Güneşin En Şiddetli Patlamalarını Tahmin Etmenin Bir Yolu Bulundu

Aşırı gelen radyasyon nedeniyle büyük bir güneş patlamasının CCD görüntüsünde ortaya çıkan görüntü bozuklukları (difraksiyon sivri uçları ve dikey çizgiler).
Güneş bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Bu yılın Şubat ayının ilk dört gününde, son birkaç yılın en güçlüsü olan X8.1 sınıfı bir patlama da dahil olmak üzere, art arda 6 güçlü X sınıfı güneş patlaması meydana getirdi.
Çoğumuz için bu olaylar, bazı radyo sinyallerinde bozulmalara, muhteşem kutup ışıkları gösterilerine ve en yakın yıldızımız Güneş’in bazen hafife aldığımız gibi istikrarlı ve güvenilir bir lamba olmadığına dair bir hatırlatmaya yol açtı.
Güneş fizikçileri için ise, Güneş’in bir nesilde ürettiği en tehlikeli dönemlerden birinin derinliklerinde olduğumuzun teyidiydi. Güneş patlamaları çeşitli sınıflara ayrılır. En güçlüleri, süper patlamalar veya S sınıfı olaylar, 10 katın üzerinde sınıflandırılanlardır.
Bunlardan birinin Dünya’nın yerleşim yerlerine doğrudan çarpması, yaygın elektrik kesintilerine, uyduların devre dışı kalmasına, GPS navigasyonunun çalışmamasına ve yüksek enlemlerdeki uçak yolcularının önemli ölçüde radyasyona maruz kalmasına neden olabilir.
Bu çok şiddetli Güneş patlamaları nadir olsalar da gerçektir ve yakın zamana kadar en fazla birkaç saat öncesinden tahmin etmenin neredeyse hiçbir yolu yoktu.
Bir GPS Block IIIA uydusunun yörüngedeki halini gösteren sanatçı çizimi.
Meksika Üniversitesi’nden Victor Velasco Herrera liderliğindeki çok uluslu bir ekip, süper güneş patlaması riskinin yüksek olduğu dönemleri aylar hatta bir yıl öncesinden ilk kez belirleyebilen bir tahmin sistemini geliştirerek bu durumu değiştireceklerini öne sürdüler.
Hatta Güneş’in hangi bölgelerinin kaynak olma olasılığının en yüksek olduğunu bile tespit edebiliyorlar. Yapılan araştırma, 1975 ile 2025 yılları arasında Jeostasyonel Operasyonel Çevresel Uydular (GOES) tarafından toplanan elli yıllık X-ışını gözlemlerine dayanıyor.
Ekip, yarım yüzyıllık verileri inceleyerek, Güneş’in davranışında daha önce bilinmeyen iki ritmik döngü keşfetti; bunlardan biri 1,7 yılda bir, diğeri ise yedi yılda bir tekrarlanıyordu.
Her ikisi de Güneş yüzeyindeki belirli bölgelerde manyetik enerjinin birikme şekliyle bağlantılı olan iki döngü belirli konfigürasyonlarda hizalandığında, süper patlama olasılığı önemli ölçüde artıyordu.
Araştırma grubu, bu kalıpları makine öğrenme teknikleriyle birlikte kullanarak, tehlikenin ne zaman arttığını değil, Güneş’in neresinde en yoğunlaştığını da tahmin edebiliyor.
Mevcut 25. Güneş Döngüsü için model, iki en yüksek tehlike dönemi belirlemiştir; bunlardan ilki 2025 ortalarından 2026 ortalarına kadar uzanmakta ve Güneş’in güney yarımküresine odaklanmaktadır.
İkincisi ise 2027 başlarından ortalarına kadar uzanmakta ve daha kuzeyde yoğunlaşmaktadır. Başka bir deyişle, şu anda en tehlikeli dönemin tam ortasındayız.
Herrera, “NASA’nın Artemis II Ay misyonunu Mart ayına ertelemesi doğru bir karar, ancak Güneş’in şu anki aktivitesi göz önüne alındığında, tahminlerimiz fırlatmayı 2026 yılının sonuna kadar ertelemenin çok daha güvenli bir karar olabileceğini gösteriyor” diyor.
Ekip çalışmalarını yayınlansın diye gönderdikten sonra, Solar Orbiter uzay aracından (SolO) elde edilen verilerle çalışan diğer bilim insanları, Güneş’in Dünya’dan sürekli gizli kalan yarım küresinde, Mayıs 2024’te meydana gelen bir dizi devasa süper patlamanın keşfedildiğini duyurdular.
Bu olaylar arasında X11.1, X9.5, X9.7 ve devasa bir X16.5 yer alıyordu ve bunların hiçbiri o zamana kadar tespit edilememişti. Çünkü Dünya’daki hiçbir aletin onları göremeyeceği yerlerde meydana gelmişti. Ekip bu gizli patlamaları kendi modelleriyle karşılaştırdığında, neredeyse mükemmel bir eşleşme buldular.
ESA’nın SolO görevinin sanatçı tarafından yapılmış tasviri.
Bilim insanları bunu tamamen şans eseri ama aynı zamanda son derece aydınlatıcı bir olay olarak nitelendirdi. Tahmin, uzak taraftaki süper patlamalar hakkında hiçbir bilgi olmadan oluşturulmuştu.
Ancak araştırma incelendiğinde bu fırtınalar, tahmin edilen modellerle mükemmel bir şekilde örtüştü ve fizik tabanlı yaklaşımın sadece Dünya’ya bakan yarım kürede değil, Güneş’in tamamında işe yaradığını gösterdi.
Sonuç olarak böylece, aylar öncesinden gelen uyarılarla, uydu operatörleri yörüngelerini ayarlayabilir, elektrik şebekesi yöneticileri koruyucu sistemler hazırlayabilir.
Ayrıca uzay ajansları, en iyisini ummak yerine, Güneş tehlikesinin takvimine göre görevler planlayabilir. Güneş, 4.5 milyar yıldır kendi takvimine göre hareket ediyor. Biz ise onu okumayı yeni yeni öğreniyoruz.







