Ana Sayfa Blog Sayfa 53

SpaceX Uzay İstasyonuna İlk Kez İnsanlı Uçuş Yapacak…

0
SpaceX Uzay İstasyonuna İlk Kez İnsanlı Uçuş Yapacak…

SpaceX Gelecek Ay İlk Kez İnsanları Uzay İstasyonuna Taşıyacak

NASA yaptığı açıklamada, bir SpaceX roketinin 27 Mayıs’ta Uluslararası Uzay İstasyonuna iki astronot göndereceğini duyurdu. Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi başkanı Jim Bridenstine, attığı bir tweette “27 Mayıs’ta @ NASA bir kez daha Amerikan topraklarından Amerikan roketleriyle Amerikalı astronotlarını uzaya gönderecek” şeklinde bir açıklamada bulundu.

Temmuz 2011’den beri ABD, Amerikan astronotlarını ISS’ye göndermek için Rus Soyuz roketleriyle işbirliği yapıyor onlara güveniyordu. ABD uzay ajansı, Mayıs ayında mürettebat misyonunu yürütmeyi hedefledi ve küresel korona virüs pandemisine rağmen plana bağlı kalacaklarını açıkladılar.

Astronot Robert Behnken ve Douglas Hurley, teknoloji girişimcisi Elon Musk tarafından kurulan SpaceX tarafından inşa edilen bir Crew Dragon uzay aracı SpaceX Falcon 9 roketiyle ISS’ye doğru uçacaklar. NASA, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden, Apollo ve uzay mekiği görevlerinde kullanılan tarihi fırlatma rampası olan 39A’ dan 27 Mayıs’ta yerel saatle 20:32’de kalkacaklarını açıkladı.

Behnken ve Hurley, Amerika Birleşik Devletleri’ni mürettebatlı uçuşlar için artık Rusya’ya bağımlı olmaktan kurtarmayı hedefleyen bu misyon için yıllardır eğitim alıyorlar. Crew Dragon kapsülü, 2012’den beri ISS’ye malzeme göndermek için kullanılan SpaceX’in Dragon kapsülünün değiştirilmiş bir versiyonudur. Kalkıştan sonra ISS’ye yanaşmaları yaklaşık 24 saat sürecek. ISS’de kalma süreleri ise şimdilik belirlenmemiştir.

SpaceX Elona Muska vyšle již příští rok do vesmíru první ...

Şu anda ISS’de bir Amerikalı astronot ve iki Rus kozmonot bulunmakta birlikte çalışmaktalar. Mayıs ayı misyonu, uzay mekiği dönemindeki zorlu sayfayı çevirmekte sorun yaşayan NASA için bir kilometre taşı niteliğinde olacaktır. Hatırlanacağı üzere o dönemin uzay mekiği servisleri Amerikalı astronotları otuz yıl uzaya taşımış, ancak araçların ikisi talihsiz kazalarla infilak edip havaya uçmuştu.

Mekik uçuşlarını terk ettikten sonra NASA, yeni nesil bir uzay aracını geliştirmek için özel sektöre yöneldi ve şimdi SpaceX ve Boeing ile mürettebatlı bir kapsülü geliştirmek için rakipleriyle yarışır duruma geldi. SpaceX, Crew Dragon ve Starliner Boeing ile çıkış yaptı ancak Starliner, Aralık ayında deneme çalışmaları sırasında  bir aksilik yaşımış olmasına rağmen SpaceX şimdi astronotları uzaya gönderen ilk özel şirket olmaya hazırlanıyor.

Mart ayında Musk’un Ejderha kapsülü, uzayda altı günden sonra Atlantik’e dönmeden önce, gemideki bir mankenle, Dünya’nın 400 km üzerinde yörüngede olan ISS’ye doğru bir tur attı. SpaceX, 2012’den bu yana 15 kez yolculuk yapmasına rağmen, ancak sadece uzay istasyonuna yakıt ikmali yapmak için görevlendirilmişti.

Güneş Sistemimizin İlk Ziyaretçisi Nasıl Oluştu?

0
Güneş Sistemimizin İlk Ziyaretçisi Nasıl Oluştu?
The 2nd known interstellar visitor makes 'Oumuamua seem even odder |  Science News
‘Güneş Sistemimize 2017 yılında yıldızlararası uzaydan giren Oumuamua, başka bir yıldız tarafından parçalanan bir kuyruklu yıldız, asteroit veya küçük gezegenin birçok kalıntısından biri olabilir.

Güneş Sistemimizi ilk ziyaret eden cisim nasıl oluşmuş olabilir? Uzaylı teknolojisiyle açıklamaya gerek var mı?

Nesne, yalnızca Güneş’in çekim gücü nedeniyle şekillenen belirli bir yolu takip etmedi. Durum böyle olunca ‘Oumuamua’ bir kuyruklu yıldızdan beklendiği gibi buzlu bir yüzeye sahip olmadığını bizlere ima etmesine rağmen, kuyruklu yıldız gibi güneşin ışınım gücü nedeniyle gaz bıraktığını da gösterdi.

Cote d’Azur Gözlemevi’nden astrofizikçi Yun Zhang, yeni çalışmasında, farklı yörüngelere sapan çeşitli nesnelerin ne olduğuna bakarak, ‘Oumuamua’nın nasıl tuhaf bir şekil ve yörünge aldığını anlamak için bilgisayar simülasyonları kullandı.

Örneğin, Güneş Sistemimizde genellikle, adeta gevşek paketlenmiş bir moloz yığınından başka bir şey olmayan bir asteroid olsun, bu cisim ana yıldızımızın 60 bin km kadar yakınından geçerse, gerilir ve sonra güçlü gelgitler tarafından çok sayıda çeşitli büyüklüklerde parçalara ayrılır.

Araştırmacılar, bunlardan bazılarının güneş sisteminden yıldızlar arası uzaya doğru fırlayacağını düşünüyorlar. ‘Oumuamua’nın ana bedeni bir kuyruklu yıldız olsaydı, benzer bir kaderi paylaşacaktı.

Bu şekil, ‘Oumuamua benzeri nesnelere yol açabilecek gelgit bozulması sürecini göstermektedir.

Zhang, güçlü çekim dalgalarının kuyruklu yıldızı parçalara ayıracağını ve yüzeyindeki buzların çoğunun adeta pişeceğini söyledi. Ancak, su ve karbondioksit de dahil olmak üzere bazı uçucuların buzları, nesnenin kayalık yüzeyinin 10 ila 50 cm derinliğinde hayatta kalabilir.

Böyle bir nesne daha sonra Güneşimiz gibi daha büyük ve daha sıcak bir yıldızdan geçerse, bu buzlar buharlaşabilir ve yavaşça ama sürekli olarak uzaya dökülebilir.

Bu fışkırmalar düzensiz olsaydı, küçük güçlendirici roketler gibi davranacaklardı ve gökbilimcilerin ‘Oumuamua için gözlemledikleri yörünge anormalliklerine neden olacaktı.

Eğer asteroit kalıntıları yüzeyinin altında az miktarda su taşıyorsa, yaydıkları emisyonlar da ‘Oumuamua’da olduğu gibi garip bir yörüngeye neden olabilir.

Takımın simülasyonlarında görülüyordu ki, Dünya’dan 10 kat daha büyük bir gezegen bile, kırmızı bir cüce yıldızın 40 bin km yakınından geçerse parçalanabiliyordu.

Böyle bir olaydan sonra garip şekilli, su taşıyan şarapnel parçası gibi olan cismin yaklaşık yarısı yıldızın çekim etkisinden kaçabilir ve sonunda diğer güneş sistemlerine geçiş yapabilir.

Evrenin Gizli Tarafı…

0
Evrenin Gizli Tarafı…

Evrenin Gizli Tarafını Görmek

Yani evrenimizdeki yapının çoğu, yıldızları, galaksileri ve parlak gaz bulutlarını oluşturma işlemi için tüm güzelliği ile parıltılı bir biçimde ışıma yapmıyor. Açıkçası, bu durum biraz moral bozucu. Evrendeki maddenin dağılımını incelemek istiyoruz. Evrenimizin nasıl oluştuğunu ve şu anda nasıl bir evrimden geçtiğini anlamamıza yardımcı olmaması, parıldamaması yani ışınımda bulunmaması, durumu sinir bozucu astronomik bir çaba haline getiriyor.

İşte bunu nasıl başardık?

Birincisi, en büyük ölçekte, evrenimizdeki madde, kozmik ağ olarak bilinen geniş, karmaşık internet benzeri filaman bir ağ oluşturur. Ağdaki yoğun düğümlere kümeler denir ve yüzlerce hatta binlerce gökadaya ev sahipliği yapar. Bu kümeler arasında uzanan, aralarında ince, görünmez bir gaz geçiren bir gökada zincirinden (ip üzerine dizilmiş boncuklar gibi), yapılmış uzun, ince dalları olan filamanlardır.

Mycelium Network Dark Matter We Are Wildness - We Are Wildness

Bu filamanlarda çok fazla madde olduğundan şüpheleniyoruz, ancak görmek zor çünkü onu oluşturan gaz yapı çok incedir. İnceliklerine rağmen, filamanlardaki gazın epeyce sıcak olduğu düşünülmektedir. Düşük enerjili ışık, örneğin mikrodalga gibi bir şey bu filamanlardan geçtiğinde, sıcak gaz radyasyonun enerjisini yükselterek daha sıcak bir ışımaya dönüştürür.

Dolayısıyla, bu filamentlere arka plan ışık kaynağından baktığımızda, potansiyel olarak filament tarafından ortaya adeta dökülmüş bir tür “gölge” görebiliriz. Bu etki, onu tasarlayan iki Rus astronomun onuruna Sunyeav-Zel’dovich Etkisi olarak adlandırılmıştır. O kadar inanılmaz derecede zayıf ve hafiftir ki, sadece bir filamana bakarken onu hiç göremeyiz. Ancak gökbilimciler zekice bir gruptur ve birden fazla filamanın gözlemlerini bir araya getirerek, evrendeki eksik maddenin ilk ipuçları olan net bir sinyali alabildiler.

Yakındaki İkili Sistemde Bir Süper Dünya…

0
Yakındaki İkili Sistemde Bir Süper Dünya…

Gliese 338Bb: Yakındaki İkili Sistemde Süper Dünya Bulundu

İspanya’daki Calar Alto Gözlemevi’nin CARMENES tayf ölçerini kullanan gökbilimciler, ikili sistem Gliese 338’de bir M-cüce yıldızın etrafında dönen bir süper Dünya keşfettiler.
Yeni keşfedilen gezegen, yıldızının yaşanabilir bölgesindeki bir yörüngede dolanmakta ve Dünya’dan çok daha büyük.
Gliese 338Bb: Super-Earth Found in Nearby Binary System | Astronomy |  Sci-News.com

Bir sanatçının süper Dünya Gliese 338Bb ve yıldızları hakkındaki izlenimi.

Gliese 338, Dünya’dan yaklaşık 20.7 ışık yılı uzaklıkta bulunan geniş, yıldızları birbirine uzakça olan bir çift yıldız sistemdir. Yıldızlar Güneş kütlesinin% 64 ila 69’u arası büyüklüktedir.

Bu ikili yıldız sistemi bir milyar yaşın üzerindedir ve birbirine benzer iki M0 tipi yıldızdan oluşur: Gliese 338A (GJ338A veya HD 79210) ve Gliese 338B (GJ 338B veya HD 79211) olarak da bilinir. Aralarında öngörülen uzaklık yaklaşık 109 AB’dir (1 AB= Güneş Dünya arası ortalama uzaklık).

Centro de Astrobiología’dan Dr. Esther González-Álvarez liderliğindeki bir gökbilimciler ekibi, Gliese 338A ve B’nin etrafındaki dar yörüngelerde dolanan küçük gezegenlerin varlığını spektroskopik (tayfsal) radyal hız tekniği denilen bir yöntemi kullanarak araştırdı.

CARMENES spektrografından (tayf ölçer) radyal hız verilerini ve Las Cumbres ve Sierra Nevada gözlemevlerinin yer-teleskobundan alınan fotometrik (ışık ölçer) verilerini analiz ettiler.

New Models Find that Gliese 581d is the First Potentially Habitable  Exoplanet

Keşfettikleri gezegen, 2445 günde bir 0.14 AB mesafedeki sistemin daha küçük bir üyesi olan Gliese 338B’nin etrafında dönmekteydi.

Gliese 338Bb (GJ 338B veya HD 79211b) olarak adlandırılan bu yabancı dünya, Dünya kütlesinin 10.3 katı bir kütleye sahipti. “Gliese 338Bb, nispeten küçük bir uzaklıktaki ikili sistemin bir yıldızında şimdiye kadar keşfedilen en az masif gezegenlerden biridir” diyor Dr. González-Álvarez ve meslektaşları.

Gezegenin sıcaklığının 27 ila 117 derece Celsius arasında olduğunu tahmin ediyorlar. Gökbilimciler, “Gliese 338Bb, ana yıldızı etrafındaki yaşanabilir bölgenin iç sınırı içinde yatıyor.

Kütleler, spektral tipler, parlaklıklar ve hatta dönme periyotları, muhtemelen aynı zamanda yaşıt olan ve aynı moleküler buluttan oluşan yıldızların her ikisine de çok benziyor, ancak gezegen sistemlerinin mimarisinde farklılar vardır” tespitinde bulundular.

Huzursuz Bir Gezegeni Ardında Bırakan Üç Astronot Uzay İstasyonuna Demir Attı…

0
Huzursuz Bir Gezegeni Arkasında Bırakan Üç Astronot Uzay İstasyonuna Demir Attı…

ana makale resmi

Üç kişilik bir ekip, geçtiğimiz günlerde Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) başarıyla yerleştirildi ve korona virüs salgını tarafından boğulmuş bir gezegeni geride bıraktı.

Rus uzay ajansı Roscosmos, Soyuz MS-16 kapsülüyle ilgili yaptığı açıklamada operasyonun başarılı bir şekilde tamamlandığını söyledi.

Roscosmos’tan Anatoly Ivanishin, Ivan Vagner ve NASA’dan Chris Cassidy’e, COVID-19 önlemlerinden dolayı protokolde değişiklik olduğu Baikonur’daki fırlatmadan altı saat sonra ulaştı. O arada çıkış yapan ekip, aile ve arkadaşlarına vedalaşmadan önce basının sorularıyla karşı karşıya kaldı.

Mürettebat basın toplantısında gazetecilerin e-postayla gönderilen sorularına yanıt vermesine rağmen, bu sefer virüs üzerinde uygulanan seyahat kısıtlamaları nedeniyle aile ve arkadaşları tarafından uğurlanmadı.

50 yaşındaki Cassidy mürettebat ailelerinin Rusya’nın komşusu Kazakistan’daki uzay merkezi Baikonur’da bulunamamasından ötürü etkilendiklerini itiraf etti ve “tüm dünyanın aynı krizden etkilendiğini biliyoruz” dedi.

Astronotlar uzay görevlerinden önce rutin olarak karantinaya girerler ve onları enfeksiyondan korumak için Baikonur’da cam duvarın arkasından son bir basın toplantısı düzenlerler.

Üçlü, Moskova dışındaki Star City eğitim merkezinde, geleneksel lansman öncesi ritüellerden ve başkent ziyaretlerinden kaçınarak, bu sürece her zamankinden daha erken başladılar.

ISS’den Dünya’ya dönecek ekipse, pandemiyle ilgili yeni seyahat önlemlerinin bir parçası olarak, her zamanki gibi Kazakistan’ın merkezindeki Karaganda yerine Baikonur uzay üssünden kendi ülkelerine uçacak.

For Astronauts, Crazy Risks Come with the Job
Kendini izole etmenin ipuçları

ISS tipik olarak bir seferde altı kişiyi ağırlama kapasiteli altı yatak odalı bir evden daha büyük 388 metreküp yaşanabilir bir alana sahiptir.

Hükümetler COVID-19 için sert tedbirlere başvurduğundan, bu boyutlar çoğu kimselere imrenilecek gibi gelecektir. Son haftalarda, ISS ve Dünya’daki astronot ve kozmonotlar, kendi kendine izolasyonla başa çıkmanı ipuçlarını paylaşıyorlar.

NASA’dan Scott Kelly geçen ay New York Times’a yaptığı açıklamada, uzayda geçirdiği neredeyse bir yıl boyunca en büyük özleminin doğanın yeşil rengi, kır kokusu ve yüzüne vuran güneşin sıcak hissini özlediğini söyledi.

ISS’de geçirdiği süre boyunca “iki kez” taht oyunlarını izlemiş ve mürettebatla sık sık film gecelerinin tadını çıkarmış.

Kozmonot Sergey Ryazanskiy, ise hem gençlere hem de yetişkinlere yönelik düzenlenen yarışmanın bir parçası olarak fiziksel egzersizleri nasıl tamamladıklarına dair videolar yayınlamasıyla 10 haftalık bir mücadelenin yüzü haline geldi.

Roscosmos’un desteklediği inisiyatif, halka açık alanlarda ya da dışarı çıkmadan, insanların tecrit durumunda, sağlıklı bir yaşam tarzı ve olumlu düşünceleri düzenli sporlarla sağlayabileceğini hedefledi.

Uluslararası Uzay İstasyonu Rusya ve Batı arasında nadir bir işbirliği örneği olarak, 1998’den beri saatte yaklaşık 28 bin km hızla Dünya’nın etrafında dönmektedir.

Kara Deliğin Püskürttüğü Gazın En Yakın Görüntüsü…

0
Kara Deliğin Püskürttüğü Gazın En Yakın Görüntüsü…
Gökbilimciler, bir kara delikten püsküren plazmanın şimdiye kadarki en yakın görüntüsünü elde ettiler.

Geçen yıl, bilim insanları, küresel bir işbirliği ortaya koyarak, bir kara deliğin ilk doğrudan görüntüsünü yakalayarak tarih yazdılar.

Şimdi de, takip ettikleri muhteşem bir olay var – süper kütleli bir kara delik tarafından ortaya atılan şiddetli bir jete en yakın bakış.

Bu süper kütleli kara delik  Dünya’ya 5 milyar ışık yılı uzaklıkta 3C 279 olarak bilinen olağanüstü parlak bir kuazarın kalbinde yer almakta. Kuazarlar, galaksilerde bildiğimiz en parlak kozmik nesneler arasındadır.

Devasa kara delikler aynı zamanda şiddetli radyasyon yayar onların birikim diski kara deliğin olay ufkuna doğru düşer.

Sonuçlar aslında Olay Ufku Teleskobu (EHT) ekibi tarafından Nisan 2017’de yürütülen tarihi kara delik görüntüsünü veren aynı gözlem çalışmasından geliyor.

Aslında 3C 279 bu çalışmada dört ikincil nesneden biriydi. Maddenin, aç bir süper kütleli kara deliğin boşluğuna düştüğünde bir kısmının  neredeyse ışık hızında hızında hareket ettiğini zaten biliyorduk.

Sonuç olarak, kara delik Evrende bilinen en hızlı hareket eden parçacıkların göreli jetlerini üretir. EHT ekibinin şu anda eşi benzeri görülmemiş bir detayda çözdüğü ve 3C 279’daki kara deliğin birikim diskine kadar izlediği bu patlama jetlerinden biri. Bize biraz bulanık görünebilir, ancak veri böyle.

Birincisi, ekip bir sürpriz ortaya çıkardı: jetin düz olması gerekiyorsa, veriler aslında jetin yönüne dik olan uzun bir yapı ile birlikte tabanında bir viraj gibi görünen şeyi ortaya koyuyordu.
Araştırmacılar bu durumu, “morfolojisi geniş, jet üssü çözülmesi ya da mekansal olarak bükülmüş jet olarak yorumlanabilir” diye açıkladı.
Gözlemler birkaç gün içinde gerçekleştiği için, araştırmacılar aynı zamanda simülasyonlar tarafından tahmin edilen, ancak doğrudan gözlenmeyen bir şeyin ince değişikliklerini, örneğin: birikim diskinin dönüşü ve malzemenin kara deliğe düşerken parçalanmasını da fark edebiliyorlardı.

EHT’nin bu müthiş iş yapması için nesnelerden biri olarak 3C 279’un seçilmesi tesadüfi değildir. Geçen yıl gördüğümüz süper kütleli kara deliğin tüm ihtişamı için M87 galaksisi, aslında nispeten zayıf bir gama ışın emisyonu kaynağıdır.

Daha güçlü aktif galaktik çekirdekler – örneğin 3C 279 – çok daha büyük parlaklık mesafelerinde olma eğilimindedir yani gece gökyüzünde fark etmemiz daha zordur. Ancak 3C 279, şimdiye kadar gözlemlediğimiz en parlak gama ışını kaynaklarından biridir. anahtar şekil göreli jet eht 3C quasar

Ekip, Nisan 2017’de dört gece 3C 279 için EHT eğitimi aldı ve altı coğrafi bölgedeki sekiz istasyondan veri topladı.

Bu veriler, kapsamlı analiz için Max Planck Radyo Astronomi Enstitüsü (MPIfR) ve MIT’deki süper bilgisayarlara dikkatle aktarılmak zorundaydı.

Kanada Çevre Enstitüsü’nden astrofizikçi Avery Broderick, “3C 279 için, EHT’nin dönüştürücü çözünürlüğünün verilerini yorumlamak için yeni bir hesaplama araçlarının kombinasyonu gereği ortaya çıktı” dedi.

“Tek bir radyo ‘çekirdeği’ olan şey şimdi iki bağımsız kompleks olarak çözümlendi. Ve ışık topları küçük ölçeklerde bile hızlı hareket ediyorlar, 3C 279’daki jet, ışık hızının yüzde 99,5’inden fazla bir hızla hareket ediyor” diye de ekledi.

Bunlar karadelik bilimi için olağanüstü bulgulardır. Uzun süredir simülasyonlara ve düşük çözünürlüklü gözlemlere dayanmış olsa da, bu gizemli nesnelerin nasıl çalıştığı ve görebildiğimiz jetlere neyin güç verdiği gibi anlamadığımız hala çok şey var.

Ekip ayrıca, “Böyle manyetik alan konfigürasyonu ve ayrıntılı jet enerji dengesi gibi kaynak özelliklerini detaylı takip etme şeklindeki çalışmalarımız tabi olacaktır” demekteler.

Dünya sonunda M87 * ‘nin gözüyle tanıştığında, gökbilimciler yeni güçlü oyuncaklarınla oynamaya henüz başlamışlardı ama ne yazık ki, bu yıl Mart / Nisan aylarında yapılacak en son EHT gözlem çalışması devam eden COVID-19 salgını nedeniyle iptal edildi.

Ancak bu işbirliği sonucu 2017 ve 2018’de bol miktarda veri toplandı. MPIfR direktörü ve EHT işbirliği kurulu başkanı Anton Zensus, geçen yıl “bir kara deliğin gölgesinin ilk görüntüsünü sunabiliriz” diyordu. “Şimdi 3C 279’da jet şeklinde beklenmedik değişiklikler görüyoruz ve henüz bitirmedik. Geçen yıl söylediğimiz gibi: bu sadece başlangıç” dedi.

Doğum Gününüzde Hubble Teleskobu Ne Gördü?

0
Doğum Gününüzde Hubble Teleskobu Ne Gördü?

NASA’nın Hubble Uzay Teleskobu  yakaladığı kozmik harikalarından birini doğum gününüzde size özel gösteriyor

COVID-19: Uydular Yardımcı Olabilir mi?

0
COVID-19: Uydular Yardımcı Olabilir mi?

COVID-19: Uydular nasıl yardımcı olabilir?

COVID-19: uydular nasıl yardımcı olabilir?
Avrupa Uzay Ajansının (ESA) Toplum için Dünya Gözlem Bilimi programının bir parçası olan Kalıcı Açık Çağrıya COVID-19 ile ilgili yeni bir çağrı eklendi.

Amaç, uydu verilerinin harita üzerinde nasıl kullanılabileceğini görmek, virüsün toplum, ekonomi ve çevre üzerindeki etkilerini anlamak.

Koronavirüs COVID-19 salgını bildiğimiz gibi günlük hayatı neredeyse felç etti. Bu son derece bulaşıcı hastalığın yayılması önlense bile, dünya normale dönme konusunda büyük zorluklarla karşılaşacaktır.

Böylesi benzeri görülmemiş zamanlarda Avrupa’nın araştırma merkezlerinde ve teknik organizasyonlarında çalışan uzmanların desteklenmesine yardımcı olmak için ESA, COVID-19’un toplum, ekonomi ve çevre üzerindeki etkilerini anlama konusunda iki yeni girişimde bulundu.

Dünyadaki şehirlerde  şimdilerde durma noktasına geldi. Bu durumda Kopernik Sentinel 5P  , azot dioksit gibi atmosferik kirleticilerin konsantrasyonlarındaki değişiklikler hakkında önemli bilgiler sağlamakta.

Ayrıca şu anda gerçekleşmekte olan diğer toplumsal ve ekonomik değişikliklere yeni bir ışık tutmak için Dünya gözlem verilerini kullanma konusunda büyük bir potansiyel var.

COVID-19’un etkilerini araştırmada Dünya gözlemci uydularının nasıl kullanılabileceğini görmek için ESA yeni bir teklif çağrısı yayınladı.

Amaç, uydu verilerinin;  örneğin ulaşım ağları, ticari limanlar ve petrol rafinerileri gibi ağır endüstrilerdeki değişiklikleri haritalamak için nasıl kullanılabileceğini görmektir.

ESA’nın Dünya Gözlem Programları Direktörü Josef Aschbacher, “COVID-19 toplumu büyük bir yük altında bırakıyor. Şimdiye kadar yapılmış en sofistike uydulardan bazılarının yanı sıra bazı toplumsal değişimleri anlamak ve izlemek için kullanılabilecek yeni yapay zeka teknolojilerinden yararlanmamız lazım.

Bu zorlu zamanlarda topluma hizmet etmek için uydu verilerini kullanmanın anahtarı yeniliktir ve yeni çağrımızın bazı değerli teklifler getireceğine inanıyoruz” dedi.

yeşil ve kahverengi mercan

Yeni çağrı, ESA’nın Toplum için Dünya Gözlem Bilimi programının bir parçası olan Kalıcı Açık Çağrıya eklendi. Yeni çağrıya ek olarak, 6 Nisan’da Avrupa Komisyonu ile koordineli olarak ESA, Özel Senaryo Yarışması’nın bir baskısını başlattı.

Yarışma, uzaktan algılama uzmanlarını, makine öğrenen bilim insanlarını ve ilgili kamuoyunu, sanayi, ticaret, ulaşım ve tarım gibi ekonomik sektörlerin durumunu hafifletmeye nasıl yardımcı olabileceği konusunda fikir sunmaya çağırıyor.

Aynı zamanda yarışma diğer bütün fikirlere de açık, herkes düşüncesiyle katkıda bulunabilecek. En iyi katkılar haftalık olarak nakit ödüllerle ödüllendirilecek. Ayrıca, her ay her kategoride en iyi fikir için bir ödül ve en iyi genel katkı için bir final ödülü olacak.

Sinergise’den Grega Milcinski, “Katılımcılar, tüm beceri düzeyleri için kolayca erişilebilir hale getirilen Dünya gözlem verilerini, araçlarını ve makine öğrenim teknolojilerini kullanarak fikirlerini sunan bir dizi slayt oluşturmalıdır. Bunları mümkün olan en kısa sürede yapmalıyız ki malum COVID-19 durumu gecikmeye gelmiyor” dedi.

Evden Uzay Bilimi: Çocuklar ve Yetişkinler İçin Kaynaklar…

0
Evden Uzay Bilimi: Çocuklar ve Yetişkinler İçin Kaynaklar…

Bugünlerde dünya genelinde birçok insanın evde kalmasıyla birlikte güzel zaman geçirmek ve uzay bilimi hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir dizi etkinlik.

Evden uzay bilimi: çocuklar ve yetişkinler için kaynaklar
Avrupa Uzay Ajansı (ESA) 1989’da astrometrik (gökyüzünü haritalama, çizme bilimi) bir uzay misyonunu başlattı. Uydunun ismi, MÖ 2. yüzyılda yaşamış ömrünü astronomiye adayan ve bilinen en eski yıldız kataloğunu derleyen Yunan astronomu Hipparchus’un anısına izafen Hipparcos olarak adlandırılmıştı. 

Üç yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Hipparcos’un verilerine dayanarak yayınlanan katalog astronomi araştırmalarının birçok alanında büyük bir etkiye sahipti.

Bu katalog 117 955 yıldızı listelemiş, konumlarını daha önce hiç görülmemiş bir doğrulukla rapor etmiş ayrıca uzaklıklarını ve Galaksideki hareketlerini de belirlemiştir. Yer tabanlı gözlemlerden 8 binin üzerinde yıldıza ait bilgileri içeren son kataloglara göre büyük bir ilerlemeydi.

Koltukta astronomi

Hazır evlere kapanmışken Gökyüzünün tamamına erişim sağlayan bir keşif portalı olan ESASky ile işe başlayabilirsiniz. Bu, Bilgisayar, tablet ve ulaşımına açık bilimsel bir uygulama. ESA ve diğer ajanslar tarafından yararlanılan birçok  verilerini içeriyor.

Uygulamayı Explorer’da açtığınızda imleç ile nesnelerin rastgele görselleştirmeleri, kişinin favori cisimlerinin adını girerek etrafında gezinmeleri, Bilim modunda ayrıca kullanıcıların ilgilendiği ulaşmaları ve çok daha fazlası sağlanıyor.

Araştırmaları için ESA’nın gezegen misyonlarından elde ettiği verileri kullanan bilim insanlarının sıkça başvurduğu bir platform olan ESA’nın Planet Science arşivi, kullanıcıların görüntülere ve diğer veri ürünlerine göz atmaları için görsel bir galeri arayüzü içeriyor.

Vatandaş bilimi

Bilim insanlarına katılmak ve birinin araştırmalarını evden desteklemek için klasik bir etkinlik. Herkesin bilimi. Beşeri bilimler ve daha birçok alanda kişilerin gerçek araştırmalara  katılmasını sağlayan vatandaş bilimi.

Özellikle insanların desteklediği araştırmalar için dünyanın en büyük ve en popüler platformu olan Zooniverse’de çevrimiçi ortamda çalışan birçok vatandaş bilimi projesi var.

Evden uzay bilimi: çocuklar ve yetişkinler için kaynaklar
ESASky, bilgisayar, tablet ve mobil kullanıcıların, ESA ve diğer kurumlar tarafından işletilen birçok uzay bilimi misyonunun yanı sıra yer tabanlı teleskoplar tarafından gözlendiği gibi, elektromanyetik tayfın gama ışınlarından radyo dalga boylarına kadar yakınındaki ve ötesindeki kozmik nesnelerin görselleştirmesini sağlar. 

En ünlü projelerden biri, amatörleri astronomik görüntülerdeki gökada şekillerinin görsel olarak incelenmesi ve sınıflandırılmasında desteklemeye davet etmek için 2007 yılında başlatılan Galaxy Zoo’dur.

Yüz binlerce gönüllünün katılımını sağladı ve vatandaş bilim insanlarının girdilerine dayanan düzinelerce yayına yol açtı. Geçen yıl ESA ve diğer araştırma enstitüleri, gökbilimciler, gezegen bilimciler ve yazılım mühendislerden oluşan Hubble Asteroid Hunter adında bir ekip kurdu.

Bu projenin gönüllüleri; görüntülerde potansiyel olarak bulunan asteroitleri belirleyerek ve izlerini takiple konumlarını işaretleyerek, Zooniverse destekli  bilim insanlarının asteroitlerin yörüngelerini belirlemelerine, geliştirmelerine ve bu nesneleri daha iyi karakterize etmelerine yardımcı oluyorlar.

Bu, bilinen ya da önceden bilinmeyen asteroitlerin şimdiki yörüngelerini ve gelecekteki olası yörüngelerini daha önce bilinenlerden daha kesin bir şekilde belirleyebilecekleri anlamına gelmekte.

Samanyolu’ndaki yıldızları keşfetme

Kozmostaki yerimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir başka çevrimiçi kaynak. Hipparcos misyonu tarafından ölçülen gökyüzünü keşfetmek için etkileşimli bir görselleştirme olan ESA’nın Yıldız Haritası.

1989-1993 yılları arasında faaliyet gösteren Hipparcos, 100 binden fazla yıldızın konumlarını, hareketlerini ve mesafelerinin hassas ölçümlerini elde ederek astronomi araştırmalarının birçok alanı üzerinde önemli bir etkiye sahip olan ilk uzay astrometresi misyonuydu.

ESA’nın Gaia misyonu Hipparcos’un halefi olarak 2013 yılında başlatıldı ve eşi görülmemiş bir hassasiyetle bir milyardan fazla yıldızı haritalamakta.

Birinci ve ikinci Gaia olarak açıklanan veriler astronominin birçok alanında devrim kabul edilmiş ve yeni keşifler için halihazırda veri olarak depolarında bulunmakta.

Kullanıcılar, başka bir etkileşimli görselleştirme olan Gaia Yıldız Aile portresi aracılığıyla görevin ikinci veri sürümünden bir veri alt kümesini keşfedebilir ve astronomide yıldızların evrimini incelemek için temel bir araç olan Hertzsprung-Russell diyagramını daha fazla öğrenebilirler.

Evden uzay bilimi: çocuklar ve yetişkinler için kaynaklar
Gökbilimciler; derin gökyüzünü incelemek için NASA / ESA Hubble Uzay Teleskobunu kullandıklarında, güneş sistemimizden gelen asteroitlerin, uzaktaki galaksilerin veya bulutsuların görüntülerine ulaşabiliyor.

Heidelberg Üniversitesi tarafından geliştirilen gerçek zamanlı, 3 boyutlu bir astronomi görselleştirme yazılımı olan Gaia Sky’i kullanarak ESA’nın milyar yıldızlı araştırmacısının verilerini araştırmak da mümkün.

Gaia Sky, güneş sistemimizin bir simülasyonunu, ikinci Gaia veri sürümünden gelen verilerin bir görünümünü, yıldız kümelerini, yakın ve uzak galaksileri, kuasarları ve Kozmik Mikrodalga Arka planını görselleştirmek için ek astronomik ve kozmolojik verileri içeriyor.

Çocuklar için kaynaklar

ESA Çocuklar; çocuklar için tasarlanan bir web sitesi, ESA Eğitim ofisi, okullar kapalı iken evde iyi vakit geçirmek ve eğlenmek için çocuklara ilişkin bir sürü faaliyetleri içermekte.

Kağıda ve yazıcıya erişimi olanlar için modeller oluşturma imkanı da vardır:

Son olarak, ESA’nın  görevlerinden bazılarını içeren, güneş sistemimizdeki gezegenleri ve diğer gök cisimlerini araştıran animasyonlu videolardan bazılarını bulabilirsiniz (videolar birkaç dilde mevcuttur).

Önümüzdeki Günlerde Kuyruklu Yıldız Gösterisi Var…

0
Önümüzdeki Günlerde Kuyruklu Yıldız Gösterisi Var…

ATLAS kuyruklu yıldızı epeyce şov yapabilecek gibi gözüküyor

ATLAS kuyruklu yıldızı oldukça şov yapabilir
Kuyruklu yıldızın gökyüzünde 7 günlük işaretli yörüngesi. 

ATLAS ismi verilen bir kuyruklu yıldız şu anda güneşe doğru gidiyor ve sadece birkaç ay içinde gerçekten iyi bir gösteri yapabileceği bekleniyor.

Kuyruklu yıldız en iyi Kuzey Yarı küreden  görülecektir. Geçen Aralık ayında Hawaii’deki ‘Asteroit Karasal Etkili Son Uyarı sistemi’ (Asteroid Terrestrial-impact Last Alert System: ATLAS) aygıtı tarafından keşfedilen kuyruklu yıldıza (C / 2019 Y4 ATLAS) onu saptayan alete istinaden Atlas adı verildi.

Uzmanların tahmin ettiğinden çok daha hızlı bir biçimde parlaklığı artıyor. Kuyruklu yıldızların güneşe yaklaştıkça kütlelerine bağlı olarak buharlaşma ve/veya parçalanma yaşayabiliyor.

Bu nedenle ATLAS güneşe yaklaştıkça büyüklüğü, yapısı ve şeklini korumayı başarırsa, gökyüzünde Venüs’ten daha parlak görünebilir. Keşfinden kısa bir süre sonra C / 2019 Y4 (ATLAS) beklenilenden çok çok daha parlak görünmeye başladı.

Şu anda da o kadar parlak ki, bir ikili dürbünle ve meraklılar tarafından kolaylıkla izlenebilir. Bugünlerde Büyükayı Takımyıldızı doğrultusuna bakıldığında görülmektedir. Mayıs ayının sonunda maksimum parlaklığına ulaşması daha da heyecan verici renklere bürünmesi bekleniyor.

izini sürenler, Şubat ayında parlaklığı +17. kadir (gök cisimlerinde parlaklık ölçeği) iken  sadece bir ay sonra +8. kadire atladığını, yani parlaklığının 4 bin kat arttığını söylüyorlar.

Böyle bir artış oranıyla, sadece birkaç hafta içinde çıplak gözle uzak bölgelerde yaşayanlar tarafından görülebilir. Bir kuyruklu yıldız güneşe yaklaştıkça daha parlak görünür çünkü güneşin etkisiyle daha yoğun yanmaya ve bünyesinde barındırdığı donmuş malzeme daha fazla buharlaşmaya uçucu hale gelmeye başlar.

Ancak bu kırılgan yapıları nedeniyle, sağlam kalacaklarını tahmin etmek imkansızdır. Birçok kuyruklu yıldız tamamen yanar ve basitçe kaybolur.

ATLAS sağlam kalmayı başarırsa, ki bu alanda çalışan bazıları parlaklığının +1. kadirden muhtemelen -5. kadire  kadar artacağını öne sürüyorlar. Bu, en parlak olduğu durumda güneş gibi gün boyunca bile görüleceği anlamına gelir.