Ana Sayfa Güneş Sistemi X Gezegeni Gerçek Mi?

X Gezegeni Gerçek Mi?

29
0
X Gezegeni Gerçek Mi?

Güneş Sisteminin Sınırındaki Yeni Keşif Olaylara Yeni Bir Bakış Açısı Katıyor!

Güneş Güneş Tutulması
Güneş’in çekim gücü, Neptün’ünkinden 160 kat daha fazla olarak uzaya uzanıyor. 

Dokuzuncu Gezegen arayışı devam ederken, yeni keşifler Güneş Sistemi’nin en büyük gizemini çözmeyi daha da zorlaştırıyor.

Güneş Sisteminin dış sınırlarında keşfedilmemiş devasa bir gezegen mi var? Bu fikir, 1930’larda Plüton’un keşfinden önce de vardı.

“Gezegen X” olarak adlandırılan bu gezegen, önde gelen gökbilimciler tarafından, fiziğin beklediği yörünge hareketinden sapan Uranüs’ün yörüngesinin bir açıklaması olarak öne sürülmüştü.

Dünya’dan birkaç kat daha büyük olan keşfedilmemiş bir gezegenin kütle çekimi, bu tutarsızlığın olası bir nedeni olarak görülüyordu. Bu gizem, nihayetinde 1990’larda Neptün’ün kütlesinin yeniden hesaplanmasıyla açıklandı.

Ancak daha sonra  2016’da Caltech’in (Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü) gökbilimcileri Konstantin Batygin ve Mike Brown tarafından potansiyel bir dokuzuncu gezegen teorisi ortaya atıldı.

Mike Brown ve Konstantin Batygin
Mike Brown (solda) ve Konstantin Batygin, 2016’da dokuzuncu gezegen teorilerini ortaya attıkları sıralarda. 

Teorileri, Neptün’ün ötesinde yer alan ve Plüton’u da içeren cüce gezegenler, asteroitler ve diğer maddelerden oluşan dev bir kuşak olan Kuiper Kuşağı ile ilgilidir.

Güneş’in etrafında yörüngede dönen birçok Kuiper Kuşağı cisimleri (Neptün ötesi cisimler) keşfedilmiştir, ancak Uranüs gibi bunlar da beklenen yönde sürekli olarak dönmezler.

Batygin ve Brown, yörüngelerini etkileyen büyük bir çekim kuvvetinin olması gerektiğini savundular ve potansiyel bir açıklama olarak dokuzuncu gezegeni önerdiler.

Bu durum, kendi Ay’ımızda olanlarla karşılaştırılabilir. Ay, aralarındaki mesafeye bakıldığında beklendiği gibi, Güneş’in etrafında her 365,25 günde bir döner.

Ancak, Dünya’nın çekim gücü o kadar güçlüdür ki, Ay da gezegenin etrafında her 27 günde bir döner. Dışarıdan bir gözlemcinin bakış açısına göre, Ay bu nedenle spiral bir hareket sergiler.

Benzer şekilde, Kuiper Kuşağı’ndaki birçok cisim, yörüngelerinin sadece Güneş’in kütle çekiminden değil, daha fazla etkenden etkilendiğine dair işaretler göstermektedir.

Gökbilimciler başlangıçta dokuzuncu gezegen teorisine şüpheyle yaklaşsalar da, daha güçlü gözlemler sayesinde Neptün ötesi cisimlerin yörüngelerinin gerçekten düzensiz olduğuna dair artan kanıtlar ortaya çıkmıştır.

Brown’a göre, “P9’un var olmaması ihtimalinin çok düşük olduğunu düşünüyorum. Şu anda gördüğümüz etkiler için, ne de Güneş Sisteminde gördüğümüz P9 kaynaklı diğer sayısız etki için başka bir açıklama yok.”

Örneğin, 2018’de Güneş’in etrafında dönen ve 2017 OF201 olarak bilinen yeni bir cüce gezegen adayı olduğu açıklandı. Bu cismin çapı yaklaşık 700 km’dir (Dünya yaklaşık 18 kat daha büyüktür) ve oldukça eliptik bir yörüngeye sahiptir.

Güneş’in etrafında yaklaşık olarak dairesel bir yörüngeye sahip olmaması, ya ömrünün başlarında bir çarpışmanın onu bu yola soktuğunu ya da dokuzuncu gezegenin kütle çekimsel etkisini gösteriyordu.

Teoriyle İlgili Sorunlar

Öte yandan, gezegen X gerçekten varsa, neden henüz kimse onu bulamadı? Gökbilimciler, varlığını haklı çıkaracak kadar Kuiper cisimlerinden elde edilen yörünge verisi olup olmadığını sorgularken, hareketleri için alternatif açıklamalar da öne sürdüler.

Örneğin, bir enkaz halkasının etkisi veya daha fantastik bir fikir olan küçük bir kara delikAncak esas sorun, Güneş Sistemi’nin dış bölgelerinin yeterince uzun süre gözlemlenmemiş olmasıdır. Örneğin, 2017 OF201 cisminin yörünge periyodu yaklaşık 24.000 yıldır.

Bir cismin Güneş etrafındaki yörünge yolu birkaç yıl içinde bulunabilirken, herhangi bir çekim etkisinin ince değişikliklerini fark etmek için muhtemelen dört ila beş yörüngeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Kuiper Kuşağı’ndaki yeni cisim keşifleri, dokuzuncu gezegen teorisi için de zorluklar ortaya çıkardı. Bunlardan en yenisi, Hawaii’deki Subaru teleskobu tarafından keşfedilen 2023 KQ14 adlı cisimdir.

Bu cisim “Sednoid” olarak bilinir; zamanının çoğunu Güneş’ten çok uzakta geçirir, ancak Güneş’in çekim gücünün etkili olduğu alan içinde yer alır (bu alan yaklaşık 5000 AU uzaklıktadır; 1 AU, Dünya ile Güneş arasındaki mesafedir).

Cismin sednoid olarak sınıflandırılması, Neptün’ün çekim etkisinin üzerinde çok az veya hiç etkisinin olmadığı anlamına da gelir.

2023 KQ14’ün Güneş’e en yakın noktası 71 AU, en uzak noktası ise 433 AU uzaklıktadır. Örneğin, Neptün Güneş’ten yaklaşık 30 AU uzaklıktadır. Bu yeni cisim de çok eliptik bir yörüngeye sahiptir. Ancak 2017 OF201’den daha kararlıdır.

Bu da varsayımsal dokuzuncu gezegen de dahil olmak üzere büyük bir gezegenin yörüngesini önemli ölçüde etkilemediğini gösterir. Eğer dokuzuncu gezegen varsa, Güneş’ten 500 AU’dan daha uzakta olması gerekebilir.

Neptün'ün Ötesindeki Kuiper Kuşağı Nesneleri
Neptün’ün ötesindeki yeşil cisimler kuşağı Kuiper Kuşağı’dır. 

X gezegeni teorisi için işleri daha da kötüleştiren şey, bunun keşfedilen dördüncü sednoid olmasıdır. Diğer üçü de istikrarlı yörüngeler sergiler, bu da dokuzuncu gezegenin gerçekten çok uzakta olması gerektiğini düşündürür.

Bununla birlikte, Kuiper Kuşağı içindeki cisimlerin yörüngelerini etkileyen devasa bir gezegenin var olma olasılığı hala mevcuttur.

Ancak gökbilimcilerin böyle bir gezegeni bulma yeteneği, insansız uzay yolculuğunun bile kısıtlamalarıyla bir nebze sınırlıdır.

NASA’nın New Horizons keşif aracının hızına dayalı tahminlere göre, bir uzay aracının onu bulacak kadar uzağa seyahat etmesi 118 yıl sürecektir.

Bu, herhangi bir şeyi tespit etmek için yer ve uzay tabanlı teleskoplara güvenmeye devam etmemiz gerektiği anlamına geliyor. Gözlem yeteneklerimiz daha ayrıntılı hale geldikçe sürekli olarak yeni asteroitler ve uzak cisimler keşfediliyor;

Bu da dışarıda ne olabileceğine dair daha fazla bilgi sağlayacaktır. Bu nedenle bu çok büyük uzayı izleyelim ve önümüzdeki yıllarda neler ortaya çıkacağını hep birlikte görelim.

Önceki İçerikEvrenin Boş Sanılan Bölgelerinde Neler Var?