir hastalığın neden olduğu veya bir hastalığa neden olan normal mekanikfiziksel ve biyokimyasal fonksiyonlardaki bozuklukların incelenmesi) tepkisini tanımlamak isteyen Almanya merkezli bir araştırmacı olan Emiliano Bolesani’ye gitti.

Bunu yapmak için Emiliano, kalp dokusunun büyüyen yapıları için kullanmayı önerdi; bunlar daha sonra Almanya, GSI Helmholtz Ağır İyon Araştırmaları Merkezi’nin parçacık hızlandırıcısının alıcı ucuna yerleştirilecek.

Bu yaklaşımın yeniliği, insan kalbinin hücresel bileşimini taklit etmek için büyüyecek olan kalp mikro dokularıdır.

Güneş rüzgârlarının Venüs (üstte), Dünya (ortada) ve Mars (altta) gezegenlerin manyetosferlerini nasıl şekillendirdiğini idealleştiren sanatçı izlenimi (ölçeksiz).

Venüs ve Mars’tan farklı olarak Dünya’nın, güneş rüzgarlarının yüklü parçacıklarının tehlikeli etkisinden koruyan, çevresinde resimdeki mavi bölge gibi adına manyetosfer dediğimiz bir alanı vardır.

Emiliano hangi tip hücrelerin (kardiyomiyositler,  veya fibroblastlar)   daha duyarlı olduğunu bulmak ve birbirlerini nasıl etkilediğini belirlemek istiyor.

Veriler, hücrelerin radyasyon karşısında birbirleriyle nasıl etkileşime gireceğini tahmin etmek için analitik bir model oluşturmaya yardımcı olacaktır.

Emiliano’ya göre: “Bu sistemin gelecekte hücrelerin radyasyon hasarını önleyebilecek molekülleri taramak için de kullanılabileceğini umuyorum.

Sunulan özel tesisleri kullanmak heyecan vericidir, ancak daha da fazlası bu araştırmanın radyoterapi sonrası kardiyovasküler sistem üzerindeki istenmeyen etkilerin sınırlandırılmasında doğrudan etkileri olabilir.

Bu strateji gelecekte diğer organlara doğru genişletilebilir ve astronotların korunmasına yardımcı olabilir.”

Derin uzay araştırmaları için büyüyen kök hücreler

Sonraki… astronot hücreleri

Emiliano bir uzay uçuşu öncesi ve sonrasında astronotlardan hücre toplamak ve daha ayrıntılı fikir önermek üzere bir ekiple çalıştı.

Astronot hücrelerinden büyütülen dokular ve organlar, simüle edilen uzay radyasyonuna gösterilen reaksiyonları anlamak için bir parçacık hızlandırıcısı kirişinin altına yerleştirilebilir.

Bu çalışma, uzay radyasyonuna verilen bireysel yanıtın altında yatan hücresel ve moleküler ipuçlarına ışık tutabilir.

“Her birimizin radyasyona karşı farklı bir duyarlılığı vardır” diye açıklıyor ve devam ediyor Emiliano. “Bu, radyasyon terapisi için bir problemdir çünkü, Dünya’daki tedavilerin ne kadar etkili olduğunu anlamak ve uzay radyasyonuna maruz kalan astronotlardaki etkilerini açığa çıkarmak güç olabilir.

Bu potansiyel takip çalışmasının arkasındaki diğer soru, insan hücrelerinin uzay uçuşu sırasında adapte olup olmadıkları ve Dünya’ya döndükten sonra ‘hatırladıkları’ nın (epigenetik ve fizyolojik değişiklikler) ne kadar sürdüğü ile ilgilidir.”

Güneş Sisteminin Dibinde 100’den Fazla Küçük Gezegen…

0
Güneş Sisteminin Dibinde 100’den Fazla Küçük Gezegen…

ana makale resmi

Gökbilimciler Güneş Sistemimizin Kenarında 100’den Fazla Küçük Gezegen Buldu

Güney gökyüzündeki karanlık enerjiyi haritalamak için çalışan bir proje ekibi araştırma alanının dışında farklı bir şey yakaladı. Görünen oydu ki, Karanlık Enerji Araştırmacıları, aynı zamanda Neptün’den çok küçük nesneleri tanımlamak konusunda da becerikli çıkmıştı. İlk dört yıllık verilerinde, gökbilimciler, 139’u tamamen yeni olan 316 küçük gezegeni başarıyla tanımladılar. Bilim insanları keşiflerin, verilerin yoğun bir şekilde yeniden analizinden sonra, Güneş Sisteminin uzak mesafelerinde daha küçük gezegenleri bulmaya yardımcı olabilecek yeni teknikler kullanılarak yapıldığını, hatta karanlıkta gizlenmiş olduğu düşünülen gizemli Dokuz Gezegen’i aramaya bile yardımcı olabileceğini söylüyor.

Karanlık Enerji çalışması resmen sona erdi. Ağustos 2013 ve Ocak 2019 arasında, güney gökyüzünde beş buçuk yıllık kızılötesi ve yakın kızılötesi verileri toplandı. Karanlık enerjiden etkilendiği düşünülen Evrenin genişleme hızını hesaplamaya çalışmak için süper nova ve galaksi kümeleri gibi bir dizi nesne ve fenomen inceleniyordu. Ancak araştırmanın derinliği, genişliği ve hassasiyeti; bir gezegen veya kuyruklu yıldız olmayan hemen hemen her şeyi içeren asteroitlere (göktaşları), uzak küçük gezegenlerden cüce gezegenlere kadar bir nesne kategorisi meydana getirilmesi bakımından yararlı oldu.

Bu cisimler Neptün yörüngesinin ötelerinde, Güneş’ten yaklaşık 4,5 milyar km uzaklıkta (Dünya ve Güneş arası uzaklığın 30 katı) bulunmaktaydılar. Ancak bu Trans-Neptünyen Cisimleri (TNO) tespit etmek epeyce zordur. Nedeni, çok küçük ve çok uzaktalar ayrıca bulundukları bölge epeyce karanlık, bu yüzden yansıtacak çok ışık olmamasıdır. Burası, gökyüzünün büyük alanlarının ayrıntılı gözlemlerini gerçekleştirebilecek bir şeye sahip olmanın işe yaradığı yerdir. Pennsylvania Üniversitesi’nden astrofizikçi Gary Bernstein, “Bulabileceğiniz TNO’ların sayısı, gökyüzünün ne kadarına baktığınıza ve bulabileceğiniz en ince şeyin ne olduğuna bağlıdır” Dedi.

small planet at the end of the solar system photos ile ilgili görsel sonucu

TNO’lar galaksilerden ve süper nova kalıntılarından farklı hareket ettikleri için, ekip bu hareketleri Karanlık Enerji Misyonu verilerinden kurtarmanın bir yolunu bulmak zorundaydı. Verileri, gök cismi gibi algılamalara neden olabilecek arka plan gürültüsünden ayıklamayla işe başladılar. Daha sonra ekip, birden fazla gecede aynı noktada bulunan nesneleri hariç tuttu ve onların TNO’lar gibi hareket etmediklerini gösterdi. Bir sonraki adım, gruplanmış nesneleri tanımlamak, nasıl hareket ettiklerini anlamaktı. Tüm bu adımlar, en az altı gece boyunca ortaya çıkan ve daha sonra doğrulanması gereken yaklaşık 400 adayın bir listesi ile sonuçlandı.

İlk olarak ekip, noktaların TNO veya hata olup olmadığını netleştirmek için görüntüleri keskinleştiren bir görüntü istifleme yöntemi geliştirdi. Daha sonra, çok dikkatli ve özenli bir şekilde yöntemlerinin güvenilirliğini test etmek için bilinen TNO’ları aramayı seçtiler. Ekip, Güneş’ten 30 ila 90 AB (astronomik birim, Dünya Güneş mesafesi) arasında değişen, 139’u hiç yayınlanmamış 316 TNO’yu tespit etti. Yeni nesnelerin yedisinin hareketleri, ortalama yörünge mesafesi 150’den fazla AB’den oluşan aşırı uzak TNO’lardı. Bu aşırı uzak TNO’lar teyit edilirse (yaklaşık 40 AB ortalama uzaklıkta Plüton civarı yörüngeler) Güneş Sistemindeki en uzak nesneleri görmüş olacağız.